Advert
PARTİLERDE KRİZ VAR
Nevzat ÜLGER

PARTİLERDE KRİZ VAR

Bu içerik 1930 kez okundu.

          Bizde çok partili hayat esas itibariyle 1945 yılında başlamış kabul edilmekle birlikte, 1920’li yıllarda da bu tür girişimlerin kısa ömürlü de olsa gerçekleştiğini biliyoruz. 1945 yılından sonra Batının zorlaması ile muvazaa gibi algılar eşliğinde parlamenter sisteme geçilmiştir.

         Esas itibariyle partiler toplumun talepleri doğrultusunda kurulurlar. Yani talep halktan gelir, bu işe istekli ve yeterli insanlarda bu talepleri karşılayacak kadroları oluşturarak partiler kurarlar. Ancak baştan beri hep şu soru tam cevabını bulamadan menzilinde yol almıştır: Parlamenter demokrasimizin partileri hakikaten sivil oluşumlar mıdır yoksa devlet partileri midir?

         Bu anlamda CHP esas itibariyle tam bir devlet partisidir ve zaman zaman meydana gelen çalkantılar, onun bu çizginin dışına kayma eğilimi gösterdiği zamanlarda olmaktadır. Mesela Bülent Ecevit bir ara kontur gerillayı ayıplar bir tarzda demeçler verdiği için CHP içerisinde kalamamıştır. Çünkü CHP’nin görevi seküler ve laik bir ideolojinin devamını sağlamakla sınırlı olup, diğer ekonomik işleri kurumlar yapmalıdır. Buna da eğemenlik kayıtsız şartsız milletindir diyorlar. (Anayasa madde/6) Şimdilerde Kemal Kılıçdaroğlu bekleneni tam veremediğinden ya alaşağı edilecek ya da parti tekrar bölünecektir. Zaten parti asli görevinin dışına çıkarak toplumun ancak % 20’sine hitap eder bir pozisyona gelmiştir. Ayrıca alt yapısının zayıflığından olsa gerek, devamlı krir nedeni olmaya başladı.

         MHP tam bir kaosun içerisinde şu an. Gerçi MHP’nin hiçbir zaman yerli söylemleri değil ama yerlilik algısı toplumun geniş kesimleri tarafından kabul görmemiştir. Etnisite üzerine yaptıkları vurgular, toplumda ancak % 10-14 arasında kabul görmüştür. Ancak Devlet Bahçeli’nin gençliği sokağa dökmemesi ile Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olması için meclise girmesi toplum mühendisliğine alışmış kesimleri rahatsız etmiştir. Zaten Bahçeli de; şu anda partimizde yapılmak istenen şey, CHP’deki kasetle yapılan değişime çok benzemektedir demektedir. Hatta Genel Başkanlığa aday olan bir kişi için mensup olduğu oluşumun adını vererek yapılanın bir komplo olduğunu söylemektedir. Yapılmakta olan şey hakikaten parti içi hizmet mücadelesi midir yoksa toplum mühendislerinin bir oyunu mudur bunu göreceğiz.

         HDP hiçbir zaman milletvekillerinin iradesi ile yürüyen bir parti olamadı. Silahların gölgesinde ancak kendisine sufle edilen şeyleri tekrar etti. Zaten tek vurgusu etnisite üzerine olup, o da geri tepmiştir. İslam paranteze alınarak tamamen Marksist esasları dikkate alan politikaları, Müslüman olan bu toplumda kabul görmemiştir. Bu parti şu an itibariyle politik bir mevtaya dönüşecek gibi durmaktadır. Çünkü partilerine ait Belediye Başkanları ancak toplum sağlığına zarar vermektedirler.

         Şimdi önemli bir soru da şu oldu artık: Bu partiler hep birlikte neden krize girdiler? Acaba iç çekişmeleri, yeni kadroların yeni fikirleri olduğu için mi meydana geliyor? İşte burada bazı şeyler söylemek gerekir kanaatimce.

         Bu üç partimiz de esas itibarı ile toplumda sivil bir hareket olarak kabul görmüyor. İlk ikisi tamamen toplumun “modernleşmesi” için koşturan Atatürkçü partilerdir. Devlet partisi söylemini de hiçbir zaman reddetmemişlerdir. İkisinin de geçmişinde darbecilik var diye insanlar inanmaktadırlar. Üçüncü parti ise neresinden bakarsanız bakın, ne yasal ne de kamuoyu nezdinde meşruıyet çizgisine hiç yaklaşamamış, kökü itibariyle hiç yerli olmayan bir oluşumdur.

         Peki, AK Parti’nin on beş yıllık performansı bu partilerde krize neden olmuş olabilir mi acaba? Çünkü AK Parti hep yeni projeler üreterek yapılan on bir seçimin onundan iktidar çıkararak ilerliyor. Değişim kaçınılmazdır ve değişimin önünde kimse duramaz.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X