YEREL
Giriş Tarihi : 29-10-2020 09:30   Güncelleme : 29-10-2020 09:30

"VATANDAŞLARI ORTA HASARLI BİNALARDA TUTMAK VİCDANİ DEĞİL"  

FAİK AKGÜN

24 Ocak'ta meydana gelen deprem sonrasında yaptığı başarılı çalışmalarla adından söz ettiren, Türkiye Afet ve Acil Durum Kurulu Üyesi ve  Fırat Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kürşat Esat Alyamaç önemli değerlendirmelerde bulundu.  Doç Dr. Alyamaç gazetemize özel olarak yaptığı değerlendirmede,  orta hasarlı binaların durumuna dikkat çekerek bu binaların durumunun sonuca kavuşturulması için acil bir komisyon oluşturulmasını istedi. Doç Dr. Alyamaç  şehir genelindeki ağır hasarlı bina yıkımlarına da değinerek ağır hasarlı binaların yıkımı sonrasında  ortaya çıkan molozların  çöp olarak nitelendirilmesinden dolayı çok ciddi bir kaynağın ziyan edildiğini ifade etti. İşte Doç Dr. Alyamaç'ın yaptığı çok önemli değerlendirmelerin detayları...

"EĞER 2007 YILINDA BÜTÜN BİNALAR İNCELENMİŞ OLSAYDI BUGÜN KAYBETTİĞİMİZ VATANDAŞLARIMIZ YAŞIYOR OLURDU"

 24 Ocak'ta meydana gelen deprem sonrasında hazırlamış oldukları rapora değinen Doç. Dr. Kürşat Esat Alyamaç, " Elazığ'da geçmişte Sivrice kaynaklı birçok deprem meydana geldi.  2007 yılının Şubat ayında iki deprem yaşadık.  O depremler sonrasında Elazığ'da tam 200 tane ağır hasarlı bina oluştu. Bu binalar kayıtlara geçti. Ancak  o gün ki depremler sanki Elazığ'da hafif bir şekilde atlatılmış gibi davranıldı.  Fakat o depremlerde kayıtlara girmese de  orta hasarın üstünde ve ağır hasar alan binalar oldu. Bunu  binalarındaki sıkıntıları gördükleri için bize ulaşıp binasını incelememizi isteyen vatandaşlarımızın binalarında gördük.   Ogün gördüğümüz bu sıkıntıları yetkili mercilere ilettik. Fakat  genel bir çalışma yapılmadığı için vatandaşlar çatlakları sıvayarak boyayarak kapattı.  Sürsürü Mahallesi'nde yıkılan apartmana yakın bir apartmanda  bir vatandaşımızın gayri resmi olarak bize ricası üzerine ilgili apartmanda inceleme yaptık.    Bina dört kattan oluşuyor. Her katta dört binadan oluşuyordu ve binanın bodrumu bulunmuyordu.  Klasik Sürsürü yapısıydı.  Binanın bir kolonunda ciddi bir hasar vardı. Komşularının iddiası ev sahibinin sigortadan para almak için kendisinin kolona zarar verdiği yönündeydi. Ev sahibi ise evini boyatmak için yaptığı çalışmalar sırasında zımparalama işlemi sırasında  betonun döküldüğünü ve demirin ortaya çıktığını ifade etti. Evin içinde incelemelerde bulundum.  Bir sıkıntı yoktu.  Hasarlı bu kolonun  bir yüzü odaya bakarken diğer yüzü mutfağa bakıyordu. Mutfakta fayansları kırdığımızda kolonun aynı seviyesinde diğer yüzünde de aynı hasarı gördük.  Bu durum binanın aynı seviyeden hasar gördüğünü kanıtlamıştı.  Aynı katta  başka dairelere de bakmak istedik ancak kimin kapısını çalsak dairelerin daha yeni boyandığını gördük.  Kıyıp ta sizin bu kolonunuzu kırabilirmiyiz diyemedim. Son kapısını çaldığımız binanın  kapısının genç bir hanımefendi kardeşimiz açtı. Ne zamandan bu yana oturduklarını sordum. Bir yıldır oturduklarını söyledi. Sonrasında en eski oturanın apartmanda kaç yıldır oturduğunu sordum. En eski oturanın bile 3 yılı geçmediğini ifade etti. Daha eskisi yok tu. Anladım ki 2007 yılında bu bina hasar gördü.  O binada oturanlar binayı sıvayıp boyayıp sattı gitti.  Maalesef bizim yapı stokumuz içerisinde bu gibi binalar var.  Yine Sürsürü'de yaptığımız incelemelerde bir binanın kolonlarının etrafına beton perde dönmüşlerdi.  Yerinden oynayan bu binanın hareketini önlemek için örmüşlerdi. Birçok arkadaşımız gördüğü bu manzara karşısında şaşkınlığını gizleyememişti.  Son deprem sonrasında devletimiz çok güzel bir refleks gösterdi ve tüm binaları inceledi. Eğer 2007 yılında bütün binalar incelenmiş olsaydı bugün kaybettiğimiz vatandaşlarımız yaşıyor olurdu."dedi

