DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Mehmet AYAZ
Mehmet AYAZ
Giriş Tarihi : 22-05-2021 08:45

DİN KARDEŞLİĞİ MES’ÛLİYETİ

Efendim; din kardeşliği husûsunda bizlere neler söylemek istersiniz? Bu kardeşliğin bizlere yüklemiş olduğu mes’ûliyetler nelerdir?

Mü’minleri birbiriyle kardeş kılan, Cenâb-ı Hak’tır. Nitekim âyet-i kerîmede şöyle buyrulmaktadır:

“Mü’minler, ancak kardeştirler…”(el-Hucurât, 10)

Bu sebeple İslâm kardeşliği; bütün mü’minleri gönlün muhabbet iklîmine alabilmek, samimî ve candan bir dost olabilmek, kardeşinin sevinciyle sevinip derdiyle dertlenmek, zor zamanında tesellî kaynağı olup gerektiğinde nefsinden fedakârlıkta bulunabilmeyi gerektirir.

Cenâb-ı Hak, gerçek İslâm kardeşliğinin nasıl olması gerektiği husûsunda bizlere, Mekke’den hicret eden Muhâcirler ile onlara muhabbetle kucak açan Ensar, yani Medîneli müslümanlar arasındaki kardeşliği örnek göstermektedir. Nitekim Peygamber Efendimiz -Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem-’in, Muhâcirlerle Ensar arasında gerçekleştirdiği kardeşlik anlaşması, eşsiz bir fazîlet tablosudur. Öyle ki Ensar, âdeta mal beyânında bulunarak bütün varlıklarını ortaya koymuş, Muhâcir kardeşleriyle eşit olarak bölüşmeyi göze alabilmişlerdir. Buna mukâbil, gönülleri birer kanaat hazinesi olan Muhâcirler de istiğnâ hâlinde:

“−Malın-mülkün sana mübârek olsun kardeşim, sen bana çarşının yolunu gösteriver, kâfî!” diyebilme olgunluğunu sergilemişlerdir.

Yani bugün, bize kudsî bir miras gibi intikal eden din kardeşliği, asr-ı saâdetin bir bereketidir. Zira Kur’ân-ı Kerîm ve Hazret-i Peygamber-Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem-, ilk müslümanları ilâhî lûtuf ve ihsanla âdeta sağlam bir duvarın tuğlaları gibi birbirine kenetlemiş, aralarında kan dâvâları bulunan nice kabileleri, sarsılmaz bir kardeşlik bağıyla birleştirmiştir.

Güçlünün zayıfı ezdiği, zulüm, haksızlık, kin ve husûmetin âdeta kan gölüne çevirdiği o korkunç bedevîlik çölleri, kısa zamanda üstün bir fazîletler medeniyeti hâline gelivermiştir.

İslâm kardeşliği sâyesindedir ki mü’minler, ırk, kavmiyet, meşrep ve mezhep gibi farklılıklara rağmen, asırlarca birlik ve beraberliğin huzuruyla yaşamışlardır. Bu huzuru kaybetmek, ferdî ve ictimâî kayıpların en hazinidir.

Birlik ve beraberliği baltalayan nefsânî ihtirasların, benlik dâvâlarının, siyâset ve riyâset kavgalarının, hiddet ve nefretin yegâne çâresi, “İslâm kardeşliğinin kalpte şuur ve idrâk hâline gelebilmesi”dir.

İslâm kardeşliğindeki derecemiz, aynı zamanda kalbî olgunluğumuzun da seviyesini gösteren bir ölçü gibidir. Buna göre:

Durumu iyi olan bir mü’minin, kendisine mürâcaat eden zor durumdaki din kardeşine yardımcı olması, kardeşlikte birinci merhaledir. Nitekim âyet-i kerîmede şöyle buyrulmaktadır:

“…Allâh’ın sana ihsân ettiği gibi, sen de (insanlara) ihsân et!..” (el-Kasas, 77)

Kardeşlikte ikinci merhale ise; “…Sen onları sîmâlarından tanırsın…” (el-Bakara, 273) âyetinin sırrına ererek, muhtaç durumdaki kardeşinin istemesine dahî gerek kalmadan, onun hâlinden anlayıp derdine derman olmaya çalışmaktır.

