YEREL
Giriş Tarihi : 02-03-2021 09:41   Güncelleme : 02-03-2021 09:41

TUNÇ: TEHLİKEYE KARŞI EYLEM PLANLARIMIZ HAZIR

TUNÇ: TEHLİKEYE KARŞI EYLEM PLANLARIMIZ HAZIR

İRFAN ARSLAN

*Gazetemize özel açıklamalarda bulunan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç; “Ülkemizde en önemli kuraklık 2007 yılında yaşanmıştır. Bu konuda gerekli eylem planları hazırlanmış ve tedbirler alınmıştır. Bakanlığımız ilk olarak 2008-2012 yıllarını kapsayan Tarımsal Kuraklıkla Mücadele Stratejisi Eylem Planı hazırlanmış ve uygulamaya koymuştur. Daha sonraki yıllarda 5’er yıllık eylem planları devam etmiştir.”

* Bakan Yardımcısı Tunç; ‘‘Ülkemizde tarımsal kuraklığa karşı birçok kurum kendi sorumlukları çerçevesinde birçok tedbir almaktadır. Bu tedbirlerden biri de kurak şartlara dayanıklı çeşit geliştirme çalışmalarıdır. Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’ne(TAGEM) bağlı araştırma enstitülerinde verim ve kalite üzerine etkilerinin tespiti ile kuraklığa dayanıklı çeşit geliştirmeye yönelik çalışmalar yürütülmektedir.“

* Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı M.Hadi Tunç “Su kaynakları, iklim değişikliğinden en fazla etkilen kaynakların başında yer almaktadır. Ekonomik sulanabilir arazi varlığımız yaklaşık 8,5 milyon ha olup bugüne kadar 6,7 milyon hektarı sulamaya açılmıştır. Suyun % 74’ü tarımda kullanılmaktadır. Gıda üretiminin 2/3 ünün sulu tarım alanlarından elde edildiği değerlendirildiğinde gıda güvenliği için su kaynaklarının ne kadar önemli olduğu aşikârdır.”

* “Su arzının arttırılması çalışmaları kapsamında DSİ tarafından bugüne kadar 876 adet baraj ve hidroelektrik santral ile 651 adet gölet inşa edilmiştir. Bunun yanında özel sektör tarafından inşa edilen 645 adet hidroelektrik santral de ülkemizin depolama kapasitesine büyük katkı sağlamaktadır. Bu tesislerimizin depolama kapasitesi toplamda 178 milyar m3ün üzerine çıkmıştır.”

* Tarım ve Orman Bakan Yadımcısı Tunç; “Risk yönetimi ilkeleri çerçevesinde tarım ve orman sektörüne yönelik, doğru iletişim teknikleri ile bilgilendirme büyük önem arz etmektedir. İklim değişikliği nedeni ile bitkisel üretimde yaşanan sorunlara karşı gerekli önlem ve tedbirlerin net olarak belirlenmesi, ürün desenine, destekleme politikalarına, gübre tüketimine ve tohum-fidan kullanımına yönelik stratejilerin oluşturulması amacı ile 7 coğrafi bölgemizde "Bitkisel Üretim Sektöründe İklim Değişikliğinin Etkisi ve Değerlendirilmesi Bölge Toplantılarına” başlanılmıştır” dedi.

Dünyanın ve ülkemizin karşı karşıya kaldığı iklim değişikliğine bağlı Kuraklık ve su kaynaklarının verimli kullanılmasına yönelik olarak ülkemizde gerekli önlemlerin alındığı açıklandı. Tarım ve orman Bakan Yadımcısı Mehmet Hadi Tunç, Bakanlık olarak gerekli çalışmaları 2007 yılında yaşanan kuraklığın ardından başladıklarını ve bu konuda hazırlanan Tarımsal Kuraklıkla Mücadele Stratejisi Eylem Planı kapsamındaki çalışmaların kesintisiz olarak sürdürüldüğünü belirtti.

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç Gazetemize yaptığı özel açıklamalarda şunları söyledi;

  • TARIM VE ORMAN BAKANLIĞI İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ETKİLERİNDEN BİRİ OLAN KURAKLIKLA İLGİLİ NELER YAPMAKTA…

Bilindiği gibi ülkemiz tarım alanlarında son yıllarda yaşanan en önemli kuraklık 2007 yılında yaşanmıştır. Kuraklık ülkemizin birçok bölgesinde değişik oranlarda hissedilmiş ve bazı tedbirler alınmıştır.