"VATANDAŞLARI ORTA HASARLI BİNALARDA TUTMAK VİCDANİ DEĞİL"

   Orta hasarlı binalar ile ilgili olarak da değerlendirmelerde bulunan Doç Dr. Alyamaç orta hasarlı binaların çözüme ulaştırılması için  bir komisyon kurulması gerektiğini belirtti. Doç Dr. Alyamaç "Eskiden kalma yapılarımız olduğu gibi 24 Ocakta meydana gelen deprem sonrasında orta hasarlı hale gelen yapılarımız oldu.  Bizim biran önce bu sıkıntıyı çözmemiz gerekiyor. Bu noktada birçok metodumuz var.   Kanun orta hasarlı binada ikamet edilemez demektedir.  Fakat  şuanda Elazığ'da bu mümkün değildir.  Çünkü insanlarımızın gideceği ev yok... Kanun bir proje hazırlanmasını hazırlanan proje uygunsa uygulanmasını uygun değilse binanın ağır hasara dönüştürülmesini istiyor.  Bu işlemin sadece özel firmalar yoluyla yapılması, vatandaşların bu konuya hakim olmaması hatta art niyetli bir takım insanların vatandaşlarımızı kandırmaması için ilgili kurumların ivedi bir çözüm getirmesi gerekiyor.  Bizim bin 400 adet orta hasarlı binamız var. Bu binaların en az %40'ının  teknik olarak güçlendirilemez olduğu ortaya çıkacaktır. Geriye kalanın %40'ıda ekonomik olarak güçlendirilmeyecek.  İşte bu binaların acilen ayırt edilmesi lazım.  Hangisini yıkıp hangisini güçlendireceğimizi bilmezsek doğru bir planlama yapmayız. Orta hasarlı binalarda  stratejiyi belirlemesi gereken kurum AFAD'tır.  AFAD İl Müdürlüğü'nün Elazığ Valiliği koordinesinde bunu yapması gerekiyor.  Şu ana kadar böyle bir komisyonun kurulmaması bizim en büyük hatamızdır.  Eğer bu komisyon biran evvel teşkil edilmez ve ne yapılacağı belirlenmezse ciddi problemler doğacaktır. Çünkü vatandaşlarımız bu binalarda oturmaya devam edecek  Bu binalarda oturan vatandaşlarımız olası bir şiddetli deprem de ne yapacak?   Kaldı ki yapılan iş kanuni değil çünkü kanun ya güçlendir yada yık diyor.   Bu belki de yanlış anlaşılacak ancak vatandaşları orta hasarlı binalarda tutmak vicdani de değil.  Doğru olan bütün paydaşları bira raya getirip bir komisyon oluşturmak ve probleme kesin çözüm getirmektir. Bakın kanun 6 ay süre verdim.  6 ayda güçlendirme projesi yapmadın.  Ben bunu ağır hasarlıya çeviririm. 6 ay sonrada yıkacaksın, demektedir.  Şimdi buradan soruyorum bizim bir yıl sonra yıkılmayı bekleyen bin 400 tane daha yıkılmayı bekleyen binamız mı olacak.  O nedenle her şeyi zamanında yapmamız lazım."ifadelerini kullandı  