Bu âyet-i kerîme bizlere, yüksek hayâ ve iffetlerinden dolayı ihtiyaç ve sıkıntılarını arz etmekten çekinen din kardeşlerimizi sîmâlarından tanıyabilecek derecede hassas bir gönle sahip olmamızı telkin etmektedir. Bu da yüksek bir kardeşlik ufkudur.

Meselâ;

– Ecdâdımız Osmanlılar’ın yaptıkları imâret, kervansaray ve misafirhânelerde, gelen yolcuların önüne, kimolduğuna bakılmaksızın yemek konulur, bütün yolcular, buralarda üç gün misafir edilirdi. Giderken de şâyet ayakkabıları eskiyse yenisi verilir ve duâlarla uğurlanırdı.

– Zenginler, hapishâneleri dolaşıp borcunu ödeyemediği için hapsedilmiş olanları kurtarırlardı.

– Yine varlıklı mü’minler, bilhassa Ramazân-ı Şerîf’te bakkalları gezip borç defterinden herhangi bir yaprağı açtırır, borcun sahibini bilmeksizin hesabı öder, tıpkı sadaka taşlarında olduğu gibi, veren alanı, alan vereni görmeden, sırf rızâ-yı ilâhî için hârikulâde bir din kardeşliği yaşanırdı.

Kardeşlikte üçüncü merhale, birr’e ermek, yani kendisi için sevip istediği şeyleri kardeşi için de isteyebilmek, kardeşini kendisinden ayrı görmemektir. Nitekim Rasûl-i Ekrem -Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem- Efendimiz:

“Kendi nefsi için arzu ettiği bir şeyi, din kardeşi için de arzu etmeyen kimse gerçek mü’min olamaz.” buyurmuşlardır. (Buhârî, Îmân, 7)

Din kardeşliğinde en yüksek derece ise, îsar makâmıdır ki, mü’min kardeşini kendi nefsine tercih etmek, kendi hakkını ona devredebilmek, onu kendinden üstün tutup öncelikli görmektir. Gerektiğinde kendi mahrûmiyetine râzı olup din kardeşinin ihtiyacını kendi ihtiyacından önce düşünebilmektir. İşte bu, sıddîkların, müttakîlerin, sâlihlerin mertebesidir ve Allah için birbirini sevmenin zirvesidir.

Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur:

“Onlar kendi canları çektiği hâlde, yiyeceği yoksula, yetime ve esire yedirirler: «Biz sadece Allah rızâsı için yediriyoruz, sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Biz, çetin ve belâlı bir günde Rabbimizʼden (O’nun azâbına uğramaktan) korkarız.» (derler). İşte bu yüzden Allah, onları o günün fenâlığından korur; (yüzlerine) parlaklık, (gönüllerine) sevinç verir.” (el-İnsân, 8-11)

Allah için olan hakiki kardeşlik; farklı renklerin, farklı lisanların ve farklı bedenlerin aynı kalp ile yaşaması gibidir.

Suâlinizin ikinci kısmı olan, “İslâm kardeşliğinin bizlere yüklemiş olduğu mes’ûliyetler” husûsuna gelince;

Öncelikle bir mü’min, din kardeşlerine karşı aslâ hased etmeyip kin beslememeli, aksine ona dâimâ muhabbet ve merhametle yaklaşmalıdır. Muhabbet ve merhamet ise, kuru bir dâvâdan ibâret değildir. Kardeşinin derdiyle dertlenip sıkıntısını paylaşmadan, kusurlarını affedip fedakârlık ve ferâgat göstermeden, gerçek mânâda muhabbet, merhamet ve kardeşlikten söz edilemez.