Bu kapsamda; Bakanlık olarak 2007 yılında 2008-2012 dönemini kapsayan “Tarımsal Kuraklıkla Mücadele Stratejisi Eylem Planı” hazırlanarak yürürlüğe konulmuştur. Daha sonraki yıllarda da beşer yıllık eylem planlarına devam edilmiştir.

Tarımsal Kuraklıkla ilgili kurum ve kuruluşların (Tarım Reformu Genel Müdürlüğükoordinasyonunda 17 Kurum ve STK) katılımı ile “Tarımsal Kuraklık Yönetimi Koordinasyon Kurulu” mevcut olup, bu kurula bağlı Merkez ve İl yönetimleri belirlenmiştir. Çalışma ve izleme komisyonları mevcuttur.

Ayrıca illerde valilerimizin başkanlığında oluşturulan “Tarımsal Kuraklık İl Kriz Merkezi” ile “İl Eylem Planları” da hazırlanmaktadır.

Tarımsal Kuraklıkla mücadele stratejisi eylem planının temel amacı; kamuoyu bilinç düzeyinin artırmak, tüm paydaşları sürece dahil etmek, su kullanımını planlamak ve gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamaktır.

  • KURAKLIK ETKİSİNDE STRATEJİK ÜRÜNLERİN ÜRETİMİ VE KURAKLIĞA DAYANIKLI ÇEŞİTLER HAKKINDA BAKANLIĞIMIZIN YAPMIŞ OLDUĞU VE YAPMAKTA OLDUĞU ÇALIŞMALAR…

Ülkemizde tarımsal kuraklığa karşı birçok kurum kendi sorumlukları çerçevesinde birçok tedbir almaktadır. Bu tedbirlerden biri de kurak şartlara dayanıklı çeşit geliştirme çalışmalarıdır. Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’ne(TAGEM) bağlı araştırma enstitülerinde verim ve kalite üzerine etkilerinin tespiti ile kuraklığa dayanıklı çeşit geliştirmeye yönelik çalışmalar yürütülmektedir.

Kurak koşullarda üretimi arttırmak ve kuraklığın neden olduğu zararları en aza indirmek için yürütülen Ar-Ge çalışmalarında toprak ve su kaynaklarının yönetiminin optimizasyonunun sağlanması hedeflenmektedir.

• Su kaynağının kısıtlı olduğu kurak koşullarda mevcut suyun etkin kullanılarak sulama randımanının yükseltilmesi uygun sulama yönteminin seçimi ile gerçekleşmektedir. Bu amaçla suyun kısıtlı olduğu kurak alanlarda su kullanım etkinliği yüksek yüzey altı damla sulama sistemleri “Kısıtlı Su Koşullarında Su Tasarrufu Sağlayan Sulama Yöntemlerine Göre Bitki Sulama Programlarının Oluşturulması” ülkesel projesi yürütülmektedir. Proje ile ülke ihtiyaçları göz önünde bulundurularak ürün potansiyelimizde öne çıkan 14 farklı üründe (domates, biber, dane- silajlık mısır, şekerpancarı, pamuk, soya, çilek, bağ, yonca, zeytin, fıstık, badem, greyfurt), 5 farklı bölgede, 9 Araştırma Enstitüsü ile 19 araştırma projesi programa alınmıştır.  Yüzey altı damla sulama yönteminin kullanıldığı 7 proje tamamlanmıştır. Bu çalışmalar neticesinde elde edilen sonuçlara dayandırılarak destekleme programı Bakanlığımızca yayınlanmakta olan 2016 – 2020 Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Bireysel Sulama Sistemlerinin Desteklenmesi tebliğ içerisinde yer almıştır. Ayrıca ilgili tebliğ Uygulama Rehberinde Tarla içi yüzey altı damla sulama sistemi kurulması başvurularında dikkate alınacak hususlar Ar-Ge çalışmalarımız sonuçlarından faydalanılarak hazırlanmıştır.

