YEREL
Giriş Tarihi : 24-08-2021 12:00   Güncelleme : 24-08-2021 12:22

Antikaya Adanmış Bir Ömrün Hikâyesi

Antikaya Adanmış Bir Ömrün Hikâyesi

ÖZEL HABER

ESMA YILDIRIM- METİN EROL

Elazığlı antika tutkunu Mehmet İsbir hobi olarak başladığı eski eşya koleksiyonuna uzun yıllardır devam ediyor. Antikacı Mehmet,  Elazığ’da gördüğü ilgisizlik nedeniyle Tunceli’ye müze açmayı planlıyor.

Antikaya adanmış bir ömrün hikâyesi merak uyandırıyor. Şehrin ortasında mahalle arasına gizlenmiş bir dükkânda paha biçilemeyecek eşyaların koleksiyoncusu İsbir, yaşanmışlık kokan iş yerinde huzur bulduğunu söylüyor.

 İsmetpaşa İlköğretim Okulunun karşısında bir apartman altında topladığı eşyaları sergileyen Mehmet İsbir, yaptığı bu işi ticari maksatla yapmadığı, kendisinden sonra geride kimsenin olmadığını ve bu yüzden öldüğünde tüm eşyalarını bağışlayacağını belirtiyor. Tek hayalinin müze sokağı açmak olduğunu aktaran İsbir, Elazığ Belediyesi’nden kendisine yardımcı olmasını istediğini fakat hiçbir yardım almadığını kaydediyor. Bu yüzden biraz kırgın olduğunu İfade eden Antikacı Mehmet, Tunceli’de bir müze sokağı açacağını ifade ediyor.

“ANTİKACILIK MESLEĞİ SEVDA İŞİDİR”

Tozlu eşyalar arasında, gizemli hayatını anlatan İsbir, bu işin bir sevda olduğunu, ölünceye kadar yapmak istediğini aktarıyor.

Antikacı Mehmet İsbir: ‘’Antikacı işine tamamen tesadüf sonucu başladım. Bu Tesadüf 13 yıldır bu mesleğin içinde olmama neden oldu. Diğer illerden çeşitli eşyalar alıp sergi için getiriyorum. Antikacılık mesleğini ticari amaçlı yapmıyorum. Elâzığ için çok güzel hayallerim vardı. Elâzığ’a güzel bir sanat sokağını yapmak istiyordum. Fakat bu hayalimi burada yapamadım. Türkiye’nin her tarafını gezerek antika eşyalarını getirip sergime koyuyorum diyor.

“ANTİKACILIK MESLEĞİ GEÇMİŞİ YAŞATIYOR”

Sergimde ki tüm eşyaların kendisi için aynı kıymette olduğunu kaydeden Mehmet İsbir, antikaya maddi gözle bakmadığını vurguluyor. İsbir, konuşmasını şu sözlerle tamamlıyor: ‘’Tüm antika eşyalar benim için özel ve değerli. Maddi açıdan değil manevi olarak hepsinin değeri ayrı bende. Âmâ Elazığ’da gördüğüm durumda vatandaşların antika eşyalara merakı yok. Ben bütün bu antika eşyalarımı Tunceli’ye götürüp orada müze ve sanat sokağı açmayı düşünüyorum. Çünkü Elazığ’da bana kimse destek çıkmadı. Ben maddi olarak hiçbir şey istemedim sadece bir yer istedim antika eşyalarını sergilemek için. Antika işi bana göre maddiyat değil onu severek yapıyorum. Beğendiğim antika eşyaları hiç düşünmeden alıyorum. Bana göre antikacılık mesleği geçmişi yaşatan bir meslektir. Sergi evimi ziyaret etmek isteyen vatandaşlarımız ücretsiz bir şekilde gelip antika eşyalarını görebilirler.’’