Advert
M.SALİH DEMİRDAĞ

"CİHANNUMA" ANLAYIŞININ TOPRAKLARIMIZA KATACAĞI DEĞER

Bu içerik 340 kez okundu.

Cihannüma, yüreğinin izlerini, alnının çatına taşımaya çalışan, o izin gösterdiği yolu da, dünyanın kurtuluşu olarak gören bir anlayışın ürünü.

80'li yılların sonundan başlayan, 90'lı yıllar ile devam eden neslin, ayağa kalkma, zaman ile değişmeyen doğrularını bu günün insanlığına sunma, inandığı kişinin eksiğinin başladığı yerde o eksiği tamamlama ve en önemlisi bir nesli diri tutma gayesi ile nev zuhur bulmuş bir hareket.

Dün bu hareketin genel başkanı Mustafa Şen, Elazığ'da idi.

Elazığ Temsilcisi Mehmet Polatoğlu ve ekibinin özel gayretleri ile güzel programlar yapılıyor. Dün, bunlardan biri daha gerçekleştirildi.

Toplantıda özel şeyler konuşulmadı. Türkiye'nin içinden geçtiği durum idi, merkezde olan. Ve bu topraklarda yaşayan bizlerin, bu duruma nasıl tepki vermemiz gerektiği yönündeki değerlendirmeler, aşımızın tadı oldu.

Yaklaşık 20 yıldır iki ya da üç kez görebildiğim Mustafa Şen'i dinlerken şunun farkına vardım. Bu coğrafyanın insanının detayda, çok detayda farklı düşünmesi bir yana, temel konularda ürettiği çözüm, meselelere yaklaşım, sıkıntıları zihinde çözme yaklaşımı, birebir birbirleri ile örtüşüyor.

Bu topluluğun, sadece kendinden mesul olmadığını, Kürt, Türk, Arap ya da herhangi bir kavmin mensubu olmanın, farklı düşünme hakkı tanımadığını tekrar tekrar müşahede ettik.

Bir konuşmanın tamamının altına imza atarken, Kürtlerin "Self Determinasyon" hakkının olduğundan bahsedildi. Katılmadığım tek nokta bu oldu desem yeridir.

Bazı dostlarımın aşırı tepki verdiğini duyar gibiyim. Azıcık sabrederlerse, bu hakkın kullanılması anlayışına niçin karşı çıktığımı açıklayacağım.

Malumunuz self determinasyon hakkı, bir ulusun, bir ırkın ya da bir topluluğun kendi geleceğini belirleme hakkı olarak tanımlanmakta.

Doksanlı yıllarda, dost çevremizde dahi, Kürtlerin en temel haklarından bahsettiğimizde, Kürtçü, Irkçı olarak nitelendiriliyorduk. Bu nitelendirmeyi yapanların çoğu, maalesef bizim dostlarımızdı. Son on yılda Türkiye'yi yöneten anlayışın Kürtlere sunduğu imkan ve hakların, 50 yılda belki yüzyılda savaşılarak elde edilemeyeceğini, sanırım bütün dostlarım tasdik edeceklerdir. Yani Kürtlerin kültürel, sosyal haklarının hatta siyasal haklarının birçoğunun verilmesi, Kürt Haklarını savunanların teşekkürü ile karşılanması gerekir iken, savaşın boyutunun değiştiğini, taleplerin sınırının belirlenemediğini gördük. Kürt siyasi hareketinin en önemli aktörü, ne istediğini bilememekte. Niçin kavga ettiğini bilememekte. Bunun tek sebebi var, kanaatimce: Bu topraklara ait düşünme biçiminden yoksunlar. Bu topraklarda yaşayan insanların hafızasına sahip olsalardı, bugün itibarı ile muazzam bir yolculuğun başında yürüyor olacaktık.

Bütün bu hakların verilmesi dahi, Kürtleri temsil ettiklerini iddia edenlerin bir kısmını düşünmeye sevk etmiyorsa, kavga yerine çözüm odaklı düşünemiyorlarsa, bağımsız düşünemediklerine, onlar yerine düşünen bir üst aklın olduğuna inanmayacak kimse var mıdır aramızda diye merak ederim.

Tekrar self determinasyon hususuna gelecek olursak, Mustafa Şen, bu hakkın birleştirme amaçlı kullanılması gerektiğini ifade etti. Yani, çözümü çok net şekilde ortaya koydu. Birlikte yaşama, birlikte mücadele etmeyi seçmeliyiz dedi.

Katılmadığım noktaya gelince, modern zaman kavramlarının bizim meselelerimizde hakem kavram olmaması gerektiğini düşünmekteyim. Modern zaman anlayışının, insanının ve bu insanların kullandığı her bir şeyin, semantik anlamda yerlileştirilmeden kullanılmasının tehlikeli sonuçlar doğuracağını düşünmekteyim.

Birlikte yaşamaya mecburiyetimizi, tarihi referanslarımız ile ortaya koyabiliriz. Koymalıyız da. Uygulamada elbette eksiklerimiz olacaktır. Ancak nihai hedefi düşündüğümüzde, bize müjdelenen güzelliklerin tohumlarının tekrar atıldığını gözlemlemekteyim. Her birimizin bu aşkla ve bu toprakların çocuklarının sınırların ötesinden değil, aynı sınırların içerisinde büyümelerini hedefleyerek çalışması gerektiğine olan inancımı tazeledim. Biz, bize çizilen sınırları kaldırdığımız gün, özgürlüğümüze kavuşacağız. Türk, Kürt, Arap, Fars, İngiliz, Fransız, Alman, Siyah, Beyaz, Sarı ve Kızıl olanın bir potada eridiği gün, insan tekinin kendisi için istediğini kardeşi için de istediği gün, sınırlarımız kalkacak ve bu coğrafya o yerli şuur ile tekrar ayaklanacak. İnancım bu...   

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Elmar'dan veda mesajı
Elmar'dan veda mesajı
10 tane ruhsatsız tabanca ile yakalandı
10 tane ruhsatsız tabanca ile yakalandı