YEREL
Giriş Tarihi : 13-01-2021 17:11   Güncelleme : 13-01-2021 17:22

“HAYAL KIRIKLIĞI, HÜSRAN VE KIZGINLIK GÖZLEMLENMİŞTİR”

“HAYAL KIRIKLIĞI, HÜSRAN VE KIZGINLIK GÖZLEMLENMİŞTİR”

Elazığ’da 24 Ocak depremi sonrası yapılan çalışmaları yerinde inceleyen CHP Heyeti, Elazığ İnceleme Raporu hazırlayarak CHP Genel Merkezine teslim etti. Hazırlanan raporda, depremin ardından sorunların en kısa sürede çözüleceğine ilişkin oluşturulan algının, sonraki günlerde yerini hayal kırıklığı, hüsran ve kızgınlığa bıraktığı kaydedildi.

Geçtiğimiz hafta 30 milletvekili ile 24 Ocak’ta yaşanan deprem sonrası yapılan çalışmaları yerinde incelemek üzere Elazığ’a gelen CHP Heyeti, Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç ve Elazığ Milletvekili Gürsel Erol önderliğinde yapılan incelemeler sonucu, tespitleri rapor haline getirdi.  İlimize gelen heyetin 2 gün süreyle kent genelinde yapmış olduğu incelemeler sonrası hazırlanan Elazığ İnceleme Raporu CHP Genel Merkezine iletilmesinin arından TBMM’de düzenlenen basın toplantısında da gündeme taşındı.

 “SORUNLARI EN KISA SÜREDE ÇÖZECEĞİZ ALGISI YERİNİ HÜSRANA BIRAKTI”

İlimize gelen heyetin hazırlamış olduğu raporda, depremin hemen ardından İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın Elazığ'a gelerek sürecin yönetildiği belirtilerek, “Yaşanan deprem sonrası yapılan ilk yardım ve müdahaleler her ne kadar hükümetin olaya ciddi yaklaştığı ve sorunları en kısa sürede çözeceğine ilişkin bir algı oluşturmuş olsa da, sonraki günlerde bu olumlu algının yerini, Elazığ halkı nezdinde hayal kırıklığına, hüsrana ve kızgınlığa bıraktığı gözlemlenmiştir. Şehrin deprem sonrasında yeniden planlanması sürecine dair eleştiriler, mülkiyet ve barınma haklarına dair uyuşmazlık, deprem sonrasındaki rehabilitasyon ve normal yaşama dönme çalışmalarındaki aksaklıklar üzerinde yoğunlaşmaktadır. Kentin acil çözüm bekleyen sorunlarına ilişkin ilin milletvekilleri, il ve ilçe belediye başkanları, üniversitemizin alanında uzman bilim insanları, sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ile köy ve mahalle muhtarlarının ortak hareket ederek çözüm odaklı bir çalışma yürütmesi gerekmektedir” bilgisi inceleme notu olarak kaydedildi.

BARINMA SORUNU, AĞIR HASARLI BİNALAR, KONTEYNER KENT, DASK...

30 Milletvekili ve bölge il başkanları ile 2 gün süreyle yapılan incelemeler sonucu hazırlanan raporda kaydedilen sorunların başında; barınma, ağır hasarlı binalar, hasarlı kamu binaları, kentsel dönüşümde adil ve eşit olmayan uygulamalar, imar planı revizyonu, kira yardımlarının yetersizliği, DASK sorunu, değer tespitleri, konteyner kentlerde yaşam zorlukları, vatandaşların muhatap bulamaması ve esnafın yaşadığı zorluklar gibi sorunların gözlemlendiği kaydedildi.

KOSGEB’E BAŞVURU SAYISI 12 BİN, FAYDALANAN 4 BİN 300

Yıkıcı depremin Elazığ esnafına yaşattığı zorluklara değinilen raporda, Elazığ TSO’dan alınan istatiki bilgilere göre 2019 Aralık ayı sonunda, Sosyal Güvenlik Kurumunda kaydı gözüken toplam işyeri sayısı 7.841 olup Elazığ Depremi sonrası bu sayının 4.844’e düştüğü belirtildi. Ayrıca deprem sonrası ticari kaybı yüksek olan işyerlerine KOSGEB üzerinden başlatılan Acil Destek Kredisi Programı’na yaklaşık 12 bin başvuru yapılmasına karşılık krediden faydalanan işletme sayısının 4 bin 300 olduğu kaydedildi.