• Suyun kısıtlı kullanımının yaygınlaştırılması hedeflenmektedir. Bitkinin en fazla suya ihtiyaç duyduğu dönemlerde sulama yapılması, bunun dışında kısıtlı sulama yapılarak buradan tasarruf edilen suyla daha geniş alanların sulanması mümkün olabilmektedir. Bu kapsamda bugüne kadar yapılan Ar-Ge çalışmalarıyla elde edilen veriler değerlendirilerek “Kısıntılı Sulama Rehberi” hazırlanmaktadır, her bölge ve bitki için kullanılan sulama yöntemine bağlı olarak, olası kuraklık, su yetmezliği durumunda verim kayıpları, azalan net gelir buna karşın sulama suyu tasarrufu rakamsal olarak ortaya konacaktır.

KURAKLIKTAN ETKİLENMESİ SÖZ KONUSU OLAN BÖLGELERDE YAZLIK EKİM

Yerüstü su kaynaklarının korunmasına yönelik olarak özellikle çok su tüketen çeltik tarımında damla sulama sisteminin yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalara hız verilmekte ve proje uygulamalarında öncelik tanınmaktadır. Proje kapsamında 2020 yılında 1,6 milyon dekar atıl, boş ve nadas tarım arazisinde ekiliş yaptırılmıştır.Hububat alanlarında olabilecek kuraklığa bağlı yaşanabilecek kayıpların telafi edilmesi için yeterli çıkış olmayan yerlerde yazlık ekim veya az su tüketen bitkilerle ekimlerin yenilenmesine yönelik senaryo çalışması yapılmıştır.

RİSK İLETİŞİMİ VE SEKTÖREL BİLGİLENDİRME ÇALIŞMALARI

Risk yönetimi ilkeleri çerçevesinde tarım ve orman sektörüne yönelik, doğru iletişim teknikleri ile bilgilendirme büyük önem arz etmektedir. İklim değişikliği nedeni ile bitkisel üretimde yaşanan sorunlara karşı gerekli önlem ve tedbirlerin net olarak belirlenmesi, ürün desenine, destekleme politikalarına, gübre tüketimine ve tohum-fidan kullanımına yönelik stratejilerin oluşturulması amacı ile 7 coğrafi bölgemizde "Bitkisel Üretim Sektöründe İklim Değişikliğinin Etkisi ve Değerlendirilmesi Bölge Toplantılarına” başlanılmıştır.Yeraltı ve yerüstü su kaynaklarımızın korunması ve daha ekonomik kullanımı sağlamak amacıyla ilgili birimlerimiz koordineli olarak çalışmalarına devam etmektedir. Bu doğrultuda;

Ülkemizde yeraltı sularının tarımsal açıdan yetersiz olduğu havzalar, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ)ve Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü (BÜGEM) tarafından yapılan ölçümler, analizler ve saha ziyaretleri neticesinde belirlenmiş olup bitkisel üretim destekleme politikasında önemli bir unsur olarak kullanılmaktadır.

• Bu kapsamda 2020 yılında da 10 İl 45 İlçe, yeraltı sularının tarımsal açıdan yetersiz olduğu havzalar olarak tespit edilmiştir.

•  Su kısıtının olduğu havzalarda, bitki su tüketimi yüksek olan mısır gibi ürünler yerine su tüketimi az olan ürünlerin ekimini sağlayacak tedbirler alınmıştır. 

•  Su kısıtı olan tarım havzalarında damla sulama yapmayan dane mısır üreticilerine, fark ödemesi destek ödemesi yapılmamaktadır.

•  Ayrıca bu havzalarda su tüketimi daha az olan Mercimek, Nohut yetiştiren çiftçilerimize ilave %50 fark ödemesi desteği, Fiğ, Macar Fiği, Burçak ile Mürdümük eken çiftçilerimize ise ilave %50 yem bitkileri üretim desteği verilmektedir.