Lâyıkıyla yaşanan bir din kardeşliğinin, kişiyi nasıl büyük bir mükâfâta nâil edeceği hadîs-i şerîfte şöyle ifâde edilmektedir:

“Yedi sınıf insan vardır ki Allah Teâlâ onları hiçbir gölgenin bulunmadığı bir günde, kendi (Arş’ının) gölgesiyle gölgelendirir… (Bu sınıflardan biri de) birbirlerini Allah için seven, (birbirlerinin dert ortağı olan) bir araya gelişleri ve ayrılışları bu muhabbetle gerçekleşen iki kişidir…” (Buhârî, Ezân, 36)

Din kardeşiyle ülfetin ilk şartı, külfeti (yük olmayı) terk etmektir. Yani kardeşine lüzumsuz yere yük olmamak, bilâkis onun yükünü hafifletmeye çalışmaktır. Külfeti olmayanın ülfeti (dostluğu), zahmet vermeyenin de muhabbeti dâimî olur. İrfân ehli bu hakikati kısaca: “Bâr/yük olma, yâr ol!” şeklinde ifâde etmişlerdir.

Yine bir mü’minin, din kardeşini Hak rızâsı için sevmesi ve şâhid olduğu şahsî ayıplarını ve husûsî kusurlarını örtüp gizlemesi de İslâm ahlâkının şiarlarındandır.

Nitekim Abdulah İbni Ömer -radıyallâhu anh-’dan rivâyet edildiğine göre, Rasûlullah -Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

“Müslüman, müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu düşmana teslim etmez. Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir.

Kim bir müslümandan bir sıkıntıyı giderirse, Allah Teâlâ o kimsenin kıyâmet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir müslümanın ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teâlâ da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter.” (Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58)

İbn-i Abbâs-radıyallâhu anh- şöyle der:

“Arkadaşının ayıplarını zikretmek istediğinde, hemen kendi ayıplarını hatırla!” (Buhârî, el-Edebü’l-müfred, no: 328)

Rasûlullah-Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem- Efendimiz,kardeşliği muhafaza için lüzumsuz tartışmalara girmemek gerektiği husûsunda da şöyle buyurmuşlardır:

“Bir kavim, içinde bulunduğu hidâyetten sonra dalâlete düştü ise (bâtıl yola saptıysa) bu, mutlaka cedel (yani hırçınlıkla yapılan tartışma ve münâkaşalar) sebebiyle olmuştur.”(Tirmizî, Tefsir, 43/3253)

Din kardeşliğinin kişiye yüklediği mes’ûliyetler konusunda daha pek çok şey söylenebilir. Lâkin burada son olarak şu husûsu zikretmek istiyorum.

O da, mü’min, mü’mine zimmetlidir. Bu sebeple günümüzde, Suriye’den evini, yurdunu, malını-mülkünü bırakarak Türkiye’mize sığınan din kardeşlerimizi, hiçbir zaman gönlümüzden çıkarmamamız îcâb eder. Zira onlar, bizler için aynen Mekke’de mallarını bırakıp Medîne’ye hicret eden muhâcirler gibidir. Bizlere düşen de, Cenâb-ı Hakk’ın rızâsını kazanabilmek için, onlara ensârın yaptığı gibi hareket edebilmektir.

Bu münâsebetle dâimâ tefekkür edeceğiz ki;

Bugün sahâbî olsaydı, nasıl hareket eder, gönlünü nasıl bütün kardeşlerine bir rahmet dergâhı hâlinde açardı? Kardeşini nasıl kendinden önce düşünürdü? Hakk’ın rızasının peşinde nasıl koştururdu?

Şâyet bunlardan bigâne kalınırsa, -Allah korusun- kıyâmet günü ağır bir mes’ûliyetin altında kalınacağını unutmamak îcâb eder.