34 OKUL HASARLI, 10 BİN 240 ÖĞRENCİ BAŞKA OKULA TRANSFER EDİLDİ

Deprem sonrası kent genelinde yıkılan okullara ilişkin tespitlerin yapıldığı raporda, İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından alınan bilgiler ile deprem sonrası toplamda 34 okulda ağır veya orta hasar tespit edildiği ve 10 bin 240 öğrencinin en yakın okula transferinin sağlandığı aktarıldı.  Öğrencilerin başka okullara yerleştirilmesiyle birlikte derslik sayısının yetersizliği ve öğrenci sayısının fazla olması nedeniyle eğitim kalitesinin düşeceği ifade edilirken, projesi tamamlanıp inşasına başlanmayan okulların inşasına bir an önce başlanması ve kısa sürede tamamlanması için Milli Eğitim Bakanlığı’nın denetim ve takip etmesi gerektiği belirtildi.

Hazırlanan raporda öne çıkan başlıklar şu şekilde;

BARINMA SORUNU

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, 20.417 deprem konutunun inşasına başlandığını ve yılsonuna kadar tamamının hak sahiplerine teslim edeceğini açıklamıştır. Heyet olarak yapmış olduğumuz görüşmeler neticesinde, Elazığ’da şu anda inşası tamamlanan 8.000 adet bağımsız bölümün olduğu ve bunlardan 2.500 adetinin teslim edildiği, 2021 yılı sonuna kadar ise 20.114 bağımsız bölümün (konutun) inşaatlarının tamamlanarak hak sahiplerine teslim edileceği bilgisi alınmıştır.

AĞIR HASARLI BİNALARIN YIKIMI ESNASINDA YAŞANAN PROBLEMLER

Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne bağlı ekipler tarafından gerçekleştirilen hasar tespit çalışmaları sonucunda ağır hasarlı olup yıkılması gereken binaların yıkımı esnasında yeterli araç gereç ve ekipman kullanılmamasından kaynaklı ciddi bir toz oluştuğu ve oluşan bu tozun yıkımın yapıldığı çevredeki vatandaşları rahatsız ettiği gözlemlenmiştir. Ayrıca yıkım yapan firmaların yıkım esnasında paraya çevrilebilecek eşyaları (demir, bakır, pencere v.b.) ayırıp aldıktan sonra molozu çok uzun süre yıkım alanında bıraktığı, bu durumunda çevre sakinlerini ciddi derecede rahatsız ettiği tespit edilmiştir. Yıkım ihalelerini alan firmaların işlerini şartnamede belirtilen şekilde eksiksiz ve zamanında yapmasını sağlayabilmek için Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü bünyesinde bir denetim ve kontrol ekibinin kurulması gerekmektedir.

KİRA YARDIMLARININ YETERSİZLİĞİ

Deprem sonrasında 11.000,00 TL Kira yardımı yapıldığını belirten yurttaşlar taşınma aşamasında 4000,00-5000,00 gibi nakliye vd. masraflarının olduğunu, ildeki kira oranlarının 1000,00 TL’den yüksek olduğunu gerekçe sunarak verilen yardım miktarının yetersiz olduğunu, konutların teslimat sürelerinin uzaması nedeniyle mağduriyetlerinin arttığını aktarmışlardır.

DOĞAL AFET SİGORTALARI KURUMU (DASK) SORUNU

Elazığ’da 123.310 konutun 42.972’sinin deprem sigortası bulunmaktadır. Heyetimizin vatandaşlarla yapmış olduğu görüşmelere binaen, DASK iletişim hattı olan “125” nolu numaradan yetkili kişilere ulaşmak ve bilgi almak isteyen vatandaşların yeterli ve doyurucu bilgiye ulaşamadıklarına yönelik şikayetler bulunmaktadır. Ayrıca ihbar dosyaları ile ilgili geri dönüşlerin çok geç yapıldığı hatta bazı vatandaşlara hiç geri dönüş yapılmadığı belirtilmiştir. Doğal Afet Sigortaları Kurumu kendisine yapılan ihbar başvuruları ile ilgili çalışmalarını hızlandıracak önlemler almalı, ayrıca kuruma ulaşmak isteyen vatandaşların sağlıklı bilgi alabilecekleri danışma iletişim hattındaki personel sayısının artırılması sağlanmalıdır. Doğal Afet Sigortaları Kurumundan (DASK) ödeme alma başvurusu yapan yurttaşlar, bu taleplerinin reddedildiğinden ya da yanıtsız bırakıldığından, birçok yurttaşın dava açma yolu ile söz konusu ödemeleri almaya çalıştığından yakınılmıştır.