  • SU KAYNAKLARININ KORUNMASINA YÖNELİK ALINAN TEDBİRLER, ÖNCELİKLİ YAPILMASI GEREKENLER VE KAMUOYU NEZDİNDE DİKKAT ÇEKECEK HAMLELER…

Su kaynakları, iklim değişikliğinden en fazla etkilen kaynakların başında yer almaktadır. Ekonomik sulanabilir arazi varlığımız yaklaşık 8,5 milyon ha olup bugüne kadar 6,7 milyon hektarı sulamaya açılmıştır. Suyun % 74’ü tarımda kullanılmaktadır. Gıda üretiminin 2/3 ünün sulu tarım alanlarından elde edildiği değerlendirildiğinde gıda güvenliği için su kaynaklarının ne kadar önemli olduğu aşikârdır.

Dünyadaki toplam su miktarı 1,4 milyar km3’tür. Bu suların %97,5’i okyanuslarda ve denizlerde tuzlu su olarak, %2,5’i ise nehir ve göllerde tatlı su olarak bulunmaktadır. Bu kadar az olan tatlı su kaynaklarının da %90’ının kutuplarda ve yeraltında bulunması insanoğlunun kolaylıkla yararlanabileceği elverişli tatlı su miktarının ne kadar sınırlı olduğuna işaret etmektedir.

ÜLKEMİZDE SU DURUMU

25 nehir havzasından oluşan ülkemiz yarı kurak iklim bölgesinde olup, yağışlar bölgelere ve mevsimlere göre farklılık göstermektedir. 

Yıllık yağış ortalamamız 574 mm’dir. Kişi başına düşen yıllık yaklaşık 1.350 m3 su miktarı ile ülkemiz su stresi yaşayan ülkeler kategorisinde yer almaktadır. Ülkemizin yüzölçümü yaklaşık 78 milyon hektar olup, bunun 23,1 milyon hektarı tarım arazisidir.  Ekonomik olarak sulanabilir arazi varlığımız ise 8,5 milyon hektardır. 2020 yılı sonu itibari ile sulanan arazilerimizin toplamı 6,7 milyon hektara ulaşmıştır. Bu alan ekonomik olarak sulanabilir araziler toplamının % 78 ‘ine tekabül etmektedir. Sulamaya açılan alanlardan yaklaşık 60 milyar TL zirai gelir artışı sağlanması mümkündür.

Günümüz teknik ve ekonomik şartları çerçevesinde, çeşitli maksatlara yönelik olarak yıllık tüketilebilecek su potansiyelimiz 112 milyar m3 olup yıllık 57 milyar m3lük kısmı (sulama %77, içme-kullanma ve sanayi %23)  kullanılmaktadır.  

SU KAYNAKLARININ KORUNMASI KONUSUNDA YAPILAN ÇALIŞMALAR

Su, günümüzde daha önce hiç olmadığı kadar kıymetli hale gelmiştir. Zira aşırı nüfus artışı, kontrolsüz sanayileşme, plansız kentleşme ve kirlilik, sınırlı su kaynaklarımızın üzerindeki baskıyı giderek arttırmaktadır. Günümüzde etkileri hissedilir derecede artan küresel ısınma ve iklim değişikliği de tatlı su kaynaklarımız üzerinde ilave strese sebep olmaktadır. 

DSİ Genel Müdürlüğümüz tüm bu etkenlerin ağır yükü altında bulunan su kaynaklarımızın korunması, geliştirilmesi ve gelecek nesillere eksiksiz olarak aktarılması maksadıyla çalışmalarını yoğun biçimde sürdürmektedir. İlgili kurum, kuruluş ve tüm paydaşlarla işbirliği içinde gerek gıda güvenliğinin temini gerekse enerji arz güvenliğinin sağlanması açısından kilit role sahip olan su kaynaklarımızın optimum seviyede değerlendirilmesi çerçevesinde tabiatla uyumlu projeler geliştirilmekte ve hayata geçirilmektedir. 

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğümüz özellikle küresel ısınma ve iklim değişikliği ile birlikte sıklığı, etki alanı ve şiddeti artan kurak periyotların etkilerini asgari seviyeye indirmek için çalışmalarını genel olarak 2 ana başlık altında toplamaktadır. Su arzının arttırılmasına ilişkin tedbirler ve su kullanımının etkinleştirilmesine yönelik tedbirler olarak özetlenebilecek bu çalışmalar kapsamında önemli projeler hayata geçirilmektedir.

