YEREL
Giriş Tarihi : 03-10-2020 09:32   Güncelleme : 03-10-2020 09:32

DÜNYADA BENZERİ OLMAYAN DEĞERİMİZ HARPUT MÜZİĞİ

DÜNYADA BENZERİ OLMAYAN DEĞERİMİZ HARPUT MÜZİĞİ

FAİK AKGÜN

Tüm dünyada illerin ve ülkelerin dünya kültürüne armağan ettiği müzik eserleri vardır. Bu eserler her ülkede iki elin parmak sayısını geçmemektedir. Ancak Elazığ topraklarının yetiştirdiği büyük sanat adamları sayesinde kendisine has bir müzik dalı oluşturan Harput Müziği kendisine has makam ve  sazlarla dünya kültürüne hizmet etmeye devam ediyor

"ELAZIĞ-HARPUT MÜZİĞİNİ TÜRK MÜZİĞİNİN GENEL TANIMI İÇERİSİNDE HERHANGİ BİR SINIFA SOKMAK OLDUKÇA GÜÇTÜR"

 Elazığ Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün Harput müziği ile ilgili olarak yaptığı tanımda Harput müziğinin kendi başına bir müzik türü olduğu vurgulanmaktadır. Müdürlük tarafarından Harpu müziği ile ilgili olarak yapılan açıklamada, " Divan edebiyatı ve klasik kültürle halk kültürünü birleştiren Harput insanı, günümüz, Elazığ-Harput müziğini ortaya koymuşlardır. Bugün büyük bir beğeni ve zevkle söylenen Harput türküleri ve uzun havalarının büyük bir çoğunluğu Fuzuli, Nedim, Nevres gibi ünlü şairlerin eserlerinden alınmış ve bestelenmiştir. Bu besteler yalnız, aydın medrese öğrenimi görmüş kişilerce değil; esnaf ve sade Harputlu vatandaşlarca da dinlenmiş ve beğeni kazanmıştır. Eskiden kış mevsimi boyunca kürsü başlarında, ilkbahar ve yaz mevsimlerinde bahçelerde, kayabaşlarında hemen herkesin ağzında elezberler, hoyratlar, mayaları duymak mümkündü. Elazığ-Harput Müziğini Türk Müziğinin genel tanımı içerisinde herhangi bir sınıfa sokmak oldukça güçtür. Zira büyük bir çoğunluğu güfte ve besteleriyle anonim olan Harput müziği, klasik sazların eşliğinde icra edildiğinden halk müziği tanımlaması içerisinde ifade etmek mümkün değildir. Bu durumda Elazığ-Harput türkülerinin anonim olma özeliğinden dolayı Klasik Türk Müziği sınıfında; eserlerin icrasında kullanılan enstrümanlar ve eserlerin makamları itibarı ile de Halk Müziği sınıfında göstermek oldukça zordur. İşte bu özelliklerinden dolayı Elazığ-Harput müziğini sanat müziği ile halk müziği unsurlarını bünyesinde taşıyan, anonim olma özelliğine karşı; kimi eserlerde bestekarı ve şairi bilinen makam tertibine sahip olan divan ve halk edebiyatı zevkinin bir arada bulunduğu çok özel bir müzik olarak tanımlamak mümkündür."denilmektedir.

"ELAZIĞ-HARPUT MÜZİĞİ FASIL GELENEĞİ İÇERİNDE İCRA EDİLİR"

 Kendisine has ritüelleri bulunan Harput müziği  fasıl geleneği içerinde icra edilir. Makamdan makama “geçki” sazı kullanılarak geçilir. Genellikle fasıla, Harput peşrevi (paşa göçü) ile başlanır. Buna uygun olan türkü ve uzun havalarla devam edilir. Uzun havaların arasına hareketli türküler serpiştirilerek fasıl sona erer. Elazığ-Harput müziğinde makam adları hemen hemen yöreye özgü isimlerle anılırlar. Bu makamların büyük bir çoğunluğu özellikleri itibariyle Türk müziğindeki makamlara tekabül eder. Mahalli isimlerle anılan beşiri makamı, rasta; versak, hicaza; nevruz, karcigara; muhalif, hüzzama; ibrahimiye, neva’ya karşılıktır. Elazığ-Harput türkü ve şarkılarını: Ağır havalar, yüksek havalar ve hareketli oynak kısımlar oluşturur. Her makamın bir gazeli vardır. İlahi çeşnisi veren bu gazeller ve divan dört kısımdan oluşur. Divan gazellerinden sonra aynı makamdan türkülere geçilir. Ardından enstrümanların ayak tutmasıyla “Kayabaşı” ve “Bağrı yanık” adı verilen hoyratlar okunur, hoyratları müteakiben fasıl düzeni içerisinde sonra oynak türkülere geçilir. Eskiden Harput türküleri okunurken, arada aynı makamdan klasik Türk Müziği’ne ait eserler de okunurdu.

