YEREL
Giriş Tarihi : 06-11-2020 14:38   Güncelleme : 06-11-2020 14:38

PREHİSTORİK DÖNEM’E AİT ARKEOLOJİK YÜZEY ARAŞTIRMASI BAŞLATILDI

PREHİSTORİK DÖNEM’E AİT ARKEOLOJİK YÜZEY ARAŞTIRMASI BAŞLATILDI

MÜSLÜM DEMİRTAŞ

Fırat Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Abdulkadir Özdemir başkanlığında oluşan 12 kişilik ekip Elazığ’da Prehistorik Dönem’e ait arkeolojik yüzey araştırması başlattı

Fırat Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Abdulkadir Özdemir başkanlığında oluşan 12 kişilik ekip, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün izniyle Mastar Dağı’nın Değirmenönü Köyü sınırları içerisinde bulunan tümülüste (kurgan) “Prehistorik Dönem Arkeolojik Yüzey Araştırması” başlattı.

Araştırma sonucu Değirmenönü tümülüsünün doğusundaki tepenin zirvesinde yeni keşfedilen buluntuların Roma dönemine ait kale kalıntıları ile bağlantılı olduğu tespit edildi. Kurum olarak Elazığ Valisi Erkaya Yırık ve Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Göktaş’ın maddi ve manevi destekleriyle devam eden çalışmalarda önemli ilerleme sağlandı. 2020 yılı içerisinde Kültür ve Turizm Bakanlığı temsilcisi Ergün Demir ve ona bağlı ekip üyelerinin Elazığ sınırları dahilinde yer alan Değirmenönü Köyü’ndeki kültür varlıkları da incelendi ve yeni yapılan keşifler de tescil için önerildi.

Konu ile ilgili bilgiler veren Fırat Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Abdulkadir Özdemir, “Söz konusu köyün kuzeyindeki yeni keşfedilen kale kalıntıları ile köyün güneyindeki tepe üzerinde yer alan tümülüsün tarihi de ortaya çıkmış oldu. Çalışma sahasındaki bulgulardan anlaşıldığı üzere Değirmenönü Deresi ile birbirinden ayrılan kale ve tümülüsün aynı dönemde yapıldığı tespit edilmiştir. İncelemeler sonucu kalenin horosan harcıyla inşa edilmiş olduğu, sur duvarları ve burçlarının ise temel seviyelerini koruduğu görülmüştür. Kalenin güneyindeki tepede yer alan, Fırat Nehri’ne ve Uluova’ya hâkim bir noktada konumlandırılan tümülüsün, kalenin veya kraliyet ailesinden soylu bir kişiye ait olduğu tahmin edilmektedir. Bu soylu kişinin ölümünün ardından da kaleyi koruyacağı ve kutsayacağı düşünülerek hâkim bir noktaya mezarının inşa edilmiş ve üzerinin de 15-20 metre yükseklikte, 50 metre çapında moloz ve taş yığmayla konik biçimde kapatıldığı ortaya konmuştur. Roma Dönemi ve tarihiyle ilişkilendirilen kale sur duvarlarının örgü taşları tümülüsün üzerini kapatan moloz ve yığma taş şeklinin birebir aynı olması dolayısıyla Roma Dönemi’ne tarihlenmesi gerektiği ileri sürülmektedir. ‘Yüzey Araştırması Projesi’ kapsamında incelenen tümülüsün, defineciler tarafından kaçak kazılarla çok fazla tahrip edildiği ve bu yüzden de asıl formunun bozulduğu görülmektedir. Tümülüsün bilimsel kazılarla ortaya çıkarılarak bölge arkeolojisi, kültürü ve turizmine katkı sunması gerektiği düşünülmektedir.” şeklinde açıklamalarda bulundu.

Araştırma ekibinde yer alan Fırat Üniversitesi İnsani ve Sosyal Bilimler Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim üyesi Prof. Dr. Taner Şengün ise, Roma Dönemi’ne ait olduğunu düşündükleri kalenin coğrafik açıdan önemine vurgu yaparak; büyüklüğü, piramitleri andıran görüntüsü ve Keban Baraj Gölü manzarasıyla jeopolitik açıdan önemli bir konumda bulunduğunu belirtti. Ayrıca kalenin ve tümülüsün bölge turizmi açısından önemli olduğunu ancak kalenin yok olma noktasına geldiğini de aktaran Prof. Dr. Şengün, “Sarp kayalıklarla çevrili ve 1350 metre rakımda yer alan kale, coğrafi açıdan oldukça önemli bir konumda yer alıyor. Bu bölge geçmişte çok yoğun olarak kullanılmış. İnsanların bu bölgede Neolitik Dönem’den günümüze kadar yaşadığına dair izler mevcut.” ifadelerini kullandı.