  • BARAJ, HES VE GÖLETLER KURAKLIĞA KARŞI EMNİYET SUBABIDIR

Su arzının arttırılması çalışmaları kapsamında DSİ tarafından bugüne kadar 876 adet baraj ve hidroelektrik santral ile 651 adet gölet inşa edilmiştir. Bunun yanında özel sektör tarafından inşa edilen 645 adet hidroelektrik santral de ülkemizin depolama kapasitesine büyük katkı sağlamaktadır. Bu tesislerimizin depolama kapasitesi toplamda 178 milyar m3ün üzerine çıkmıştır. İstanbul ilimizin bir yıllık içme, kullanma ve sanayi suyu ihtiyacının 1,2 milyar m3 olduğu düşünüldüğünde, 178 milyar m3lük depolama kapasitesinin değeri daha iyi anlaşılacaktır.

Depolama tesislerimiz yağışlı dönemlerde biriktirdikleri suları kurak periyotlarda; tarımsal sulamanın, sanayimizin ve vatandaşlarımızın hizmetine sunmaktadır. Özellikle yarı kurak iklim kuşağında bulunan ülkemiz açısından bu depolama tesisleri hayati önem taşımaktadır. 

  • YERİNDE VE DERİNDE DEPOLAMA: YERALTI BARAJLARI

İklim değişikliği ve nüfus artışının etkisiyle depolama yapılarının önemi giderek artmakta ve alternatif depolama yapıları değer kazanmaktadır. Yeraltı Barajları bu alternatifler arasında ilk sırada yer almaktadır. Bu çerçevede DSİ tarafından daha önce inşa edilmiş örnekleri bulunmakla birlikte ortaya çıkan su ihtiyaçları bunlara yenilerinin eklenmesini gerekli kılmıştır. Bu kapsamda Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan “Yeraltı Suyu Suni Besleme ve Yeraltı Barajları Eylem Planı” ile yarı kurak coğrafyada bulunan ülkemizin su rezervine katkıda bulunulması maksadıyla 2023 yılına kadar 150’nin üzerinde yeraltı barajı inşa edilmiş olacaktır. Şubat ayı başı itibariyle 26 adet yeraltı barajı inşa edilmiş bulunmaktadır.

Yeraltı barajları kırsal kesimdeki vatandaşlarımıza daha kaliteli ve sürekli su sağlanması açısından önem taşımaktadır. Ülkemizde özellikle alüvyon tabanlı vadilerde yeraltı barajı için uygun noktalar bulunmaktadır. Bu yapılarda küçük çaplı sulamalar ile köyler ve beldelerin içme suyu ihtiyacını karşılamaya yetecek miktarda yeraltı suyu depolamak mümkündür.

  • ATIK SU: HEM SORUN HEM FIRSAT

DSİ Genel Müdürlüğü, 2011 yılında Atıksu Dairesi Başkanlığını kurarak bu sektördeki çalışmalarına hız vermiştir.  DSİ bu alanda geliştirdiği projelerde atık suların kazanılarak yeniden kullanılmasını ilke edinen bir yaklaşım izlemektedir. Bu yaklaşım neticesinde aslında bir sorun olan atıksu, arıtıldıktan sonra başta sulama olmak üzere çeşitli maksatlarla kullanılarak su arzının arttırılması yönünde bir fırsata dönüşmektedir. Bu çerçevede hem su kaynaklarımızın kirlenmesinin önüne geçilmekte hem de ilave bir su arzı elde edilmektedir. DSİ tarafından bugüne kadar tamamlanan 21 adet atıksu arıtma tesisi ile günlük 315 bin m3 su arıtılarak tarımsal sulamada yeniden kullanılabilecek şekilde hizmete sunulmaktadır.

  • MODERN SULAMAYLA GELEN BÜYÜK SU TASARRUFU

DSİ Genel Müdürlüğümüz su talebinin kısıtlanmasına yönelik olarak da sulama sistemlerinin modernizasyonuna büyük önem vermektedir. Dünyada ve ülkemizde suyun sektörlere göre kullanımı dikkate alındığında, tarım sektörü açık ara ön plana çıkmaktadır. Dolayısıyla bu sektörde uygulanacak tasarrufa yönelik modern tedbirler önemli geri dönüşler sağlamaktadır. Bu doğrultuda 2000’li yılların başından itibaren büyük ölçüde tasarruf sağlayan modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması yönünde bir atılım içerisine girilmiştir. Yapılan çalışmalar neticesinde, 2000’li yılların başında tarımsal sulamada %6 olan modern sulama sistemlerinin oranı %29’a yükseltilmiştir. Bu oran inşaatı devam eden projelerde %94 seviyesine çıkmaktadır. 