KONTEYNER KENTLERDE YAŞAM ZORLUKLARI

Bin civarında ailenin yaşadığı Doğu Kent konteyner kent merkezinde mülakat yapılan yurttaşlar, sürecin şeffaf olmamasından ve konteynerlarda ne kadar süre daha yaşayacaklarının belirsiz olmasından, yapılan kamusal yardımların yetersizliğinden, konteynera taşınmadan önce hasarlı olan ancak henüz yıkılmamış evlerinden ziynet vb. eşyalarını almalarına izin verilmediğinden, konteynera taşınırken tüp, yemek ocağı ve elektrikli soba yardımı yapıldığı, konteynerı boşaltmaları halinde tüpü dolu olmak üzere, bu eşyaları iade etme yükümlülüklerinin olduğundan, son kullanım tarihi geçen gıdaların verildiğinden, pandemi sürecinde uzaktan eğitime erişimlerinin tablet, internet vb. Ekipmanların eksikliği nedeniyle aksadığından yakınmışlardır.

ESNAFIN YAŞADIĞI ZORLUKLAR

Görüşme yapılan esnaflar, deprem ve pandemi ile birlikte iş kapasitelerinde ve kazanç oranlarında düşmeler olduğundan, vergi vd. borçlarına yönelik sicil affı gibi uygulamaların getirilmediğinden, TOKİ tarafından ihalesi yapılan deprem konutlarında eşit ve adil uygulamaların olmadığından, depremde işyeri yıkılan esnafların içeride ziyan olan malzemelerinin karşılığını alamadığından, dükkanı yıkılan bir kişiye arazisinde yapılan yeni binada yeni bir dükkan tahsis edilmemesinden, yeni yapılan konutlardaki fazladan yapılan işyerlerinin müteahhitlere kaldığından yakınmışlardır.

Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası ziyaretimizde hem yönetim kurulu üyelerinin vermiş olduğu bilgiler hem de oda tarafından yapılan istatistiki çalışmalardaki sayısal verilere göre, 2019 Aralık ayı sonunda, Sosyal Güvenlik Kurumunda kaydı gözüken toplam işyeri sayısı 7.841 olup Elazığ Depremi sonrası bu sayı 4.844’e düşmüştür. Deprem sonrasında ticari kaybı hayli yüksek olan işyerlerine KOSGEB üzerinden “Acil Destek Kredisi Programı” başlatılmış, 12.000 civarında işletme başvuruda bulunmuş sadece 4.300 işletme bu krediden istifade etmiştir. Geri kalan işletmelerin bazılarının başvuruları reddedilmiş, bazılarının başvuruları ise incelenmeye devam etmektedir. 

Raporda inceleme sonrası tespitlerin sonucu ise şu şekilde sıralandı;

1-Kamusal yardımların mevzuat vb. düzenlemelerin de etkisi ile eksik kaldığı,

2- Yapılması planlanan konutların çoğunluğunun halen tamamlanmadığı, bu aşamada barınma sorunları yaşayan yurttaşların taleplerini ve sorularını karşılamaya yönelik katılımcı ve şeffaf bir süreç yaşanmadığı,

3- Rızası alınmaksızın binaları yıkılan yurttaşların alacakları ve borçları hakkında bilgi sahibi olmadıkları, şeffaf ve aydınlatıcı bir süreç işletilmediği,

4- Değer tespitlerinde adil davranılmadığı, riskli alan ilanı yapılan alanların bir kısmının “rantsal kaygılarla” stoklandığı, riskli olan alanlarının belli bölümlerinde konut yapma yoluna gidildiği için halkın ihtiyaçlarını karşılamayan küçüklükte, sıkışık nizamda, yüksek katlı binalar inşa edildiği, bu nedenle yurttaşların devlete ve kamu kurumlarına olan güvenlerinin zedelenmesine neden olunduğu,

5- Deprem nedeniyle ekonomik zorluklar yaşayan esnafın yaşadığı ekonomik zorlukların pandemi nedeniyle daha da zorlaştığı ve bu nedenle acil iyileştirme, muafiyet ve indirim uygulamalarına ihtiyaç duyduğu,

6- İmar planı ve kentsel dönüşüm uygulamalarının katılımcılıktan uzak, kentin kültürel belleğini ve dokusunu korumayan, deprem riskini gözetmeyen, tepeden belirlemeci bir anlayışla yapıldığı,

7- Deprem nedeniyle mağdur olan yurttaşların, pandemi sonrası uzaktan eğitim uygulamalarının da etkisiyle eğitime erişimlerinin kısıtlı olduğu ve hatta konteyner kentte hiç denilebilecek derece olduğu,

8- Halkın karar alma ve planlama süreçlerine katılımını önceleyen, şeffaf bir yönetim anlayışı yürütülmediğinden depreme dayanıklı bir kent inşa edilmediği,

9- Evsiz kalan, hasarlı evlerindeki ziynet eşyalarını almalarına izin verilmeyen yurttaşlara yapılan yardımlarda, sosyal devlet ilkesinin gözetilmediği, tüp, yemek ocağı, soba gibi eşyaların ödünç olarak verildiği tespit edilmiştir.

Hazırlanan raporun öneriler başlığında ise, depremin Türkiye’nin bir gerçeği olduğu, bu nedenle deprem öncesi ve sonrasına dair sürecin devlet politikası haline getirilmesi gerektiği, bununla birlikte Afet İşleri ve Devrem Bakanlığı’nın kurulması ve Fay Kanunu Teklifi’nin bir an önce kanunlaştırılması gerektiği belirtildi.

Hazırlanan raporda 31 maddeden oluşan önerilerin bir kısmı şöyle;

1.7269 sayılı yasaya istinaden hak sahiplerini borçlandırmak suretiyle yapılacak konutlar için yasanın ek 4’üncü maddesi hükmünde yer alan Cumhurbaşkanı tarafından verilecek olan maliyet ve borçlanma bedellerine ilişkin indirim oranı ve indirim yetkisi ortadan kaldırılmalı, deprem konutlarında anahtar teslim inşaat maliyetinin yüzde 50 oranı AFAD Başkanlığınca karşılanmalıdır.

2.Deprem bölgesinde hak sahiplerinin konut ihtiyaçlarını giderebilmek için yapılması planlanan konutların maliyetlerini düşürebilmek amacıyla, yapılacak ve/veya inşaa edilecek her türlü mal ve hizmet girdileri KDV, ÖTV ve diğer vergilerden muaf tutulmalıdır.

3.Giresun’da yaşanan sel ve İzmir’de yaşanan deprem felaketi sonrası esnafa verilen 50 bin Türk Lirası değerindeki hibe, Elazığ esnafına kredi olarak verilmiştir, bu kredinin geri ödemesi 1 yıl süre ertelenmelidir.

4.Deprem bölgelerinde mikro planlamalar yapılarak zemin etüd sonuçlarına göre imar planları revize edilmelidir.

5.Alt yapı, ulaşım, iaşe, barınma ve sağlık sorunlarının çözümüne yönelik master planlar yapılmalıdır.

6.Kamuoyunda İmar Barışı ya da İmar Affı olarak bilinen kaçak yapılaşmayı teşvik eden düzenlemeden vazgeçilmelidir. Almanya’da İmar Yasası 1945 yılından bugüne sadece 2 defa değişmiş olup Türkiye’de 11 yılda 164 kez değişmiş 7 defa İmar Affı çıkmıştır. Tarım alanları ve ormanlar hiçbir şekilde imara açılmamalıdır.

7. Deprem öncesi ve deprem sonrası kullanılmak üzere genel bütçeden toplanan Deprem Vergisinin iptal edilerek, bunun yerine Kültür Varlıklarının Korunmasına yönelik Emlak Katkı Payı olarak kesilen bütçeye benzer olarak, Emlak Vergilerinden %15 kesilerek bu kesintiler büyükşehirlerde yatırım iskân koordinasyon müdürlüğü bütçesinde, illerde özel idare hesaplarında toplanarak ilin valisi ve belediyece kullanılmalı ve başka hiçbir amaç için kullanılmamalıdır.

8.Orta hasarlı raporu verilen binaların artçı depremler sonrası malzeme yorgunluğunun olması ve binaların eski yapı olması nedeniyle, binaların güçlendirilmesinin sağlıklı sonuçlar veremeyeceğinden orta hasarlı bina tanımının kaldırılması gerekmektedir. Depremde yıkılan binalara bakılacak olursa birçoğu güçlendirme yapılmış binalardır.