"AĞIR HASARLI BİNALAR YIKILMAZSA İNSANLAR GİDİP OTURMAYA BAŞLAYACAK YA DA BU BİNALAR BAŞKA SORUNLARIN KAYNAĞI HALİNE GELECEK"

 Ağır hasarlı binaların biran önce yıkılması gerektiğini kaydeden Doç. Dr. Alyamaç,  "Ağır hasarlı binaların  yıkımları Elazığ İl Özel İdaresi ve Elazığ Belediyesi tarafından yapılıyor.  Elazığ İl Özel İdaresi sorumluluk alanındaki binaların yıkımlarını büyük ölçüde gerçekleşti. Elazığ'da bir bina yıkılırken diğer binaya zara verme oranı %1 bile değildir. Yıkım işleri Elazığ'da doğru bir şekilde yapılıyor.  Vatandaşlarımız yıkımlardan şikayetçi ortaya çıkan tozdan haklı olarak şikayet ediyorlar. Fakat tozsuz bir yıkım yapmak mümkün değildir. Depremde yıkılmasından sa elimizle yıkmamız daha iyidir. Toza da katlanacağız artık..  Bu binaların yıkılması gerekiyor. aksi durumda vatandaşlarımız o binalarda oturacaklar.  Eğer o binalar yıkılmamış olsaydı vatandaşlar hiç bir şey olmamış gibi o binalarda oturmaya devam edecekti.  En geç 6 ay içerisinde   bu ağır hasarlı binalar yıkılmazsa insanlar gidip oturmaya başlayacak ya da bu binalar başka sorunların kaynağı haline gelecektir. Bu nedenle biran önce bu binalar yıkılmalıdır."dedi

"DEMİRİ ALINAN MOLOZLARI BİR KIRIM OCAĞINDA İŞLEYİP YENİDEN KULLANABİLİRDİK"

 Ağır hasarlı binaların yıkımı sonrasında ortaya çıkan molozların ciddi bir kaynak oluşturabilecekken çöp haline geldiğini de kaydeden Doç. Dr. Alyamaç, " Yıkılan binaların duvarı ve betonu beraber yıkıldı.  Götürüp bu molozlar çöp olarak atıldı. Oysaki bu bir kaynaktır. Beytül-Maldır.  Boşa gitmemesi gerekiyordu. Keşke yıkımlar sırasında binaların tuğlalarını ve betonlarını ayırsaydık.  İçinden demiri alınan molozları bir kırım ocağında işleyip yeniden kullanabilirdik.   Biz şuanda eski yapıların içinde bulunan ve en sağlam taş olan Agregadan dağlar oluşturduk.  Bunların kırılıp yeniden kullanılması gerekiyordu.  Kurul üyeliğim dolayısıyla bu durumu rapor haline getirip kurula sunacağım. Türkiye'de bir yıkım yönetmeliği olmalıdır.  Yıkım yönetmeliği ile bu kaynağımızın da kullanılmasını sağlamalıyız. Şu anda bir doktora öğrencimiz için bu molozlardan bir kamyon kadar aldık ve bu molozların yeniden kullanılması için neler yapılması gerektiği noktasında çalışma yapacağız. Aslında bu deprem olmadan bunların konuşulmuş olması ve her şeyin hazır olması gerekiyordu."ifadelerini kullandı

"ELAZIĞ'DA 15 YILDIR ÇOK İYİ YAPILAR ÜRETİLİYOR"

 Elazığ'da yeni inşa edilen yapılar ile ilgili olarak ta değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Alyamaç "Şehrimizin yeni yapılan binaları gerçek manada çok iyi...  Elazığ Belediyesi 2005 yılından sonra bir yapı denetimi uygulaması başlattı.  2011 yılından itibaren ise ülke genelinde hükümet eliyle bir yapı denetim uygulaması başlatıldı. Yani Elazığ'da 2005 yılını esas kabul edersek, Elazığ'da 15 yıldır çok iyi yapılar üretiliyor.  Ama vatandaşımızın yanlış bir algısı  var. Binasının duvarının çatladığını dile getirerek korkuyor.  Ancak bu binalar lastik değil ki,   taşıyıcı elemanlar da hiç bir problemi olmayan binaların duvarının çatlamış olması  beklenen bir durumdur."dedi

