DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Beşir İSLAMOĞLU
Beşir İSLAMOĞLU
Giriş Tarihi : 11-02-2020 10:15

CAMİ VE MESCİDLERİ FONKSİYONEL HALE GETİRMEK

Cami, ibadet için toplanılan yer demektir. Mescit ise, secde edilen, yani namaz kılınan yer demektir. Kur’an’da “ibadet edilen yer” anlamında cami kelimesi kullanılmaz. Mabed, “İbadet edilen yer” olarak daima “mescid” kullanılmaktadır. Mescid’il Haram, Mescid’il Aksa gibi. Ancak Türkiye’de Büyük mekanlara cami, küçük mekanlara da mescid denilmektedir.

İbadet kastıyla inşa edilen cami ve mescitler, Kabe’nin uzantıları, birer şubesi mesabesindedirler. Kabe’nin adı, Allah’a nisbet edilmesinden dolayı aynı zamanda Beytullahtır. Beytullah, Allah’ın evi demektir. Bu beyt (Kabe ve çevresi), “saygı ve hürmete layık” bir mekan olduğundan “Beytü’l-Haram” olarak da adlandırılmıştır. Bu mekanda olanalar Allah’ın misafirleridir ve her türlü korku ve endişeye karşı emin/güven içerisindedirler.

Cami ve mescitlerimiz de “Beytü’l-Haram”ın (Kabe’nin) birer şubeleri olduklarından, onların da emin ve güvenilir yerler olması gerekir. Sadece namaz kılınıp çıkılan yerler değil, her türlü ihtiyaçları karşılayan, dışarıda kalanların sığınabileceği, aç olanların karınlarını doyurabileceği mekanlar olmalıdır.

Elazığ depremi bir kez daha gösterdi ki cami ve mescitlerimiz yanlış inşa edilmiş, kendilerinden beklenen fonksiyon icra edilememiştir. Öyle ise, Camilerimizin gerçek fonksiyonlarına kavuşturulması için -maddi ve manevi olarak- yeniden inşa edilmesi kaçınılmazdır.

Nebi as’ın inşa ettiği Mescid-i Nebi’yi incelediğimizde -o günün imkanları ölçüsünde- namaz kılınan ve toplantıların yapıldığı salon, hemen yanında ilim öğrenmek için yaptırılan bir okulun (Suffa) ve kimsesizlerin barınabileceği bir yuvanın (pansiyon) olduğunu rahatlıkla görebiliriz.

Nebi as sonrası Cami ve mescitler aynı geleneği “külliye” adı altında devam ettirmişlerdir. Günümüzde her ne kadar her alanda devletin kurumları oluşmuş ise de “cami hizmeti” olarak bu gelenek mutlaka devam etmelidir. Mahalle sakinlerinin devlet kurumlarından yararlanması ayrı, kendi mahallelerindeki camilerden yararlanmaları daha kolay ve rahatlık sağlayacaktır. Ayrıca cami hizmetleri mahalledeki insanları kaynaştıracaktır.

Düşünün! Özellikle bu deprem felaketinde mahallelerde bulunan her camimize ait bir pansiyon, aş evi, geniş banyo ve tuvaletler ve ayrıca etrafı geniş park alanlarıyla dizayn edilmiş olsaydı, bu depremde insanlar mahallelerinden ayrılmadan, evlerinden uzaklaşmadan oralara sığınarak güven içinde olacaklardı.

Peki deprem sonrası neler yapıldı? Birkaç park-boş alan bulunarak çadırlar kuruldu. Bu soğuk kış şartlarında çadırda kalanların ısınmaları, yemekleri, banyo ve tuvalet ihtiyaçları büyük ölçüde problem ve sıkıntılara sebep olmaktadır. Hatta kapalı spor salonları gibi yerlerde kalanlar da rahat değildirler. Bir arada uzanıp yatmakta ve temel ihtiyaçları giderilmemektedir.