Varlıklı mü’minler için zekât, maldan fedakârlığın en asgarî ölçüsüdür. Kur’ân-ı Kerîm’de otuz iki yerde zekât kelimesi zikredilirken, infak kelimesi müştâklarıyla beraber yetmiş iki yerde zikredilmektedir. Bu da mü’minin, maldan fedakârlıkta asgarî ölçü olan zekât ile yetinmeyip, nasıl bir infak seferberliği içinde olması gerektiğini göstermeye kâfidir.

Yani, “Allah için ne kadar gayret edebiliriz, bu mazlumların yarasını ne şekilde sarabiliriz?” diye düşünmemiz lâzım.

Tarihe baktığımız zaman, bu mes’ûliyet dolayısıyla Hazret-i Ömer -Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem-’ın, halife iken, sırtında un çuvallarıyla dâimâ yetim, yoksul ve muhtaçların ihtiyacını giderebilme gayreti içerisinde mâtemlerin civarında dolaştığını görmekteyiz.

Yine Hazret-i Ali -radıyallâhu anh-’ın torunu olan Zeynelâbidîn Hazretleri’nin, gece karanlığında, ekmek, et, para gibi malzemelerle doldurduğu torbasını omzuna alıp dışarı çıktığını ve kimsenin haberi olmadan fukarânın kapılarının önüne ihtiyaç duydukları şeyleri bıraktığını görüyoruz. Bu durum ancak o mübarek zâtın vefâtından sonra, fukarânın sahipsiz kalması neticesinde anlaşılabilmişti.

Nitekim Zeynelâbidîn Hazretleri’nin mübârek naaşı yıkanırken de, sırtında içi su toplamış büyükçe yaralar görülmüştü. Sebebi araştırıldığında bunların, fukarâya erzak çuvalı taşımaktan dolayı oluştuğu anlaşılmıştı.

Velhâsıl İslâm kardeşliği, Allâh’ın mü’minler arasına koyduğu öyle ulvî bir hukuktur ki, lâyıkıyla riâyet edildiğinde, ecri muhteşemdir. Fertlerin ve toplumun huzur, sürur ve saâdet kaynağıdır. İhmâl edilip zâyî edildiğinde ise, ağır bir âhiret mes’ûliyetidir.

Rabbimiz, bizleri kardeşlik hukûkuna lâyıkıyla riâyet ederek kardeşlik mes’ûliyetinden beraat fermânı alabilen bahtiyar kullarından eylesin! Gönüllerimizi din kardeşliğinin feyz ve rûhâniyetiyle doldursun!

KAYNAK:

https://www.osmannuritopbas.com/

NELER SÖYLENDİ?
@
Mehmet AYAZ

Mehmet AYAZ

DİĞER YAZILARI GÜNDELİK HAYAT VE DİNSELLİK - 3 19-06-2021 08:29 GÜNDELİK HAYAT VE DİNSELLİK - 2 12-06-2021 07:59 GÜNDELİK HAYAT VE DİNSELLİK 05-06-2021 08:30 SABIR 29-05-2021 00:09 DİN KARDEŞLİĞİ MES’ÛLİYETİ 22-05-2021 08:45 RAMAZAN’DA PAYLAŞMAK 08-05-2021 08:04 İHLASLI OLMAK 01-05-2021 08:27 RAMAZAN FAZİLET AYI 24-04-2021 09:16 RAMAZAN VE İBADET 17-04-2021 08:43 HAYAT VE GERÇEK 10-04-2021 08:56 İSRAF ETMEMEK 03-04-2021 08:38 SORUN ORTADA VE DEVAM EDİYOR 27-03-2021 07:43 DOSTLUK VE ZAMAN 22-03-2021 11:16 TÜKENMİŞLİK SENDROMU 13-03-2021 08:01 VEFALI OLMALIYIZ 06-03-2021 08:26 KİTAP OKUMAK 27-02-2021 00:01 ÖNCE İNSAN OLALIM 20-02-2021 10:52 İSRAF ETMİYELİM 13-02-2021 08:50 OKUMA ALIŞKANLIĞI 06-02-2021 11:03 ZAMANA İSYAN 23-01-2021 10:14 CEMAATTEN CEMİYETE 16-01-2021 10:05 EĞİTİMİ SİYASET Mİ YOKSA BİLİM Mİ GELİŞTİRECEK? 09-01-2021 10:23 BETERİN BETERİ VAR YIL 536 02-01-2021 10:10 BAHARLA BAŞLAYAN HİBRİT SAVAŞI 26-12-2020 10:18 ABD YAPTIRIMLARININ YAŞATTIĞI DEJAVU 19-12-2020 12:11 PARADOKSUN ADI:  AB - TÜRKİYE 12-12-2020 08:35 ENGELLENEN HAYATLAR 05-12-2020 09:39 BİR İDEAL UĞRUNA NE GÜNEŞLER BATMIŞ 28-11-2020 09:35 HEM DAHİ, HEM KAHİN, HEM YARDIMSEVER(!) 21-11-2020 10:23 BAKIN BURASI ÇOK ÖNEMLİ 14-11-2020 09:01 SURVIVOR ABD 2020 07-11-2020 09:36 HZ. PEYGAMBERİN LİDERLİK ANLAYIŞI 31-10-2020 08:32 DİRENİŞTEN İSYANA GİDEN BİR HALK 24-10-2020 08:35 BEN HUKUKÇU DEĞİLİM AMA… 17-10-2020 08:21 DİNİME DAHLEDEN BARİ MÜSELMAN OLSA 10-10-2020 08:54 PİYON DEVLETÇİKLER ÜZERİNDEN JEOPOLİTİK OYUNLAR 03-10-2020 09:26 MİLLİ VE YERLİ BİR BAŞARI HİKAYESİ 26-09-2020 09:34 İZOLASYON-ENTEGRASYON-ASİMİLASYON VE İSRAİL 19-09-2020 10:04 BU YOL, YOL DEĞİL 12-09-2020 09:05 ÜÇ TARAFI SULARLA DÖRT TARAFI SORUNLARLA ÇEVRİLİ ÜLKEM! 05-09-2020 08:12 DİKTATÖRLERİN ‘APTAL TUZAĞI’ 29-08-2020 08:48 THE ECONOMİST’TEN ŞAŞIRTAN YAZI 22-08-2020 09:06 TÜRKİYE’NİN AKDENİZDE HAK ARAYIŞI 15-08-2020 08:28 TÜRKİYE VE DÜNYA EKONOMİSİ ENTÜBE DURUMUNDA 08-08-2020 09:26 FETÖ’DEN İHANET İTİRAFLARI 25-07-2020 09:13 ‘BİZİM ÇOCUKLAR’ VE 15 TEMMUZ 18-07-2020 09:10 OTORİTENİN GÜDÜMÜNDEKİ ULEMA  (2) 11-07-2020 08:43 OTORİTENİN GÜDÜMÜNDEKİ ULEMA  (1) 04-07-2020 09:42 İLKESİZLİĞİN 3Y’Sİ 27-06-2020 09:10 MESCİD-İ AKSA – KURTUBA CAMİ – AYASOFYA 20-06-2020 11:03 DÜNYANIN YENİ PANDEMİSİ 13-06-2020 00:14 ERKEN SEÇİM VE MURPHY KANUNLARI 06-06-2020 12:21 İSLAM COĞRAFYASINDA BAYRAM 30-05-2020 08:55 EVDE BAYRAM VAR 23-05-2020 09:49 NAMÜTENAHİ DARBE DİSKURU 16-05-2020 10:10 TÜRK BASININDA BİR NOSTALJİ 09-05-2020 09:50 MASKESİZ KALDIK GERÇEK YÜZLER GÖRÜNDÜ 02-05-2020 10:39 KORONA VİRÜSLÜ GÜNLERDE ORUÇ 25-04-2020 10:50 KORONA VİRÜS KİME YARADI 18-04-2020 11:46 DÜNYANIN EFENDİLERİ, UŞAKLARI, KÖLELERİ (2) 11-04-2020 13:26 DÜNYANIN EFENDİLERİ, UŞAKLARI, KÖLELERİ 04-04-2020 12:24 KELEBEK ETKİSİ OLARAK KAOS VİRÜSÜ 27-03-2020 12:30 DÜNYANIN YENİ 11 EYLÜLÜ: KORONAVİRÜSÜ MÜ? 22-03-2020 10:52 DÜNYAYI HASTA EDEN VİRÜS 14-03-2020 22:52 DEĞERLİ YALNIZLIK  (!) 08-03-2020 08:22 DEPREM MAĞDURİYETİNDEN MAĞRURİYET ÇIKARMAK 18-02-2020 23:04 ELAZIĞ POZİTİF AYRIMCILIĞI HAKETMİYOR MU? 08-02-2020 00:07 DEPREMİN KAZANANLARI VE KAYBEDENLERİ 02-02-2020 11:29 ….. ERGENEKON – FETÖ – SİYASİ AYAK 28-01-2020 14:21 İŞİNİ YAPMAYA ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ 19-01-2020 09:19 ABD – İRAN ASALET SAVAŞI VE SONRASI 11-01-2020 23:53 TÜRKİYE - LİBYA (MEB) ANLAŞMASI 04-01-2020 00:09 YERLİ MİLLİ ARABAMIZ 30-12-2019 00:05 2019 AKILDA KALANLAR 29-12-2019 09:34 KADIN HAKLARI – İNSAN HAKLARI VE CENGİZ HAN 14-12-2019 08:57 İNTİFADA 07-12-2019 08:37 ŞEHİR TURİZMİNE BİR KATKIDA KANYONLARDAN 30-11-2019 08:46 MUALLİMLİKTEN ÖĞRETMENLİĞE 24 KASIM 23-11-2019 10:20 ŞEREFEİ DEVE SIRTINDA OLANLAR 09-11-2019 09:04 KİTAP FUARI 03-11-2019 09:48 BİR ATEŞKES ANTLAŞMASI VE SONUÇLARI 27-10-2019 10:46 ELAZIĞ VE TURİZM 20-10-2019 09:15 KIZLARIMIZ 13-10-2019 10:26 FİKİR KONDİSYONU SIFIR OLANLAR 28-09-2019 00:04 HOŞGÖRÜ 22-09-2019 09:46 EN ZENGİN MUTFAĞA SAHİBİZ 15-09-2019 09:57 KARŞIMIZDAKİ BEYAZ ÖNLÜKLÜLER DE İNSAN 07-09-2019 09:22 SURİYE VE SURİYELİNİN SORUNLARI 24-08-2019 09:11 ÜTOPYADAN GERÇEĞE AK PARTİ 21-08-2019 09:53 PİŞMAN DEĞİLLER VE OLMAYACAKLAR -2- 10-08-2019 08:33 PİŞMAN DEĞİLLER VE OLMAYACAKLAR -1- 03-08-2019 08:16 TARİH TEKERRÜRDEN İBARETMİŞ 25-07-2019 09:48 AK PARTİ'NİN YAPAMADIĞI YARATICI-YIKIM 13-07-2019 09:07 EKONOMİNİN GÖSTERGELERİ 22-06-2019 23:21 MESELE S-400'LER Mİ? 15-06-2019 08:39 ÖLÜME DAİR 09-06-2019 09:16 MAVİ MARMARA 02-06-2019 09:56 ÜLKELERİN İSLAMİLİK GÖSTERGESİ 25-05-2019 03:30 ORTADOĞU