Modern kapalı sistem basınçlı borulu sulamaya geçilmesi ile iletim kayıpları minimum seviye indirilmekte ve tarla içi sulama sitemleri ile önemli ölçüde su tasarrufu sağlanarak çiftlik randımanı maksimum seviyeye yükseltilmektedir. Böylelikle, yağmurlama sulamalarda % 35 damla sulamalarda ise % 65 oranında su tasarrufu sağlanmaktadır. 

Öte yandan ülkemizdeki mevcut klasik sulama sistemleri ve sulama şebekeleri de modernize edilerek yağmurlama ve damla sulamaya dönüştürülmektedir.

Ülkemizde bu kapsamda su kaynaklarının korunması ve verimli kullanılması ile ilgili birdizi çalışma yürütülmektedir. Bu çalışmaların başında sulama yatırımlarının inşasında borulu basınçlı sistemlerine dönülmesi ve su tasarrufu sağlayan tarla içi modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırması amacıyla % 50 hibe desteği sağlanması gelmektedir.

Türkiye’de su kaynaklarının verimli kullanılması amacıyla DSİ’ce inşa edilen sulama yatırımları 2004 yılından sonra kapalı sistem olarak inşaa edilmeye başlamıştır. Son 15 yılda işletmeye açılan sulama alanlarının %21,5 i yağmurlama, %16,9’u damla sulama olmak üzere toplam %38,4 ‘ü basınçlı sulama sistemlerine kavuşmuştur.

Ayrıca, “Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı”(KKYDP) kapsamında, basınçlı sulama sistemlerinin (damla, yağmurlama ) kurulumuna % 50 hibe desteği verilmektedir.  Hibe ve kredi desteği sağlanarak 2020 yılı sonu itibariyle yaklaşık 323 bin üretici desteklenerek toplam 1.1 milyon hektar alanda basınçlı sulama sistemi kurulumu sağlanmıştır

Değişen iklim koşullarıyla beraber yerkürenin aşırı ısınması ve kuraklık, su kaynaklarını doğrudan, dolayısıyla da en fazla tarım sektörünü etkilemektedir. Tarımda kullanılan su miktarında yapılacak tasarruf, gerek tarımda daha fazla alan sulanmasını, gerekse diğer sektörlerdeki su sıkıntısının hafiflemesini sağlayacaktır.

Tarım sektöründe bugüne kadar yapılan çalışmalar ile su tasarrufu sağlayan basınçlı sulama metotları, kısıntılı sulama programları, tarımsal üretim riskini azaltmak için kurak bölgelerde toprak rutubetinin yerinde muhafazası için yöntemlerin geliştirilmesi, toprakta nem korunumuna yönelik önlemler (su hasadı, yüzey akışı önleme ve diğer muhafaza tedbirleri), alternatif ürün çeşitlerinin planlaması, kuraklığa ve tuzluluğa dayanıklı bitki çeşitlerinin geliştirilmesi, düşük nitelikli sulama sularının (arıtılmış atık sular, sulamadan dönen kuyruk suları vb.) yenilenebilir kullanım koşullarının belirlenmesi konularında Ar-Ge çalışmaları yürütülmektedir.

• İklim, toprak ve topoğrafya şartları elverişli olan alanlarda basınçlı sulama sistemlerinin kullanılması teşvik edilmektedir. Basınçlı sulama sistemlerinden damla sulama sistemleri ile birim alanda daha az su kullanarak daha fazla verim elde edilmekle birlikte yöntem seçimi, yetiştirilen bitki, toprak ve topoğrafya koşullarına göre tercih edilmektedir. Destekleme ile doğru projelendirme yapılsa bile yanlış su yönetimi sonucunda su kayıpları artmaktadır Optimum düzeyde işletilmeyen damla sulama yönteminde yüzey sulama yöntemi ile yapılan sulamalardan daha fazla su kullanılabilmektedir. Üreticilerin eğitim ve teknik destek ile bilinçlendirilmesi önem arz etmektedir.