Öyle ise gelin müslümanlar olarak cami ve mescitlerimizi günün ihtiyaçlarına uygun yeniden inşa edelim. Cami için seçtiğimiz alanı öncelikle çevresini geniş tutalım. Caminin minarelerine, koca koca kubbelerine, içindeki tezyinata harcanan paraları hizmete harcayalım.

Her inşa edilen cami, bir “külliye” olarak tasarlanmalıdır. Caminin bir pansiyonu, aş evi, çay evi, tuvalet ve banyoları, öğrenim ve sohbetler için salonları mutlaka oluşturulmalıdır. Başta deprem, yangın vb. afetler olmak üzere her türlü sıkıntılarda mahalle sakinleri bu imkanlardan yararlanmalıdırlar; ama maalesef hiçbir camide bu hizmetleri göremiyoruz. Parayı bulan önce minare dikiyor. Hatta bir tane yetmiyor, mahalle arasında bir tane daha ekliyor. Sonra içine, tezyinatına harcıyor. Onun derdi gösteriş, görkem, şaşaa…

Camileri inşa ederken bir dernek adı altında yıllarca dilencilik yaparak para toplamak asla ahlaki değildir. Toplanan paralar, cami yapılan yer ve inşaat hakkında sürekli kuşkular ve tartışmalar olmuştur. Dolayısıyla “Müslüman camia” hep zan altında kalmış ve yara almıştır.

Özellikle belirtmek isterim ki Müslümanların her konuda zihniyet değişimine ihtiyaçları vardır. Kendi elleriyle kendilerini tehlikeye atmamaları gerekir. Aklı ve bilimi devreye koyarak, insanlığın geleceğini iyi ve doğru görerek hareket etmeleri gerekir. Deprem ve sel gibi afetlerin nerelerde olabileceğini öğrenerek mahalle ve konutları ona göre kurmak lazımdır. Mal ve can kaybı yaşadıktan sonra “bu bizim kaderimizdir” diyerek insanları teselli etmek babından bir kader anlayışı üretmek daha vahim bir sonuçtur. Buna hiç kimsenin hakkı ve yetkisi yoktur.

Öyle ise, hem maddi, hem de manevi yönden camileri yeni bir zihniyetle (sistemle) inşa edelim. Paramız varsa, öncelikle mevcut camilerin çevresini inşaatlardan kurtaralım; her camiye ait bir külliye yaptıralım; yeni yapılan camileri de dilencilikle değil, devlet eliyle ve gereksiz harcamalardan uzak, sade bir şekilde inşa edelim. Cami inşaatı için devlet bir fon açmalı, yardımda bulunmak isteyenler o fona katkıda bulunmalı ve böylece her türlü şaibeden kurtulmalıdırlar.

Camileri manevi yönden de yeniden imar etmek gerekir. “Dırar mescidi” zihniyetiyle değil, “takva mescidi” zihniyetiyle imar etmemiz kaçınılmazdır. Onun için de öncelikle cami ve mescitlerimizde başkalarının propagandası ve tanıtımı değil, sadece Allah’ın zikri ve tanıtımı olmalıdır. Camiler manevi yönden huzur ortamları olmalıdır. O camilere gelen huzur bulmalıdır. Başkasının değil, Rabbinin huzurunda olduğunu içten his etmelidir.

Camilere konusuna değinmişken kısaca Kur’an kursları ile ilgili sıkıntıları da hatırlatmakta fayda vardır. Camilerden bağımsız olarak hizmet veren Kur’an kurslarının müfredatı mutlaka yenilenmelidir. Arap diliyle Kur’an öğretmenin yanı sıra Türkçe anlamını da vermek gerekir. Onun yanı sıra kurslarda mezhepler üstü dini bilgiler ve özellikle şahsiyet kazandıran ahlaki ilkeler kazandırılmalıdır.

