Advert
NECİP FAZIL
Nevzat ÜLGER

NECİP FAZIL

Bu içerik 2041 kez okundu.

         Necip Fazıl, Anadolu’yu kürsüden fetheden adamlardandır. Bin kişilik salonlara, birkaç bin insanı çekebilen bir cazibeye sahip olan adamdı. Çile Şairi’nin hedefi, hitap ettiği insanları, özellikle gençleri münevver bir kitle haline dönüştürmekti. Onu dinlemek o dönem insanları için ayrı bir tutku ve ayrı bir zevkti.

         Onu konuşturmak için öncelikle Büyük Doğu kulüpleri ve MTTB (Milli Türk Talebe Birliği) olmak üzere solcu ve Kemalist olmayan bütün fikir ve aksiyon kuruluşları adeta seferber oluyorlardı. Maraş’ta Nuri Pakdil, Elazığ’da Namık Çitçi, Malatya’da Sait Çekmegil, İzmir’de Fedai Coşkuner ve yüzlerce isim, Necip fazıl’ı konuşturmak için çaba sarf ediyorlardı.

         Vehbi Vakkasoğlu, babam Necip Fazıl’ı ezbere bilirdi ama ilkokula bile gitmemişti diyor. Tahsili sorulduğunda ise “Ben Büyük Doğu Üniversitesi mezunuyum” diye cevap verirdi diyor. Mesela “Sakarya Destanı”nı bir kısım insanlar bütünüyle ezbere bilirken, en azından birkaç mısrasını bilmeyen genç az bulunuyordu gençler arasında. Kaldı ki o destanı Cumhurbaşkanları, Başbakanlar ve birçok bakan ve bürokrat dahi sesli okumaktan zevk alıyordu.

         Mehmet Niyazi Özdemir’in anlattığı bir anekdotu halen TRT 1 ekranlarında oynanan “Sevda Kuşun Kanatlarında” filminde Necip Fazıl’ı canlandıran Mustafa Şimşek yeniden ve değişik olarak anlatıyor. “Nazım Hikmet’le iyi arkadaşlar. Şair olarak rekabetleri var, fikir dünyaları farklı ama iyi dostlar. Nazım Bursa ceza evinde yatıyor. Necip Fazıl ziyaretine geleceğim diye haber gönderiyor. Nazım gece gündüz düşünüyor, Necip geldiğinde ona öyle bir cümle kurmalıyım ki altından kalkamasın. Necip fazıl geliyor. “Hoş geldin meleklerin hocası” diyor Necip Fazıla. Şeytan cennetten kovulmadan önce meleklerin hocasıydı ya. Necip Fazıl hemen cevabı yapıştırıyor; “Hoş bulduk Şaziye’nin kocası.” Şaziye Nazım Hikmet’in karısının adı, fakat firavun’un karısının adı da Şaziye.” Necip fazıl bir polemik dehasıydı ve onunla polemiği göze alabilecek kimse yoktu hakikaten. Buna cesaret edenler ise, ya onu tanımıyorlardı veya akılları kendilerine mahcup olma ayıbının hüznünü henüz anlatamamıştı. O, hem iyi bir hatip hem de muhataplarını ikna kabiliyeti çok yüksek bir polemik ustasıydı. Türk basınında en iyi birkaç polemikçiden biri olarak kabul edilmektedir.

         Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın bir Necip Fazıl muhibbi ve onun şiirlerinin ciddi bir okuyucusu olmasının da tesiriyle bu yıl Üstadın ölüm yıldönümü bir hayli verimli geçiyor işin doğrusu. Bu yıl Küllük daha bir duyulur oldu. Malum, Küllük, Necip Fazıl’ın sağlığında müdavimi olduğu Beyazıt’taki o zamanki kıraathanenin ismi.

         Tek Parti’nin baskıcı politikalarına karşı imanını muhafaza edip bin bir güçlük içinde dine ve iman davasına hizmet eden Bediüzzaman, fikir dünyasında mücadele eden Necip Fazıl hareketini desteklemişti. Hatta Emirdağ Lahikası’nda, hem Eşref Edip’in Sebilüreşad’ına hem de Necip Fazıl’ın Büyük Doğu’suna atıf yapar. “iman hakikatlerini ehli dalaletin tecavüzatından muhafazaya çalıştıkları için, ruh u canımızla onları takdir ve tahsin edip onlarla dostuz ve kardeşiz” diyordu.  Ancak burada Bediüzzaman’ın özel notunu da düşmek gerek; “…fakat siyaset noktasında değil.”

         Necip fazıl’ın yüze yakın eserinin yanında bir de henüz Türkçesi olmayan bir eseri daha vardır; “Er-Racülü’s Sanem”. Bu kitabın kapağında yazar olarak “Eski Bir Türk Subayı” yazılmıştır.

         Şeyh Galib nasıl “Hüsn ü Aşk” (Hüsnü Aşk) kitabını 25 yaşında yazmışsa, Nurettin Topçu “İsyan Ahlakı”nı nasıl 25 yaşında yazmışsa, Mehmet Akif’in Asım’ı nasıl şimdi hala 25 yaşında aramızda ise, Necip fazıl da “Kaldırımlar” şiiri ve kitabıyla aynı yaşlarda meşhurdu. Gençlik zaten onun hedef kitlesiydi. “İşte bütün meselem, her meselenin başı/ Ben bir genç arıyorum, gençlikle köprübaşı” dizeleriyle idealini kazıyordu zihinlere.

         Hani derler ya, bazı insanlar volkan gibidir. Evet, Necip Fazıl bir volkan gibiydi ve tarihe farklı bakışı getirenlerden biri olarak anılmayı hak ediyor. “Ölülerinizi hayırla yad ediniz.” Allah rahmet etsin.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X