Advert
LAİKLİK TARTIŞMASI
Nevzat ÜLGER

LAİKLİK TARTIŞMASI

Bu içerik 1848 kez okundu.

         Laiklik; din ile siyasetin değil, Batı’da kilise ile siyasetin çatışmasının sonunda ortaya çıkmış bir ayrıştırmadır. Yani kilise siyasete, siyasette kiliseye müdahale etmeyecek anlayışıdır. Değişik bir ifade ile ruhban sınıfının siyasete müdahalesinin önlenmesi için çıkarılmış bir uygulamadır. Takip eden dönemlerde özellikle Marksist nazariyenin bir gereği olarak dinin toplumdan dışlanması için kullanılmış bir umde, bir ideoloji haline getirilmiştir.

         Laikliğin İslam ile bir ilgisi yoktur. Çünkü İslam’da bir ruhban sınıfı, bir “din adamları” sınıfı yoktur. Din görevliliği ise genel olup, her Müslüman zaten din görevlisidir. İslam ülkelerinde devleti siyaset yönetirken, din de yalnız olmazları zikrederek, bu olmazların dışında kalan bütün sahayı siyasete ve topluma bırakarak çok ciddi anlamda bir hürriyet ortamı temin etmektedir. Helal dairesi çok geniş olup, herkesin ihtiyacına cevap verirken, keyfe kafi gelir. 

         Türkiye’de laiklik 1937 yılında CHP’nin kabul ettiği altı okundan biridir. Ancak altı oktan birçoğu bu gün uygulama dışıdır. Mesela devletçilik böyle değil midir? Ancak laiklik, bu ülkede Fransız tipi olarak muhtemel alternatif siyasetleri susturmak ve halka yeni bir şekil verme aracı olarak uygulanmıştır. Diğer bir ifade ile CHP, hem siyaset alanını hem de din alanını kontrol altında tutarak, nasıl giyinileceğini, nasıl ve neye inanılacağına, nelerin nasıl okunup-yazılacağına kadar karışmayı ilke edinmiştir. Kadim zamanlardan beri uygulanmakta olan denge uygulamalarına son verirken toplumu salt “seküler” hale getirmeyi hedef olarak seçmiştir. Ekonomik anlayışlar da dahil olmak üzere “Devletçilik” ilkesi biraz da budur. Yani her şeye CHP anlayışı hakim oluncaya mücadele etmek bu partinin ısrarıdır. Bu parti özellikle İslam diniyle ilgili hazımsızlık yaşadığı için toplumu genel anlamda dinden tecrit etmeye uğraşmıştır. En son tatbikatları ise 28 Şubat ve 27 Nisan hareketleridir. 28 Şubat sonrasında kapatılan RP tekrar kurulurken, herkes de çok açık olarak aynı isimler tarafından yeniden kuruluyordu. Demek ki yasaklamak çözüm getirmiyor.

         Serbest Fıkra, Demokrat Parti, Milli Nizam Partisi, Milli Selamet Partisi, Refah Partisi esasen CHP için tehlike oldukları için laiklik ilkesi kullanılarak kapatılmışlardır. AK Parti dahi hem de iktidar olduğu bir zamanda aynı gerekçe ile kapatılmaktan kıl payı kurtulmuştur. CHP tarafından çeşitli şekillerde oluşturulan bürokratik yapı, çeşitli zamanlarda laiklik gerekçesiyle topluma ve toplum eksenli yapılara hep müdahale etmiştir. CHP bu gün yine aynı hevesleri taşımakta ama esas mecrasına dönmek isteğindeki toplumda desteğini kaybettiği, desteğini kaybettiği bürokraside de farklılaşma olduğu için artık düşünceleri kadük kalmaktadır.

         Medeniyeti oluşturan şey dini anlayıştır. Medeniyet de devlette yaşar. CHP, medeniyet anlamında modernizm ideolojisini benimseyerek, dine savaş açmış ve seküler bir toplum meydana getirmeyi en üst amaç haline getirmiştir. Hatta bizdeki uygulamaları pozitivizmi epeyce aşmıştır. İşte bu noktada iyi anlamak gerekir ki; modernizm yirminci yüzyılın üçüncü çeyreğinden sonra artık terk edilmiştir. Hatta Batı bu ideolojiyi daha önceden terk etmişti.

         Türkiye artık aydınlanma, modernite gibi kavramları aşmıştır. Dolayı ile bu kavramlar arkaik bir toplumun düzenleyici, geçici ve yaratıcıya savaş açmış anlayışları olarak algılanmaktadır. Bu ideolojilerin, özellikle modernizmin bizdeki uygulamalarının başlangıcına ille de bir tarih belirleyeceksek 1803 tarihidir denmesinde bir beis olmamalıdır herhalde . Bu türden ideolojilerin modası geçti artık. Bu anlayışlar toplumun % 90’ını hakikaten pek ilgilendirmiyor. Hatta hatırlanması biraz da hüzün veriyor.

          Laiklik tartışması artık toplumda başlamıştır. Bu tartışma, din ve devlet, devlet ile toplum arasında adaletli iyi bir anlayış çıkarır ortaya inşaallah.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X