Advert
ERKEĞİN EVLİLİĞİ KORUMADAKİ ROLÜ
Halit POLAT

ERKEĞİN EVLİLİĞİ KORUMADAKİ ROLÜ

Bu içerik 324 kez okundu.

Allah, erkeklere kadınlara karşı bazı sorumlulukları farz kılmıştır. Kim bu hakları emrolunduğu gibi yerine getirirse Allah’ın seçkin ve mümin olan kullarından olur. Bilinmesi gerekir ki evliliklerde ve aile yapılarında mükemmelliği ve kusursuzluğu yakalamak zordur ve yine bütün kamil vasıfları kendi ailesi ve diğer ailelerde bulma beşer tabiatında biz insanların doğası gereği imkansızdır. Fıkhın genel bir kuralı vardır: (la yudreku kulluhu, la yutreku kulluhu) tümüyle ulaşılması zor olan bir şey tümüyle terkedilmez. Yani evlilik hayatında mükemmelliği yakalamamız zor olsa da tümünü terk etmemiz doğru bir şey değildir. Öyle ise üzerimize farz olan sorumlulukları yerine getirmemiz, eda etmemiz lazımdır. Bu konu ile ilgili bu sorumlulukları yerine getirme noktasında İslam peygamberi şöyle buyurmaktadır: “Sizin en hayırlınız ailesine en iyi olanınızdır. Ben de sizin içinizde ailesine en hayırlı olanım.” Müslümana yakışan, ona vacip ve gerekli olan ailesine karşı olan sorumlulukların bilincinde olup onlarda gevşeklik ve taksirat yapmamasıdır. Çünkü insanlardan bazıları kadının hakkı olan birçok şeyden men etmekte, engellenmesi gereken bazı durumlarda da önünü açmaktadır. Oysa Allah, eşler arasında adil davranmayı emretmiştir. Ve Allah hem erkeklere hem kadınlara birbirinden farksız bir şekilde ve birbirlerine zülüm yapmaksızın hükümler koymuştur. “Rabbinin emirleri doğru ve adil olarak tamamlanmıştır. Onun emirlerini ve hükümlerini değiştirecek hiç kimse yoktur. O işiten ve bilendir.” (Enam 115) Kim bu hakları olduğu şekilde koruyup eda ederse İslam peygamberinin “kadınlara hayrı ve iyiyi vasiyet ediniz” vasiyetini korumuş olur. Allah’tan korkan onun azabından sakınan, yaptıklarından sorguya çekileceğini bilen bir erkek üzerine rabbimiz kadına yönelik bu büyük olan hukukları farz kılmıştır. Bu hakları erkekler olduğu gibi yerine getirdikleri zaman orada mutluluk ve sükunet olur. Kadın, kocasının faziletli bir şahsiyete sahip olduğunu bilir. O koca da kendisi mümin, Allah’ın ve kulların haklarına riayet eden bir mümin olur. Koca, hanımının hakkını hafife alır, ona hakaret eder ve onu insandan saymaz, hak ve hukuk sahibi olarak görmezse kadın huysuzlaşır, hayatı bulanır ve evin içerisindeki düzen cehennemi bir yapıya dönüşür. Öyleyse hem akıllılık hem de düşüncenin olgunluğundandır ki erkeğinin ailenin reisi olması itibarıyla bazı zorluklara göğüs germesi ve nefsini sabır etmeye kadından daha fazla yönelmesi lazımdır. Çünkü kadın her şeyden sorguya çekilirse bıkkınlık gösterir. Bu da onu kırmaya sevk eder. Onun kırılması da yuvanın yıkılmasına ve ayrılığa neden olur. O kadın maruz kaldığı zulümden, risklerden, vesveselerden ve bu düşüncelerle uğraştığından ötürü Allah’a karşı sorumlulukları yerine getirmekten uzaklaşır ve o sorumluluklarını yerine getirmeye güç yetiremez. Erkek üzerine vacip olan içinde bulunduğu sıkıntıları ailesine yansıtmaması, aile içerisinde olan noksanlıklara göz yumması, daima hayırlı olan yöne bakması lazımdır. Bunu yaptığı zaman da mutlu bir hayata adım atmış olur. İslam peygamberi şöyle buyurmaktadır: “Hiçbir mümin, mümine olan bir kadına karşı buğz etmez. Eğer onda istemediği bir durum varsa razı olacağı başka bir durum vardır. Öyleyse daima iyi olan tarafa ve onu razı edecek tarafa baksın. Eğer onu üzecek tarafa bakarsa hayrın, mutluluğun ve salahatın esbaplarının nerede olduğunu bilmez ve göremez.” (1) Rabbimiz nisa suresinin 19. ayetinde şöyle buyurmaktadır: “Kadınlara karşı güzel davranın. Eğer onlardan istemediğiniz bir şey sadır olursa şüphesiz Allah sizin ikrah ettiğiniz bir şeyde çokça hayrı takdir etmiş olabilir.” Evin sahibi ve reisi doğası gereği ağır olan, muaşereti kötü, ufku dar, daima ahmaklık yönü ağır basan, aceleciliğin kör ettiği, tez kızan geç barışan, evine girdiği zaman minnet eden, çıktığı zaman kötü zan besleyen böyle bir kişinin öncülük yapmış olduğu bir ailede sükunet, mutluluk, rahatlık, sevgi, barış ve itminan nasıl beklenebilir. Bilinmesi gerekir ki mutluluk ve saadet ancak yumuşaklıkla, aslı ve astarı olmayan evham ve kötü zanlardan uzak olmayla gerçekleşebilir. Yersiz kıskançlık bazı insanları kötü düşünceye yönlendirmektedir. Ve yine Rabbimiz Talak suresinin 6. ayetinde şöyle buyurmaktadır: “Onlara baskı yapmak için kendilerine zarar vermeye yeltenmeyin.”

İslam alimleri kadınların haklarını yok etmenin erkeklerin haklarını yok etmekten daha zararlı olduğunu söylemişlerdir. Çünkü kadının hakkı zayi olduğu zaman nereye gideceğini, ne yapacağını bilmez, hayretler içerisine düşer. Çünkü kendisine haksızlık eden ve zülüm eden ve yaşamı ona daraltan bir kocanın yanında durmaktadır. Kadın erkeğe zulüm ettiği zaman, onun hakkını zayi ettiği zaman ayrılmaya gücü vardır ve kendine Allah’ın kendisine vermiş olduğu güç ile buna sabır edebilir.    

Vesselam…

 

     (1) (Mikatul Mesabihi Kitabun Nikah babu usretun nisa 2_967)

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Altay maçı Sivas’ta oynanacak
Altay maçı Sivas’ta oynanacak
Büyük bir israfın önüne geçildi!
Büyük bir israfın önüne geçildi!