Advert
ORUCUN TUTULMASI GEREKEN VE MAZERETTEN DOLAYI ORUCUN YENMESİNİN MÜBAH OLDUĞU DURUMLAR
Halit POLAT

ORUCUN TUTULMASI GEREKEN VE MAZERETTEN DOLAYI ORUCUN YENMESİNİN MÜBAH OLDUĞU DURUMLAR

Bu içerik 392 kez okundu.

“Sayıları belli olan ayın (ramazan) orucunu tutunuz. Sizden herhangi biriniz hasta veya yolculukta iken oruç tutmazsa, diğer günlerde onu kaza etsin. Oruç tutmakta zorlanan, bünyesi zayıf olan kişiler  (ihtiyar kadın ve erkekler)  oruçlarını yesinler ve günlük olarak bir fakiri doyursunlar. Kim bu fidyenin daha fazlasını vermek isterse bu onun için daha hayırlıdır. Ey hastalar, ey yolcular, ey orucu tutmakta zorlananlar oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.” (Bakara 184)

Yukarıda zikrettiğimiz ayetin her cümlesinin tefsirini yaparak konuyu aydınlatmak istiyoruz.

“Sayıları belli olan ayın(ramazan ) orucunu tutunuz.” Allah yılın tümünü oruçlu olarak geçirmeyi üzerimize farz kılmayıp ümmete rahmet etmiştir. Ayet-i Kerime’den anlaşılıyor ki oruç sadece ramazan ayı için farz kılınmıştır.

“Sizden herhangi biriniz hasta veya yolculukta iken oruç tutmazsa o kişiye vacip olan diğer günlerde onu kaza etmesidir.” Ayet-i Kerimesindeki bu cümle mazeretten dolayı tutmama ruhsatı verilen bu günleri, ramazan çıktıktan sonra  kaza etmemizi emretmektedir. Bu ruhsatın nedeni hastalık ve yolculuk halinde zorluk ve meşakkat olmasıdır. Buhari, İbn-i Sirin ve A’ta gibi alimler buradaki hastalık kelimesinden maksadın zorluk anlamında olmadığı, hastaya zarar veren ve orucun hastalığın uzamasına sebep olan bütün hastalıkların oruç bozmaya ruhsat olduğunu söylemişlerdir. Ancak cumhuru ulema ise hastalık sebebi ile oruç tutmamanın mübah olmasını, o hastalığın şiddetine ve orucun o hastalık ile beraber tutulmasının zor olmasına bağlamışlardır. Ayet-i Kerime ise bu iki anlamı da barındırır.

 

Yolcu olanlara namazın kısaltılmasını helal eden sefer, orucun da tutulmamasını helal eden seferdir. Ahmed  b. Hanbel, Ebu Davud ve Müslim  Enes b. Malik’ten şöyle rivayet etmiştir “Peygamber üç fersah veya üç mil mesafesinde çıktığı bir seferde öğle, ikindi ve  yatsı namazlarını kısaltırdı.”( Bir fersah 5.5 kilometredir). Günümüzde bu mesafe birkaç saatte kat edilebilmesine rağmen bu ruhsat geçerlidir. İslam’da itibar edilen zaman değil mesafedir dolayısıyla bu durumlarda da kişi isterse orucunu tutmayabilir bu helaldir. Dolayısıyla Müslümanların ticaret amacıyla, okuma amacıyla çıkmış olduğu seferlerde oruç tutmamaları konusunda ruhsatları vardır. Bir ramazan ayında kişi seferde veya hasta iken orucu tutarsa orucu sahihtir, eğer ruhsatı kullanarak oruç tutmazsa iyileştikten sonra üzerine kaza vaciptir. Şayet sefere çıkan kişi yolculukta ölürse, hasta kişi ramazan ayında ölürse o kişi tutamadığı oruçlardan sorumlu değildir. Sahabenin uygulaması böyledir. Sahih hadislerde gelmiştir ki “Sahabe peygamberle sefere çıktığında sahabeden bazıları oruçlu bazıları oruçlu değildi. Tutan tutmayanı, tutmayan da tutanı ayıplamazlardı. Meşakkat anlarında peygamber orucu yiyin emrini verirdi. Sahabe de oruçlarını bozardı.” Ahmed b. Hanbel ve Müslim’in Ebu Said’den rivayet ettiği bir hadiste “Resulullah ile beraber Mekke fethine çıkarken oruçlu idik. Bir yerde konakladık ve Resulullah bizlere; düşmana yaklaştınız, orucu bozabilirsiniz dedi. Bizden kimimiz orucunu bozdu kimisi bozmadı, bu bir ruhsat idi. Yola devam ettik. İkinci bir yerde konakladığımızda sizler sabah vaktinde düşmanınızla karşılaşacaksınız. Oucunuzu yemeniz size güç verir dedi. Bizlerde orucumuzu bozduk, bu da oruç yememizin vacip olduğunu göstermekteydi.” Müslim. Nesai ve Tirmizi Deraverdi’den rivayetle Cafer-i Sadık o da babası Muhammed Bakır’dan O’da Cabir’den rivayet etmiştir ki: “Resulullah Mekke fethine çıkarken Kurra’ul Ğamim denilen yere kavuştular. İnsanlar da peygamber gibi oruçlu idi. Peygambere denildi ki bu insanların bu durumda oruç tutması meşakkatlidir. İnsanlar senin yaptığına bakıyorlar. Resulullah ikindi vaktinden sonra bir bardak su istedi ve içti. İnsanlar da Resulullah’a baktı bazıları oruçlarını bozdular bazıları oruç tutmaya devam ettiler. Peygambere orucu bozmayanların haberi ulaşınca bunlar günahkardır , bunlar asilerdir dedi.” Buhari, Müslim, Ahmed b. Hanbel , Nesai  ve Ebu Davud  Cabir b. Abdullah’tan rivayet ediyor: “ Resulullah bir seferde iken bir kalabalık gördü. İnsanlar bir adamın etrafında toplanarak  o adama gölge yapıyorlardı. Resulullah bunun nedenini sorunca o adam oruçludur denildi. Resulullah seferde oruç tutmak hayırdan değildir buyurdu.” Hz. Aişe’den rivayetle Hamzat’ul Eslemi Resulullah’a şöyle sormuştur: “ Ben seferde oruç tutayım mı ?( kendisi çokça oruç tutanlardandı) Resulullah ona dilersen tut dilersen tutma cevabını verdi.” Müslim’in başka bir rivayetinde  “Bu Allah’tan bir ruhsattır kim bunu alırsa güzeldir, kim ki oruç tutmak isterse onun üzerine bir günah yoktur cevabını vermiştir.” Hafız ibn-i Hacer Feth’ul Bari de bu konuya değinirken şöyle demiştir: “ Kişi eğer seferde iken gücü yetiyorsa oruç tutması daha efdaldir. Eğer oruç tutmak kişiye zor geliyorsa oruç tutmaması daha efdaldir. Seferde meşakkat yoksa kişi tutup tutmama konusunda özgürdür.” Mezhep imamlarının çoğu Ebu Hanife, İmam Mailk, İmam Şafii gibi alimler de aynı görüştedir.

Yolcular hakkında Enes b. Malik’ten rivayetle Peygamber(s.a.v) şöyle demiştir: “Allah yolcunun üzerinden orucu ve namazın bir bölümünü düşürmüştür.”

“Oruç tutmakta zorlanan, bünyesi zayıf olan kişilerin üzerine vacip olan bir fakiri doyurmadır.” Ayet-i Kerime’de geçen bu kısımda fiili olarak oruç tutmakta zorlanan kişilerin oruç tutmadıkları her  gün için bir fakiri doyurmaları gerektiği belirtilmiştir. Bu ayet-i kerime ihtiyar olan ve  oruç tutamayan kadın ve erkekler için inmiştir.

Gebe olan ve emziren kadınlar da oruç tuttukları vakit kendilerine ve çocuklarına zarar gelecekse oruç tutmayabilirler. İmam Şafii dışındaki alimler bu kadınların fidye vermeden kaza etmesi gerektiğini söylemiştir. 

Hülasa,

Müminlerin durumu oruç noktasında üçe ayrılır:

  1. Sıhhati yerinde ve  mukim olan, oruç tutmasında bir sıkıntı ve zorluk olmayan kişilerin üzerine oruç farzdır. Orucun yenilmesi haramdır ve büyük günahlardandır.

  2. Misafir ve hasta olan kişiler daha sonra kaza etme farziyetiyle oruçlarını yiyebilirler.

  3. Oruç tutması zor olan kişiler, geçmesi mümkün olmayan ve sürekli ilaç kullanmak zorunda kalınan hastalığı bulunanlar da ihtiyar kadın ve erkekler  gibi oruçlarını yiyebilirler ve günlük olarak bir fakiri doyurma fidyesi (bir fakiri bir öğün doyuracak kadar) vermesi gerekir diyen alimler vardır. Bazı alimlere göre ise. Hasta oldukları sürece yeme ruhsatına sahiptirler. İyileştiklerinde kaza yaparlar. İyileşmezlerse Allah onlardan sormaz. İbn-i Abbas’tan rivayet edilen bir hadiste ihtiyarların oruç yemelerine ruhsat verilmiştir. Oruç tutmadıkları her gün yerine bir fakiri doyururlar ve bunlara kaza yoktur. (Darekutni ve Hakim el-Neyseburi bu hadisin sahih olduğunu söylemiştir.)

 

      Bilinmesi gereken konulardan birisi de şudur;

Gördüğümüz kadarıyla doktorlar en ufak bir hastalıkta hastaya oruç tutmamasını söylemektedir. Bu durumda Müslüman bir insanın yapması gereken doktorun dindarlığına bakmasıdır. Doktor islami bir hayat yaşıyorsa, İslami konularda titiz ise İslam fıkhını biliyorsa doktorun tavsiyesine uyulur. Aksi bir durum var ise doktorun sözlerine itibar edilmez. Müslüman bir doktorla bu konuyu istişare etmesi gerekir. Çünkü Allah ayetin sonunda “Ey hastalar, ey misafirler, ey ihtiyarlar eğer hayır yönünü bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.” Yani oruç tutmanızda büyük bir hayır vardır. Sıhhat bakımından orucun yaralı olduğu aşikardır. Oruç birçok hastalığa şifa ve manevi bir güç olduğundan Rabbimiz kişiye bu tavsiyede bulunmuştur. Ebu Emame şöyle rivayet etmiştir: “Resulullah’a bana yapacağım bir amel söyle ki onu yapayım diye istekte bulundum. Resulullah bana oruç tut, oruç misli (oruç gibisi) yoktur demiştir.”  Bu hadisi Nesai sahih bir senetle rivayet etmiştir. Oruçta büyük faydalar olduğundan İslam peygamberi bunu söylemiştir.

Allah rızası için oruç tutan ve orucun değerini bilen müslümanlardan olmayı Allah’tan niyaz ederiz.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Gakgoş sahasında 'ES'ti!
Gakgoş sahasında 'ES'ti!
Ergin, Yurtbaşı için ‘ben de varım’ dedi
Ergin, Yurtbaşı için ‘ben de varım’ dedi