 "GERÇEK MANADA BİZİM AFET EĞİTİMİ ALMAMIZ GEREKİYOR"

 Deprem bilincine de vurgu yapan Doç. Dr. Alyamaç, "Deprem sonrasında evlerinde çatlak olmadığı  halde evine girmeyen vatandaşlarımız vardı. Bu nedenle İçişleri Bakanımız  2021 yılını Afet Eğitim Yılı ilan edeceklerini açıkladılar. Gerçek manada bizim afet eğitimi almamız gerekiyor.   Devletimizin her türlü tedbiri aldığını düşünelim; deprem oldu diyelim. Ben Çaydaçıra Mahallesi'nde sağlam bir evde oturmama rağmen hemen arabama binip trafiğe çıktım diyelim. Anında trafiği kilitledim.  Benim yapmam gereken dışarıya çıkıp sakinleşene kadar bekleyip evime girmekti.  Diyelim ki içim rahat etmedi, o zaman da yapmam gereken toplanma alanına gidip  beklemektir.  Toplanma alanında  6 sat bekleyeceğim. Eğer evim hasar görmüşse devletimiz beni 6 saat sonunda barınma alanlarına yerleştirecek . Bütün ihtiyacım karşılanacak. Benim yapmam gereken sadece beklemem.  Bir de deprem olur olmaz telefonlara sarılıyoruz, hatları kilitliyoruz. Oysa ki belki de tam o anda enkaz altında olan ve 112 ekiplerine ulaşmaya çalışanlar olabilir. Bu nedenle depremden sonra aramak yerine mesajlaşmamız gerekiyor. Bu bilince ulaşmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı

"ELAZIĞ ADINA ÜSTÜMÜZE NE DÜŞÜYORSA MESAİ GÖZETMEKSİZİN 7 /24 YAPMAYA HAZIRIZ"

Doç. Dr. Alyamaç  Afet ve Acil Durum  Kurulu ile ilgili olarak da değerlendirmelerde bulunarak kurulun deprem öncesinde gerekli bütün tedbirleri alacağını ifade etti. Doç. Dr. Alyamaç,"   Mart ayında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Afet ve Acil Durum Danışma Kurulu oluşturulmuştu.  Cumhurbaşkanımız 18 Mart 2020 tarihinde yayımladığı yeni bir kararname ile bu kurulu danışma kurulu  yerine Afet ve Acil Durum  Kurulu olarak oluşturulmasını sağladı.  İçişleri Bakanımız bu değişikliğin nedenini bize açıkladı.  Bakanımız Sayın Cumhurbaşkanımızın daha dinamik ve etkin bir kurul istediğini ifade etti.  Cumhurbaşkanımız depremler olmadan gerekli tedbirlerin alınmasını ve bu tedbirlerin kurumlar tarafından uygulanmasını istiyor.  Çok güzel bir yapılanma oluşturduk.  Kurul alanlarında uzman olan 15 akademisyenden oluşuyor. Kurulda hem teknik, hem yapısal hem de psikolojik alanda uzman olan hocalarımız var.  Kurul  ilgili bakanlıklarda bakan yardımcısı seviyesinde temsil ediliyor.  Bu kurul her toplantıda yapması gereken çalışmaları yapıyor. Alınan kararlar oylanıyor.  Alınan kararlar ilgili kurumlar tarafından uygulanıyor. Böylelikle afetler olmadan afetlere hazır hale gele geleceğiz.  İçişleri Bakanımız bu noktada gerçekten çok ciddi çalışmalar yapıyor.   Örneğin yaklaşık 1,5 yıldır İstanbul için yürütülen çok ciddi çalışmalar var.  Bu kurulda yer almış olmaktan  hem Elazığ adına hem de Fırat Üniversitesi adına gerçek çok gurur duyduğumu belirtmek istiyorum.  Son olarak Elazığ adına üstümüze ne düşüyorsa mesai gözetmeksizin 7 /24 yapmaya hazır olduğumuzu  ve hangi kurumumuz olursa olsun elimizden gelen desteği vermeye hazır olduğumuzu belirtmek istiyorum."dedi.