DENKLEMİNDE TÜRKİYE 18-05-2019 10:21 NECAŞİ'NİN ÜLKESİ 11-05-2019 10:44 AK PARTİ – DAVA – SİYASAL İSLAM 03-05-2019 09:03 İLKELER MANİFESTOSU 28-04-2019 09:27 SİYASET SATRANCINDA PİYON VEZİR MÜCADELESİ 21-04-2019 08:28 ELAZIĞ BELEDİYESİ'NDE YENİ DÖNEM 12-04-2019 09:18 2019 ELAZIĞ SEÇİM SONUÇLARI 06-04-2019 10:12 BELEDİYE SEÇİMLERİNDE SEÇECEKLER VE SEÇİLECEKLER İÇİN ÖNEMLİ BİR HATIRLATMA 29-03-2019 09:30 YENİ ZELANDA SALDIRISININ ANA UNSURLARI 22-03-2019 09:20 MESNEVİ'DEN İBRETLİK HİKAYE 16-03-2019 00:17 KADINLAR GÜNÜ ÜZERİNDEN KADIN İSTİSMARI 09-03-2019 08:15 SPESİFİK BİR DARBE 01-03-2019 09:32 İNSANLIĞIN ÇELİŞKİSİ 21-02-2019 09:16 KESNİZANİ – FETÖ- GUADİO 15-02-2019 09:23 MEDENİYET YOLUNDA KİTAP 07-02-2019 10:21 TOPLUMSAL DEPRESYON 01-02-2019 08:55 JEOTERMALİN KALKINMAYA ETKİSİ 24-01-2019 09:04 NİTELİKLİ İNSANLARDAN GERİYE KALANLAR 18-01-2019 09:49 BAŞKA BİR AÇIDAN NAYLON POŞET 10-01-2019 09:45 YENİ BİR YILA GİRERKEN 03-01-2019 09:19 FETÖ'DEN 2. SIZINTI HAREKÂTI 18-12-2018 09:37 31 MART BELEDİYE SEÇİMLERİ ÖNCESİ VE SONRASI ELAZIĞ (2) 11-12-2018 11:00 31 MART BELEDİYE SEÇİMLERİ ÖNCESİ VE SONRASI ELAZIĞ 04-12-2018 09:30 8 KÖŞE ŞAPKAYA YAKIŞMADI 26-11-2018 09:13 OSMANLI FESİNDEN BAŞKANLIK SİSTEMİNE 17-11-2018 22:44 10 KASIM (BİZİM GÜNEŞİMİZ) 12-11-2018 09:28 ULUL EMRE İTAAT FARZ MI? 04-11-2018 09:57 CUMHURİYET 29-10-2018 09:25 İTİBAR MI, PARA MI? 21-10-2018 09:55 İBNİ HALDUN'DAN KISSADAN HİSSE 14-10-2018 08:56 BİR TAVSİYE 06-10-2018 00:12 DİKTATÖRLEŞEN DEMOKRASİ 29-09-2018 12:22 SENTETİK DİNİN SPESİFİK TARİKATI 23-09-2018 08:22 FIRSATSEVERLİK 17-09-2018 09:50 KAOS 09-09-2018 09:58 TİTANİK 1912 - 2018 TÜRKİYE 02-09-2018 09:24 OLMASI GEREKENLER 30-08-2018 09:29 STRATEJİK ÇÖKÜŞ 26-08-2018 09:46 AKIL YOLU ENFEKSİYONU 16-08-2018 10:36 İNSANİ MİRAS 11-08-2018 09:15
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Beşiktaş614
  • 2Trabzonspor614
  • 3Hatayspor613
  • 4Fenerbahçe613
  • 5Altay612
  • 6Konyaspor612
  • 7Alanyaspor612
  • 8Fatih Karagümrük611
  • 9Kayserispor610
  • 10Gaziantep FK68
  • 11Galatasaray68
  • 12Sivasspor66
  • 13Adana Demirspor66
  • 14Yeni Malatyaspor66
  • 15Göztepe65
  • 16Kasımpaşa65
  • 17Antalyaspor65
  • 18Başakşehir FK63
  • 19Giresunspor61
  • 20Çaykur Rizespor61
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA