Advert
İSLAM BİRLİĞİ NASIL KURULACAK?
Habib KARAÇORLU

İSLAM BİRLİĞİ NASIL KURULACAK?

Bu içerik 373 kez okundu.

         Hep söyler, hep yazar, hep anlatırız birbirimize, Müslümanlar birlik olmalı, Müslümanlar bir araya gelmeli, Müslümanlar birlik olmadan sorunlarını çözemezler diye. Dünya Müslümanlarının az da olsa umut beslediği kırk yedi yıllık bir teşkilatları var ki, gerçi var mı, yok mu, o da belli değil. Adına önceleri İslam Ülkeleri Konferansı denirdi.Sonradan İslam Ülkeleri İşbirliği Teşkilatı olarak değiştirildi. Ancak, üç beş yılda bir yaptığı olağan veya olağan üstü toplantılarla gündeme gelen bu teşkilatın , toplandığı zaman kimse, toplantısından ne gibi kararlar çıkacak diye de sonucunu fazla da merak etmediği bir imajı da bulunmaktadır .Böylece  Dünya kamuoyu nezdinde fazla bir rağbet görmediğinden, etkileri kalıcı ve sürekli de değildir.

10-15Nisan tarihlerinde İstanbul’da toplanan İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) kırk yedi yıllık geçmişinde olduğu gibi rutin bir şekilde toplantısını sürdürerek , tatile çıkmış devlet başkanlarının rehavetlerinin sonucunda da  sadre şifa bir karar almadan başladığı gibi bitti. Aslında bir Hıristiyan Birliği olan Avrupa Birliği A’dan  Z’ye tüm konularda kriterlerini belirleyerek mensubu bulunan tüm ülkeler tek devlet gibi hareket ederken, İslam ülkelerinin maalesef tek bir ortak metni, tek bir ciddi icraatı  bulunmamaktadır. 52 ülkeden oluşan İİT’nın tarihinde aldığı tek bir ciddi karar yoktur dersek ,yanlış söylemişte olmayız.

Kurulduğu 1969 yılından beri on üç kez toplanan Teşkilat henüz kendi arasında bir düşünce birliği oluşturumamış bulunmaktadır. Nasıl oluştursun ki, çoğunluğu krallardan ve diktatörlerden oluşan liderler zirvesinde ne konuşulabilir, ne gibi ciddi kararlar alınabilir? Kendi halkının tam desteğini arkasına almamış, birilerinin güdümünde saltanat kurmuş olan zevattan ne beklenebilir ki? Belki bazıları bu söylediklerimizi abartılı bulabilir veya çok karamsarca görebilirler. Ancak yıllardan beri yaşadıklarımız ve şu anda şahit olduklarımız maalesef bizi fazla umutlandıramıyor. Afganistan, Suriye, Irak, Yemen ve Libya’daki iç savaşlarla Mısır, Tunus, Bahreyn ve birçok İslam ülkesindeki siyasi krizleri nereye saklayıp, nasıl görmemezlikten geleceğiz? İslam âleminde Şii-Sünni çatışmaları ciddi boyutlara tırmandırılırken İslam Birliğinden nasıl söz edeceğiz? İslam ülkelerinin, özellikle Afrika olmak üzere önemli bir bölümü yoksulluk ve geri kalmışlığın pençesinde kıvranırken, diğer bir bölümünün gökdelen dikme yarışına girmelerini ve Batı borsa ve bankalarını finanse etmelerini neyle izah edeceğiz?

 Adı İslam olan, ancak yaşantı olarak İslam dininin iki önemli kaynak ve kuvveti Kur’an ve Sünnetten fersah fersah uzakta bulunan bu Müslüman liderler, yönetimleri esnasında kimlerle ittifak kuruyor, kimlerden destek alıyor, kime danışıyor, neyi ölçü olarak kabul ediyor, kimin rızasını arıyor, kime umut besleyip, kimden korkuyorlar acaba? Günümüz Müslümanları yaşadıkları zaman ve şartların etkisiyle ne yazık ki hep ürkek davranmayı, önemli hedeflerini ertelemeyi ve de aşırı bir şekilde ihtiyatlı davranıp sinmeyi artık alışkanlık haline getirmiş, içselleştirmişlerdir. Zaman zaman İslam ülkelerinde alışılagelmiş liderlerden farklı olarak İslami kimlikleriyle ortaya çıkan cesur siyasetçi ve yöneticiler de olmuyor değil. Ancak bunlar bir şekilde küresel Emperyalizm tarafından çeşitli komplolarla ya saf dışı bırakılmakta, ya da etki alanları dışına çıkartılmaktadırlar.

1997 yılında çok büyük çaba ve emeklerle kurulan D-8 (Developing Eight-Gelişmekte olan  8 ülke) Küresel Emperyalistlerin gözünü öylesine korkutmuş olmalı ki, Türkiye başta olmak üzere  peş peşe bu ülkelerde siyasi krizler çıkartılarak bu birliğe destek veren liderler Mısır devlet Başkanı Hüsnü Mübarek hariç, alaşağı edildiler, siyasete ve yönetime bir daha dönemesinler diye de zan altında bırakılarak iftiralara kurban edildiler.Türkiye,İran, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya ve Nijerya’da siyasi ve idari krizler peş peşe patlak vererek bu birlik gelişip büyümesin diye tüm tedbirler alındı. Merhum Erbakan Hocamızın şahsına ve partisine yapılanlar tamamen hukuk dışı ve vicdanları karalayan uygulamalardı. Bugün herkes onu anlasa ve takdir etse de, İslam Birliği davasını tüm sıkıntı ve risklere rağmen omuzlayıp götürecek babayiğitlerin sayısı ne yazık ki çok az görünüyor.

Müslümanlar şunu çok iyi bilmeli ki, çok ciddi ve kuvvetli bir ekonomik ve askeri birlik oluşturmadan İslam Birliği konusunda asla yol alamazlar. Müslümanlar yüzlerini Batıdan kendilerine döndürmedikçe, kendi eğitim sistemlerini geliştirip uygulayarak İslami ilimlerde yeniden bir ihya hareketini başlatıp, fen ve teknolojide Batı dünyasını geçmedikçe asla üstün duruma geçemeyecek ve ezilip sömürülmeye mahkûm kalacaklardır. Bir kaç ay önce otuz civarında İslam ülkesinin katıldığı “Kuzey Şimşeği” adlı askeri tatbikat bazılarımızı az da olsa umutlandırsa, “işte İslam Ordusu kuruldu!” intibaını uyandırsa da sonuç olarak şunu iyi bilelim ki bu tatbikat ve birlik sadece İran ve Şii Müttefiklerine karşı bir gözdağı vermekten başka bir amaç taşımamaktadır.

Bu tatbikata rağmen Suriye’de Esed Rejimi, Filistin’de ise Siyonist İsrail tarafından Müslüman katliamı devam etmektedir. Daha önce İran-Irak savaşında Irak’ın başındaki Saddam’ı her yönden destekleyerek savaşın sekiz yıl sürmesine, dolayısıyla binlerce Müslüman’ın boşu boşuna ölmesine ve de I.ve  II.Körfez Savaşlarında ABD ve Müttefiklerine diğer Körfez ülkeleriyle birlikte kayıtsız şartsız destek veren, böylece bir buçuk milyon  Müslüman’ın ölümüne sebep olan  Suudi Arabistan ve ortaklarının Mısır’daki seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi’yi deviren Katil Diktatör Sisi yönetimine de on beş milyar dolar yardım yaparak ayakta kalmasını sağladığını da unutmayalım.

 

Bu devran tabi ki böyle devam etmeyecek. Zalimlere destek verenler, yine Saddam örneğinde olduğu gibi aynı zalimlerin eliyle cezalandırılacaklar. Resululah (S.A.V.) ‘in buyurduğu gibi: ” Kim bir zalime yardım ederse, Allah o zalimi ona musallat eder.”(Camiussağir-8472) Artık yavaş yavaş bazılarının sıranın kendilerine de geldiğini anlayıp hakikate döndüklerini umuyoruz ve  dua ediyoruz:”Ya Rabbi bütün İslam memleketlerinin idarecilerine Kur’ani ve nebevi  akıl, fikir, şuur nasip eyle. Onlara hidayet, feraset, basiret ve dirayet ver! Doğru işlerinde muvaffak kıl, yanlışlarına da mani ol. Tevbe Suresi 71.Ayette: Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederler. İşte Allah'ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.” Buyurduğun gibi biz Müslümanları birbirine veli, senin düşmanlarını da düşman kıl. Amin!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Ters lale tohumları toprakla buluştu
Sarıkaya: Kandil zulmün, haksızlığın yıkılışı demektir
Sarıkaya: Kandil zulmün, haksızlığın yıkılışı demektir