“Yaz Kur’an Kursları” adı altında camilerde verilen kursları mutlaka okullara çekmek gerekir. Böylece hem camilerimizi temiz tutmuş, hem yazın okullarımızı faal hale getirmiş olacağız. Zaten camilerde bir imamın başına toplanan onlarca öğrenci 40-50 günde bir şey öğrenmeden ayrılacaktır. Yani, “el alem alış verişte görsün” kabilinden bir Kur’an öğrenimi değil, yazın çocuklar ilahiyat eğitimi almış hocalarla ciddi bir din eğitimden geçecek şekilde progranmalıdır. İşte o zaman yeni nesilden güzel şeyler bekleme hakkımız olacaktır; aksi takdirde “iyi şeyler” bekleme hakkımız olmayacaktır.

Atalarımız tecrübeyle güzel demişler: Ne ekerseniz, onu biçersiniz.

Selam ve muhabbetlerimle…

NELER SÖYLENDİ?
@
Beşir İSLAMOĞLU

Beşir İSLAMOĞLU

DİĞER YAZILARI TOPLUMUN SORUNLARINI KİM, NASIL ÇÖZECEK? 28-09-2020 08:55 TÜM ÇABALAR DAHA İYİ BİR GENÇLİK VE GELECEK İÇİN OLMALIDIR 21-09-2020 08:22 RESULULLAH AS, ALLAH’IN HÜKÜMLERİNE KARŞI ALTERNATİF HÜKÜMLER GETİRİR Mİ ? (2) 14-09-2020 19:10 PANDEMİ GÜNLERİNDE EĞİTİM-ÖĞRETİM DURDURULMALI MI? 03-09-2020 12:45 RESULULLAH AS, ALLAH’IN HÜKÜMLERİNE KARŞI ALTERNATİF HÜKÜMLER GETİRİR Mİ? (1) 27-08-2020 10:08 NİMETLERİ ELLERİNİN ALTINDAKİLERLE PAYLAŞMAYNLAR, EŞİT DURUMA GELMEKTEN Mİ KORKUYORLAR! 20-08-2020 08:39 . “MEAL OKUMAYIN” DEMEK, “ALLAH’I DİNLEMEYİN” DEMEKTİR 11-08-2020 08:36 ESKİ TARZ BAYRAMLAR ARTIK MUTLU KILMIYOR; SAHİ SENİ MUTLU KILAN NEDİR? 04-08-2020 09:12 YÜZ YIL ÖLÜ KALDIKTAN SONRA TEKRAR DİRİLMEK… 27-07-2020 10:18 GAYBİ KONULAR AKLIN KONUSU DEĞİL Mİ? 21-07-2020 00:15 İBN RÜŞD FELSEFESİ YAŞATILABİLİR Mİ? 14-07-2020 08:06 LANET NEDİR, KİMLERE LANET EDİLMŞİTİR? 06-07-2020 08:29 TOPLUMSAL HELAKİN SEBEBİ İNANÇSIZLIK DEĞİL, İFSATTIR 30-06-2020 08:15 TELKİN ÖLÜYE DEĞİL, DİRİYE YAPILIR 23-06-2020 08:01 ANNELERİN HUKUKU NE ZAMAN KORUNACAK! 16-06-2020 08:25 NAMAZLARIN KISALTILMASI, YAYA VE BİNEK ÜZERİNDE KILINMASI VE CEM EDİLMESİ 08-06-2020 08:29 BİR İNSANI YAŞATAN, BÜTÜN İNSANLARI YAŞATMIŞ GİBİDİR 02-06-2020 08:21 HAYDİ KENDİMİZLE YÜZLEŞELİM; COVİD-19’U FIRSATA ÇEVİRELİM! 