Advert
KADIN VE ERKEK ARASINDAKİ FARKLILIKLARDAN İKİNCİSİ MİRASTAKİ FARKLILIK
Halit POLAT

KADIN VE ERKEK ARASINDAKİ FARKLILIKLARDAN İKİNCİSİ MİRASTAKİ FARKLILIK

Bu içerik 281 kez okundu.

Cahiliye öncesi ve Arap cahiliyesi döneminde ve içinde yaşadığımız asrın halen bazı toplumları kadına maldan hiçbir pay vermezken İslam, kadının hukukunu koruyarak ve mirastan ona pay vererek kadına olan saygınlığını ve takdirin ispat etmiştir. İslam’daki miras ahkâmına baktığımız zaman kadının almış olduğu mirası üç şekilde görebilmekteyiz.

1)      Bazen kadının payı erkeğin payı gibi görülmektedir. Babaları ayrı anneleri bir olan kardeşler gibi iki sefer evlilik yapan bir annenin ölümü durumunda bir önceki kocasından erkek çocuk veya kız çocuk bırakmışsa bu çocuklardan her bir tanesi ikinci koca ve çocuklarına malı paylaşmadan önce ilk anneden olan kardeşler münferit olan erkek 6 da 1 pay aldığı gibi, anneden olan münferit kız kardeş de o erkek kardeş gibi 6 da 1 pay alır. Şayet önceki kocadan ikiden fazla erkek veya kız bırakırsa onlar o malın 3 te 1 i erkek ve kız kardeşe eşit şekilde bölüştürülür.

2)      Bazı durumlarda da kadının nasibi erkekle aynı veya ondan az olabilir. Örneğin bir kişinin ölümü durumunda geride anne ve baba ve kendi çocuklarını bırakmışsa, eğer anne ve baba ile birlikte yalnız erkek çocuk veya erkek ve kız çocuk bırakmışsa anne ve babadan her birisine o maldan 6 da 1 i vardır. Şayet ölü anne baba ile beraber yalnız bir kız çocuğu bırakmışsa anne ve babaya malın 6 da 1 i vardır. Daha sonra maldan fazla kalırsa babaya verilir. Bir şahıs öldüğü zaman geride kız çocuğu, hanımını, anne ve babayı bırakmışsa, buradaki malın paylaşımı 24 ten bölünür, 24 ten 12 payını kız çocuğu alır, hanımı 8 de 1 ini alır, o da 24 ten 3 paydır. Anneye ise 6 da 1 vardır o da 24 de 4 paydır. Babaya ise 6 da 1 i vardır, bu da 24 den 5 pay düşer.

3)      3. durum ise; Kadın erkeğin aldığının yarısını alır. İslam’ın mal paylaşımındaki genel olanı bu 3. halettir. Zikrettiğimiz iki durumun dışında bu 3. Olanı toplum içerisinde genel kuraldır. Bir kişinin ölümü durumunda geriye erkek ve kız çocuk bırakmışsa malın 3 de ikisi erkeğe 3 te 1 kız çocuğa verilir. İslam bu paylaşımı yaparken İslam nazarında kadının insanlığında bir noksanlıktan ötürü mü yahut da İslam’daki konumu ve hürmetinin noksanlığından mı dır? Durum ne onun insanlığı ne de konumunun noksanlığından değildir. Çünkü İslam bir yönden kadının hakkını açıklarken ve ona bazı ilkeler ve kurallar koyarken ve diğer bir taraftan koymuş olduğu hükümlere aykırı davranması aklın kabul edeceği bir şey değildir. Ancak buradaki durum sadece yükümlülüğün, mesuliyetin ve adaletin paylaşımının getirmiş olduğu bir durumdur. Çünkü fıkıhta genel bir kural vardır: ( el ğurmu bil ğunmi) “her şeyin bir bedeli vardır”. İslam dini ve ahkâmı erkeğe yüklettiği bazı yükümlülükler, mesuliyet ve mali vacibeleri kadına yüklememiş ve onu sorumlu tutmamıştır. Şöyle ki; kadına Mehri veren, Evlilikteki ev eşyasına harcanan parayı karşılayan, eş olarak aldığı kadını ve çocuklarına nafakasını verme sorumluluğunu erkeğe yükletmiştir. Kadın ise mehrini alır ve evin, kendisinin ve çocuklarının giderlerini hiçbir şekilde o kadın zengin olsa da dahi yükümlülük ve mesuliyette onu mecbur tutmamıştır. Bu çerçeveden baktığımız zaman, kadının mirastaki payının erkekten az olması adil ve adaletten olduğunu görmekteyiz. İslam bu sorumluluk ve yükümlülükleri kadının üzerinden kaldırarak ve bu yükümlülükleri erkeğin üzerine atarak ve bundan sonra erkeğin aldığının yarısını kadına vermeyle kadına tekrim (saygı) göstermiş, kerametini yüceltmiş, hürmet etmiş ve tolerans ve müsamaha göstermiştir.

Şöyle bir varsayımda bulunmak istersek: bir adam öldüğünde geriye bir erkek ve kız çocuğu bırakırsa ve onalar için de bir mal da bırakmışsa kısa bir süre içerisinde bu malın dönüşünün nereye gideceğine bir bakalım. Kız çocuğu açısından o mal daima çoğalır hiçbir zaman azalmaz! Çünkü o kadın evlendiği zaman kocasından mehrini alır, malını yatırım amaçlı ticari vesilelerle çoğaltır. Genç olan erkek kardeşi açısından baktığımız zaman babasının vermiş olduğu pay gittikçe azalır. Evlilikte vereceği mehir, düğün masrafları, ev eşyası, eşine ve çocuklarına infak verme mecburiyeti gibi malı buralara vererek parası tükenir. Babasından ona kalan tüm parayı bir evlilikte harcanmaktadır.

Hep beraber bakalım: kız çocuğunun babasından almış olduğu o malı öldüğünde ona bakmakla sorumlu olan koca, baba, kardeş veya bir yakınını gibi kendi geçimini sağlayan kişiyi yitirdiği günler için o malı stoklaştırır ve depolar. Bu arada erkek çocuğun almış olduğu paya bakacak olursak, İslam’ın kendisine vermiş olduğu mali sorumluluklardan ötürü o malı kız kardeşi gibi stoklaştıramayıp tüketmek zorunda kalmaktadır. Bu anlattıklarımızı kendi ailemiz, talebemiz ve toplum içerisinde erkek ve kız çocuklarının olduğu bir ortamda önce erkeklere soralım: bu anlattıklarımızla beraber İslam kadına miras paylaşımında zulüm ettiğini, hakkını ve kerametini noksan ettiğini veya hakaret etiğini görüyormusunuz? Kanımca bir tek dille erkekler şöyle söylerler “İslam erkekler namına kadına çokça saygı ve hürmet göstermiş ve hoşgörülü davranmıştır.” Orada bulunan kız çocuklarından bazıları sessiz kalarak bazıları ise şöyle itiraf ederler: “İslam tüm sorumlulukları erkeğe vermesi ve mal paylaşımında erkeğin payının yarısını kadına vermesiyle kadına büyük bir adalete ve insafta bulunmuştur” kendi etrafımızdakilere soruduğumuzda sualimize karşı bu şekilde cevaplar aldığımızı söylemek isterim.

İslam dışı kanunlarda mirasta kadına erkekle eşit pay vermesiyle birlikte, erkeğe yüklemiş olduğu tüm sorumluların aynısı kadına da yüklemişlerdir. Öyle ise bu durumda kadının da erkek gibi davranması, evlilikteki harcamaların erkekle aynı olması, ev ihtiyacını karşılamanın erkekle aynı olması gibi durumlara baktığımız zaman aile kavramının tamamen bittiğini görebilirsiniz. Şu anda Avrupa’da yaşandığı gibi.  Ama bizlerin kadını tüm mali sorumluluklardan muaf tutmamız, hem evine hem de çocuklarına bakma sorumluluklarını kaldırmamız ve tüm bu sorumlulukları erkeğe vermemiz ve bundan sonrada burada mirastaki payın yarısını kadına vermemiz adil olan bir şeriatta makbul ve mantığın kabul edeceği bir durum olmasa gerek.

Öyleyse konumuz ile ilgili şunu söylemek isteriz. Kadın ve erkeğin miras alanındaki eşitliğin savunulması ancak yükümlülük ve sorumlulukların eşit olmasıyla talep edilebilir. Bunun dışında sorumluluklar bir değilse malı taksim noktası da bir olmaması lazım. Ki fıkıhtaki genel kaide gibi “Her şeyin bir bedeli vardır.” erkeğe sorumlulukları yüklettiniz, hiç çalışmadan, hüzün olmadan, erkekler içerisine girerek onların oyuncağı olmaktan kurtulmuş olur.

 

Bir sonraki konumuz farklılıklar konusunda kadının diyete olacaktır. Vesselam 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ELAZIĞSPOR YÖNETİMİNDEN DEVAM KARARI!
ELAZIĞSPOR YÖNETİMİNDEN DEVAM KARARI!
Elazığsporlu futbolcular basın toplantısı düzenledi: Sahipsizlik bizi yordu
Elazığsporlu futbolcular basın toplantısı düzenledi: Sahipsizlik bizi yordu