YEREL
Giriş Tarihi : 27-12-2020 16:34   Güncelleme : 27-12-2020 16:34

“ORTA HASARLI BİNA KAVRAMININ KALDIRILMASI LAZIM”

“ORTA HASARLI BİNA KAVRAMININ KALDIRILMASI LAZIM”

Elazığ Merkez’de meydana gelen 5.3 büyüklüğündeki deprem sonrasında değerlendirmelerde bulunan CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, ”24 Ocak gecesinde yaşanan depremin ardından ve yaşanan artçı depremlerle birlikte binalar inanılmaz yoruldu, taşıyıcı özelliğini kaybetmeye başladı ve yıkılma riski taşıyor.” dedi.

Elazığ'da sabah saatlerinde meydana gelen 5.3 büyüklüğündeki deprem Malatya, Şanlıurfa ve Diyarbakır'da da hissedildi. Deprem sonrasında açıklamalarda bulunan CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, deprem sonrası daha etkin bir süreç yürütülmesi için Afet İşleri Bakanlığının kurulması gerektiğini kaydetti.

“DEPREMLER BİNALARI İNANILMAZ YORDU”

Elazığ olarak 2020 yılına 24 Ocak depremiyle yıla kötü başladıklarını belirten CHP Elazığ Milletvekili Gürse Erol, ”Bu sabah kötü bir haberle uyandık. Can ve mal kaybının olmaması son derece sevindirici ben buradan bütün Elazığlı hemşehrilerime geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Deprem süreci ile ilgili bilim adamlarımız ve akademisyenlerimiz bilimsel olarak yorumluyorlar. Fay hattının hareketliliği ile ilgili bilimsel boyutta bir açıklama yapamam ama 24 Ocak’tan bugüne kadar vatandaşın mülkiyet haklarının korunması ve deprem süreci ile ilgili bazı gördüğümüz eksiklikler var.  Özellikle şunu belirtmek isterim, Elazığ’daki 5.3 büyüklüğündeki deprem aslında çok ciddiye alınması gereken bir deprem. Çünkü 24 Ocak gecesinde yaşanan depremin ardından bu yaşanan artçı depremler binaları inanılmaz yordu. Ayrıca kentsel dönüşüm projelerine ağırlık verilerek ağır hasarlı binalarla aynı koşullarda yapım kredisi sağlanmalıdır.” diye konuştu.

“ORTA HASARLI BİNA KAVRAMININ KALDIRILMASI LAZIM”

24 Ocak depremi ve artçı depremlerle birlikte binaların yorgun olduğuna dikkat çeken Erol, açıklamasına şöyle devam etti;

6.8 büyüklüğündeki deprem sonrası hasar tespitleri yapıldı ve 3 şekilde kategori edildi. Bunlara ağır hasarlı binalar, orta hasarlı binalar ve az hasarlı binalar denildi. Ağır hasarlı binalar yıkıldı. Elazığ depreminde 3 bina yıkılmıştı. Ama arkasından 14 bin binanın yıkımına karar verildi ve şuan halen daha aradan 11 ay geçmesine rağmen Elazığ da 24 Ocak gecesi yaşanan deprem sonrası ağır hasar alan binaların yıkımı devam ediliyor. Elazığ da yaklaşık bin 391 bina, 13 bin 440 bağımsız bölüm orta hasarlı kararı verildi. Meydana gelen depremler sonrasında bu evler son derece riskli. Artık orta hasarlı diye bir kavram kalmamalı. Buradan İçişleri Bakanımıza ve Çevre Şehircilik Bakanımıza sesleniyorum. 24 Ocak depremi sonrası yaşanan krizin yönetimi ile ilgili son derece başarılı işler yaptılar. Bu orta hasarlı kavramının Elazığ’dan kaldırmaları lazım. Az hasarlı ve orta hasarlı binaların yeniden bir hasar tespitine tabi tutularak gerekirse bunların yıkılıp yeniden yapılması lazım. Çünkü bunun psikolojik boyutu da var. Vatandaş artık duvarları ve kolonları çatlayan, pencereleri ve camları kırılan binalara çocuklarını alarak giremiyorlar.”

“1959 TARİHİNDE YÜRÜRLÜĞE GİREN 7269 SAYILI KANUN KAPSAMINDA MAĞDURİYETLER GİDERİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

 Deprem sonrasında depremzedelerin mülkiyet haklarıyla ilgili birçok sorun olduğunu belirten Erol, ”Mevzuattan kaynaklanan inanılmaz mülkiyet hakları sorunu var. Bu yalnızca Elazığ için değil, bütün afet bölgeleri için de böyle. 7269 sayılı bir kanun var, 1959 yılında çıkmış, hala aynı kanunla bu tür mağduriyetler giderilmeye çalışılıyor. Deprem sürecinin çok iyi planlanması lazım. Aynı zamanda afet işlerinden sorumlu bir bakanlığın da kurulması gerekiyor. Burada bir yetki karmaşası var. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın, İçişleri Bakanlığı’nın kendi ayrı yetkileri var. Ama Afet İşleri Başkanlığının bağlı olduğu bir Afet İşlerinden Sorumlu Bakanlığının olması halinde bu işler daha organize yürütülebilir. Yönetmelikler, kanunlar, mevzuatlar yeniden düzenlenebilir. Bunun gibi birçok sıralanabilecek sorunlarımız var. Ama sevindirici olan bu depremde Elazığ da herhangi bir can ve mal kaybının olmamasıdır. Lakin bu olmayacağı anlamına gelmemektedir. Mesele deprem olduktan sonra devletin, kamunun bütün gücüyle müdahale etmek değil, aynı zamanda deprem olmadan da deprem olması halinde olabilecek riskleri düşürülerek mağduriyetlerin giderilmesi lazım.” ifadelerini kullandı.