Advert
HARPUT’UN FETHİ KUTLAMALARI
Nevzat ÜLGER

HARPUT’UN FETHİ KUTLAMALARI

Bu içerik 1796 kez okundu.

       Medeniyet biraz da şehir demektir. Beşeri ilişkiler, onca kalabalığa rağmen belli bir düzeyin üstünde devam ediyorsa, orası medenidir denir. Yani medeniyetlerin görünür oldukları yerler şehirlerdir. Bu gün milyonlarla ifade edilen şehirler geçmiş zamanlarda binlerle ifade ediliyordu.

        Medeniyetlerin varlık işaretleri şehirler, şehirleri saygın hale getiren de taşıdığı ve herkesçe bilinen sembollerdir. Şehirler, medeniyetlerin işaret taşları gibi aidiyetlerini anlatır. Bilindiği üzere, kültür, sanat-edebiyat, kurumlaşma, çalışma biçimi, üretim ve tüketim biçimi, zenginlik gibi kavramlar aslında medeniyet tariflerini kolaylaştıran kavramlardır. Şehirler, kültürel gelişmelere ve sanat oluşumlarına artı değerler katarak sosyal ve ekonomik gelişmenin de alt yapısını oluştururlar.

         Tarihî şehirlerin sembolleri vardır. Sezai Karakoç, “Kalesi olmayan şehrin tarihi de kısadır.” diyor.  Şehirler, tarihî sembolleriyle yaşatılmalıdır. Harput, kadim ve sembol bir şehirdir. Sembol şehirler de yeniden canlandırılmalıdır.

            Elazığ şehir merkezinin geçmişi 1834 yılında başlar. Ancak Harput ve çevresinin tarihi M.Ö. 12. yüzyıla kadar gider. Harput, Anadolu’nun en eski yerleşim yerlerinden biridir ve şehir kültürü ileri olan bir merkezdir.

         1071 tarihi, Anadolu için bir milattır. Bu tarihte Anadolu kapıları Müslümanlara açılmıştır. Bu tarihe kadar önemli bir kale durumundaki Harput, 1085 yılında Çubuk Bey tarafından fethedilmiş, bu tarihten sonra hem Müslümanlaşarak hem de şehirleşerek önemli bir merkez haline gelmeye başlamıştır. Çubuk Bey ve Behramoğlu Belek, 11. ve 12. yüzyılın sembol isimleridir. 1516 yılından sonra Harput hep Türkiye’nin elinde kalmıştır.

         Harput için sonun başlangıcı, Elazığ için şehirleşmenin başlangıcı 1834 yılıdır. Bölgede baş gösteren “eşkıyalık” hareketlerini bastırmak ve devleti bu bölgede tekrar görünür kılmak için Reşit Mehmet Paşa, Divriği’den Siverek’e kadar olan bölgeye “Vali” olarak tayin edilir ve bölgede ikametgâh yerini seçmekte de yetkili kılınır. Reşit Mehmet Paşa, bölgenin önemli mutasarrıflıkları olan Bakırmaden’i (Maden) ile Gümüşmadeni’i (Keban) de dikkate alarak kendisine merkez olarak Harput’u seçer. Alınan tedbirlerle bölgede kısa sürede eşkıyalık hareketleri önlenir ve bölgeye tekrar güven ve huzur gelir. Ancak Paşa için Harput’a hayvanla her gün çıkıp inmek yorucu geldiğinden, Harput eşrafının da telkinleri ile mezra’ya yerleşmeye karar verir. Bugünkü Aksaray (Yığınki) mahallesinin o tarihte “Agavat Mezrası” denilen kısmını “Muzafferiye Mahallesi” ismiyle ikametgâh mahalli olarak seçer. Harput’taki vilayet kalemi de buraya taşınınca Mezre artık şenlenmeye başlar. Yığınki’ye sonraları “Aksaray” denilmesi, Paşa’nın burada oturduğu beyaz konağa atfendir zannederim. Bu konak 1858 yılında çıkan bir yangında yok olmuştur. Onun yerine o zamanki adıyla Çatal Mezra olan bu günkü Saray Camii’nin yerine Vali İzzet Paşa tarafından yeni hükümet konağı yaptırılır. Bu konak da  yangın felâketine maruz kaldığından 1894-95 yılında bu günkü İzzet Paşa Camii’nin karşısındaki Hükümet Konağı yaptırılmıştır. 1834 yılından sonra bu bölge artık otuz yıl (belki yüz yıl) “Mezre-Mezra” olarak anılacaktır. Hatta 1960’lı yıllarda Sürsürü, Kesrik, Hırhırik, Harput gibi yakın yerlerde oturanlar Elazığ şehir merkezine gidecekleri zaman “Mezire’ye veya Mezre’ye gidiyorum” diyorlardı. Mezre’nin doğuşundan itibaren Harput gibi tarihî bir şehir, halkın dilinde artık bazen Harput, bazen de Yukarışehir olarak anılmaya başlayacaktır.

         Şehrin ismi Vilayet Meclisinin teklifi ile 13 Ocak 1867 tarihinden itibaren Mamuret-ül Aziz olarak değiştirilmiştir. Söyleniş zorluğu nedeniyle bu isim 1871 tarihinde Elaziz’e dönüştürülmüştür.

        1937 yılında şehrin ismi Elazık olarak yeniden değiştirilmiş, ancak yine söyleniş zorluğu nedeniyle de kayıtlara aynı yıl Elazığ olarak işlenmiştir.

 

          Harput’un bu yıl 931. fetih yıldönümüdür. Fetih yıldönümleri, Belediye Başkanlığı patronajlığında her yıl kutlanarak hem cihat ruhu yaşatılmalı hem de güzel etkinliklerle şehre yeni gelenler de “hem şehri” yapılmalıdır.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ÇIKIŞ MAÇIMIZ OLACAK
ÇIKIŞ MAÇIMIZ OLACAK
ÖZTÜRK: KART GÖREN CEZASINA KATLANIR
ÖZTÜRK: KART GÖREN CEZASINA KATLANIR