22-05-2020 09:43 DÜNYA NİZAMINI AYAKTA TUTAN ÜÇ GÜÇ: KİTAP, MİZAN, DEMİR 12-05-2020 10:08 MUSİBETLER ANCAK BİR USUL VE YÖNTEMLE HAL EDİLİR 05-05-2020 09:43 ORUÇ TUTMAKTAN MAKSAT, SORUMLULUK BİLİNCİ KAZANMAKTIR 28-04-2020 10:14 “KENDİMİZ İÇİN SEVİP İSTEDİĞİMİZİ, MASUM İNSANLAR İÇİN DE SEVİP İSTEMEDİKÇE, GÜVEN İÇİNDE OLAMAYIZ” 20-04-2020 09:23 CORONA VİRÜSÜNÜ İBRET NAZARIYLA OKUMAK 14-04-2020 09:49 DUA 07-04-2020 10:17 AFAT VE FELAKETLERE KARŞI TEDBİR İKİ TÜRLÜDÜR 30-03-2020 09:21 KADER, BELA (BLV), FİTNE, NASİP, KISMET AYNI ŞEYLER Mİ? (4) 24-03-2020 10:16 KADER, BELA (BLV), FİTNE, NASİP, KISMET, AYNI ŞEYLER Mİ? (3) 17-03-2020 09:28 KADER, NASİP, KISMET, İMTİHAN AYNI ŞEYLER Mİ? (2) 09-03-2020 09:30 KADER, NASİP, KISMET, İMTİHAN AYNI ŞEYLER Mİ? (1) 02-03-2020 08:31 MUHAMMED AS’I RABBİ TERBİYE ETTİ; YA BİZİ KİM TERBİYE ETMEKTEDİR? 25-02-2020 00:09 UYDUK HAZIR OLAN BATILA 18-02-2020 23:06 CAMİ VE MESCİDLERİ FONKSİYONEL HALE GETİRMEK 11-02-2020 10:15 DEPREMİ TEDEBBÜRLE OKUMAK! 03-02-2020 00:37 MEHDİ BEKLEMEK, GELECEĞİ İNŞA ETMEKTEN KAÇMAKTIR 28-01-2020 00:55 HAC İBADETİ VE DİYANET’İN SORUMLULUKLARI 21-01-2020 08:36 GÜNÜMÜZÜN OKÇULARI DA MEVZİLERİNİ TERK ETTİLER 13-01-2020 08:33 GÜZEL/İYİ OLAN HER ŞEY, RABBİMİZİ HATIRLATMALIDIR 06-01-2020 08:22 YOBAZLIK İNSANLIĞIN BAŞ BELASIDIR 30-12-2019 00:04 İSRAİL KAVRAMI YAKUP AS’IN İSMİ MİDİR? 16-12-2019 00:06 KENDİMİZ OLMAK ZORUNDAYIZ 09-12-2019 12:15 İBLİS HAKLI ÇIKTI 02-12-2019 08:40 ALLAH’IN RAZI OLACAĞI HAYAT İKİ CEPHELİDİR 25-11-2019 08:34 AHLAKLI OLMAK, DEĞERLERİMİZE SAHİP ÇIKMAKTIR (2) 18-11-2019 08:20 AHLAKLI OLMAK, DEĞERLERİMİZE SAHİP ÇIKMAKTIR (1) 09-11-2019 09:03
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Fatih Karagümrük37
  • 2Alanyaspor37
  • 3Galatasaray37
  • 4Antalyaspor37
  • 5Hatayspor37
  • 6BB Erzurumspor36
  • 7Göztepe35
  • 8Fenerbahçe35
  • 9Konyaspor24
  • 10Trabzonspor34
  • 11Beşiktaş34
  • 12Sivasspor34
  • 13Kasımpaşa33
  • 14Kayserispor33
  • 15Gaziantep FK32
  • 16MKE Ankaragücü21
  • 17Gençlerbirliği21
  • 18Çaykur Rizespor31
  • 19Yeni Malatyaspor31
  • 20Denizlispor31
  • 21Başakşehir FK30
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA