Advert
İSLAM’DA KADIN VE ERKEK EŞİTLİĞİ İLKESİ – 2
Halit POLAT

İSLAM’DA KADIN VE ERKEK EŞİTLİĞİ İLKESİ – 2

Bu içerik 307 kez okundu.

Dördüncü ilke ise;

İslam kız çocuğunun doğumundan ötürü Araplarda olduğu gibi günümüzün birçok toplumunda özellikle batılılar da halen daha kız çocukları doğduğnda üzülmelerine ve karamsarlık içerisine düşmelerine İslam savaş açmış ve bu kötü olan adeti inkar ederek şöyle haykırmaktadır: “Onlardan birisi bir kız çocuğuyla müjdelendiği zaman üzülerek yüzü mosmor olur, o kötü haberden ötürü toplumun içerisine girmekten kaçınır. Ben düşmüş olduğum bu aşağılamayla mı kalayım yoksa kız çocuğunu toprağa mı gömeyim. Onların verdiği karar ve hüküm ne kadar kötü bir hüküm ve kadardır.”(Nahl 59)

Beşinci ilke ise;

Kız çocuklarının diri diri gömülmesine Allah şiddetle karşı çıkmıştır. Ve şöyle buyurmaktadır: “Evlatlarını dengesizce ve bilgisizce öldürenler şüphesiz helaka uğrayanlardır.” (Enam 100)

Altıncı ilke ise;

Allah’a kadına hem kız çocuğu olma itibariyle, hem eş olma itibariyle, hem de anne olma itibariyle kadına ikram etmeyi ve saygı göstermeyi emretmiştir. Kız çocuğuna saygı gösterme konusunda birçok hadis vardır bir tanesinde peygamber efendimiz şöyle buyuruyor: “Her hangi biri yanında kız çocuğu bulunuyorsa onun İslami eğitim ve öğretimin güzel bir şekilde yaparsa ve İslami bir terbiyeyle terbiyelerse Allah o insanın günahlarını affeder ve onu cennetine koyar.” Kadına eş olma itibariyle ikram etme noktasında birçok ayet ve hadisler vardır. Allah’ın ayetlerindir ki: “Sizinle aynı mayadan eşler yarattı ki onunla teselli bulasınız ve sizin aranızda sevgi ve rahmeti koymuştur.” (Rum 21) Peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur: “Dünya hayatının içerisinde insanı mutlu eden varlıkların en hayırlısı saliha olan eştir. Ona baktığın seni mutlu eder. Onun yanında olmadığın zaman senin malını ve namusun koruyan ve muhafaza edendir.” (Müslim ve İbni Mace) Kadının anne olması itibariyle saygı ve hürmeti hak etmesi noktasında birçok ayet ve hadisler vardır. Bu konuda ayet: “Biz insanoğluna anne ve babasına iyi davranmasın emrettir. Onun annesi onu zoruluklara taşına ve zorluklarla onu dünyaya getirendir.” (Ahlakf15)

 

Yedinci ilke ise;

İslam eğitim noktasında eğitim ve öğretim noktasında da erkeği teşvik ettiği kadını da teşvik etmiştir. Bu konuda herkesin dile getirdiği meşhur olan hadis: “İlmi arama her Müslüman erkek ve kadın üzerine farzdır.” (Beyhaki) bütün İslam alimlerini ittifakıyla erkekten beklenen eğitim ve öğretim aynen kadında da beklenmektedir.

Sekizinci ilke ise,

İslam anne olması ve eş olması kadına miras hakkın vermiştir.

Dokuzuncu ilke ise:

Eşler arasındaki hukukları tanzim etmiş. Erkeğe verilen ev reisliği hakkıyla gibi kadına da haklar tanzim etmiştir. Erkeğe verilen ev reisliği diktatörel bir reislik değil ailesine rahmet ve şefkatli reisliği vermiştir. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Erkeğe olan bütün güzel şeyler kadınlara da vardır. Ama erkelerin onların üzerinde bir derece fazlalık bir hakkı vardır.” (Bakara 228)

Onuncu ilke ise;

İslam’dan önce kadını boşanma sınırı yoktu. İslam geldikten sonra bunu tamamen yok etmiş ve 3 kez ile sınırlamıştır.

On birinci ilke ise.

İslam’dan önce kadın nikahlama noktasında bir sınırlama yoktu. Bir erkek çokça kadınla evlenebilirdi. Ancak İslam geldikten sona adil davranmak şartıyla 4 tane evlilik sınırlandırmıştır.

On ikinci ilke ise

Kız çocuğunu buluğ çağına gelmeden önce velinin vasiyeti altına alınmıştır. Bu vilayet de onu edep etme, onun geleceğini korumadır, onu mal gibi satmak değildir. Bülüğ çağına erdikten sonra erkek gibi kamil bir ehliyet vermiştir. İslam fıkhını araştırdığımız zaman erkek ve kadın arasında mali açıdan ehliyet noktasında bir fark görülmemektedir. Alışveriş yapma, mal siparişlerini verme, taksimat hakkı, delil getirme hakkı, havale, ortaklık, köle azadı gibi erkeğe helal olan bütün bu işleri buluğ çağına erdikten İslam’ın ona verdiği emirleri muhafaza etmekle birlikte bütün bunları yapabilir.

Netice olarak, bu on iki ilke çerçevesinde anlıyoruz ki: İslam kadını layık olan yere koymuştur. Kadının bu on iki esasla birlikte üç tane ana esas yere koymuştur: Bir, kadının da bir erkek gibi kamil bir insan olmasına hüküm etmiştir. Daha önceki inançlarda kadının insan olmasın inkar eden bir şüphelerinin olduğunu İslam’ın da kadına bakış açısının noktasında kadının erkek gibi kamil bir insan olma kimliğini vermiş ve ikrar etmiştir. İkincisi ise; sosyal alandaki yeridir. İslam kadının öğrenmede önünü açmış ve kadının hayatın değişik aşamalarında toplumsal ve güzel bir yer ona bahşetmiştir. Bu saygınlık çocukluktan eş olmaya, eş olmaktan anne olmaya ilerlemiştir. Ta ki ihtiyarlık yaşına varıncaya kadar. İhtiyarlık yaşına varınca daha fazla sevgi, rahmet ve saygı hak etmiştir. Üçüncüsü ise, hak alanıdır. İslam bütün işlerinde kamil bir ehliyet vermiştir. Ta ki mali durumda buluğ çağına erdikten sonra ne babası ne koca ne de aile reisinin onun malı üzerinde tasallutu söz konusu değildir. İslam’ın helal kıldığı tüm alanlarda tasarruf yetkisine sahiptir. Kimse bu haklar müdahale etme hakkına sahip değildir. Vesselam.

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Gakgoş sahasında 'ES'ti!
Gakgoş sahasında 'ES'ti!
Ergin, Yurtbaşı için ‘ben de varım’ dedi
Ergin, Yurtbaşı için ‘ben de varım’ dedi