 

TÜRKÜLERİN BİR ÇOĞU OLAYLARIN SONUCUNDA ORTAYA ÇIKMIŞTIR

Duygusal ve olaylar karşında duyarsız kalamayan  bir yapıya sahip olan Elazığ insanı bu özelliklerini müziklerine de yansıtmışlardır. Yaşanan acıları ve olayları  ölümsüzleştiren Elazığ'ın sanat erbapları bu sayede eserlerin aradan 100 lerce yıl geçmesine rağmen güncelliğini korumasını sağlamışlardır. Güncelliğini hiç bir zaman yitirmeyen  Elazığ-Harput müziğinde müstezat, beşiri, ibrahimiye, hoyrat, şirvan, divan, elezber, tecnis, nevruz, versak, sabahi, muhalif, gibi tamamı ile Elazığ adları ile bilinen gerçekten çok nefis ve orijinal makamlar vardır. Türkülerin bir çoğu yörede yaşanan olayları konu almış veya bu olayların sonucunda ortaya çıkmıştır. Eserlerin çoğunun usul yapısında 2-3-4 zamanlı ana usuller ağır basar. Ana usulle başlayıp farklı usullerle devam eden eserler de vardır. Elazığ-Harput havalarını hakkıyla icra edebilmek için Harput ağzına ve yöre hançeresine hakim olmak gerekmektedir. Elazığ’da çok büyük okuyucular yetişmiş yeni kuşak da bu ustaların izinden yürümeyi başarmışlardır. Tespit edilebilen 200 civarında mahalli türkü ve uzun havaya sahip olan Elazığ-Harput müziğine ait eserler gerçekte çok daha fazla olduğu bilinmektedir. Hemen her köyde her meşkte hiç duyulmamış bir esere rastlamak mümkündür. Ancak bunların yaygınlaştırılması için gerekli çalışmalar yapılmadığından bu eserler dar bir çevrenin dışına çıkmamaktadır.

TÜM DÜNYADA SEVİLEREK DİNLENEN BİRÇOK ESER HARPUT MÜZİĞİNE AİİTTİR

Sevilerek dinlenen bir çok eser Harput müziğinin dünya kültürüne armağanıdır  Bugün bütün Türkiye’de sevilerek okunan Elazığ’a ait türkülerden örnek verecek olursak; Yemen Türküsü, Meteris’den ineydim, Hayriye, Kövenk, Mamoş, Mezire’den Çıktım, Saray Yolu, Al Almayı, Yoğurt Koydum Dolaba, Dersim Dört Dağ İçinde, Sinemde Bir Tutuşmuş, Aş Yedim Dilim Yandı, Bir Ah Çeksem, Bir Şuh-i Sitemkar, Yüksek Minare, Göremedim Alemde, Necibem, Havuz Başının Gülleri, Evleri Uçta Yarim, Gelin Ağlar, Harput’tan Aldım Bakır, Elazığ Uzun Çarşı,....  en ünlülerdir. Daha yüzlercesini sayabileceğimiz bu türkülerin başında gerçekten çok nefis bir kompozisyon oluşturan müstezat, divan ve divan sonuna eklenen elezber, tecnis ve hoyratlar harikulade olağanüstü güzellikte duygu ve sanat yanı ağır basan eserlerdir. Elazığ-Harput müziğini anlamak için makam bilgisini, yöre kültürünü bilmekle birlikte, yöre ağzından da anlamak gerekir.