• Çeltik gibi çok su tüketen ürünler için alternatif sulama metodları geliştirilmektedir. TAGEM Koordinatörlüğünde DSİ iş birliğiyle “Çeltikte Damla Sulama Sistemlerinin Kullanım Olanaklarının Araştırılması” ülkesel projesi Türkiye’de çeltik üretimi yapılan farklı bölgelerde Trakya Bölgesi-Kırklareli, Ege Menemen Ovası, Akdeniz Bölgesi Tarsus ve Karadeniz Bölgesi Bafra Ovasında Ar-Ge Projeleri yürütülmektedir. İlk yıl sonuçlarına göre önemli oranda su tasarrufu (%50) sağlanmıştır. Böylece çeltik üretiminde aşırı su talebinin olduğu Kızılırmak Havzası gibi hidroelektrik enerji potansiyelinin yüksek olduğu bölgelerde su-enerji- ürün çelişkisine çözüm üretilebilecektir.

• Tarım alanlarında optimum bitki deseninin belirlenmesi çalışmaları yapılmaktadır. Tarım sektörüne (havzadaki sulama alanlarına) normal ve kurak yıllarda ne kadar sulama suyu ayrıldığında ne kadar gelir elde edilebileceği bitki deseni optimizasyonu ile belirlenmektedir çiftçilerin mevcut uygulamalarına oranla daha az su ile daha fazla gelir elde etmeleri açısından önem taşımaktadır. TAGEM tarafından yürütülmekte olan “Batı Akdeniz Havzası Optimum Bitki Deseni ile Sulama Suyu İhtiyacının Belirlenmesi ve Stratejik/Politik Karar Destek Araçlarının Oluşturulması” güdümlü projesi devam etmektedir.

• Düşük kaliteli ve arıtılmış suların sulamada kullanımının araştırılması kapsamında projeler yürütülmektedir. Günümüzde artan nüfus, küresel ısınma, iklim değişikliği, çevre kirliliği gibi birçok nedenden dolayı iyi kalitedeki su kaynakları azalmakta ve gün geçtikçe kalitesi bozulmaktadır. Özellikle tarımsal üretimin artırılabilmesi için sulamaya daha çok ihtiyaç duyulmasında ya da yeni alanların sulamaya açılma gereksiniminin karşılanmasında daha düşük kaliteli ve sulamaya daha az uygun olan su kaynaklarının kullanılması zorunlu hale gelmiştir. Bu kapsamda yapılan Ar-Ge çalışmaları ile evsel kaynaklı arıtma tesisi çıkış sularının özellikle yüzey altı damla sulama sistemlerinde kullanılmasına yönelik projeler ile marjinal suların insan sağlığını tehdit etmeden sulamada sürdürülebilir olarak kullanılabilirliği ve çevre kirliliğinin kontrolünün sağlanabilirliği araştırılmaktadır.

Türkiye’de Sulanan Bitkilerin Bitki Su Tüketimleri Rehberi ile Türkiye genelinde 255 meteoroloji istasyonu verilerinde 86 bitkinin Bitki Su Tüketim İhtiyacı hesaplanmıştır. Rehber basılı ve internet üzerinden 2018 yılında uygulama birimlerinin hizmetine (Kamu, Üniversite, Sulama Birlik ve Koop. vb) hizmetlerine sunulmuştur. Su Tahsisleri Projelerinde (Seyhan, Akarçay, Konya ve Küçük Menderes) ve Nehir Havza Yönetim Plan çalışmalarında kullanılmıştır.Rehberin dijital ortamda daha fazla kullanıcıyla buluşması için SUET yazılımı yapılmaktadır. SUET sistemi kişisel bilgisayarlarda çalışabileceği gibi Android ve İOS işletim sistemleri ile tablet ve cep telefonlarında kullanılabilirliği sağlanacaktır.

Ancak, su kaynaklarımızın korunması hususunda kurumlar tarafından yapılacak çalışmalar ve alınacak tedbirler, vatandaşlarımızın kıymetli katkıları olmadan bir yönüyle eksik kalacaktır.”