DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Mehmet AYAZ
Mehmet AYAZ
Giriş Tarihi : 05-06-2021 08:30

GÜNDELİK HAYAT VE DİNSELLİK

Gündelik hayat, sosyal gerçekliğin bir parçasıdır. Günümüz sosyolojisi, gündelik hayat fenomenini farklı açılardan ele alarak gündeme taşımaktadır. Gündelik hayat dünyası devlet, iktidar, yaşam çeşitliliği, kültürlenme gibi öğeler tarafından açık bir etkilenmeye sahip olsa da, aslında o, bütün bunlardan ayrı olarak, belli bir çoğulluğu, doğallık ve uyumu da yansıtmaktadır. Hatta gündelik hayat, içinde taşıdığı muğlak, sentetik ve uçuk anlamların varlığına rağmen yine de bütünlüklü bir yapı görünümü vermektedir.

Bu çalışmada, gündelik hayatın dinsellik bağlamındaki boyutları Türkiye örneğinde ele alınacaktır. Gündelik hayat, Türkiye’nin dini-sosyolojik geçmişi dikkate alındığında, üretilen bir çerçeve ve dikkate alınması gereken bir strateji olarak önem kazanmaktadır. Kuşkusuz bu gerçeklik, sadece bir problem olarak değil, dinselliğin organizasyonunu keşfetmek açısından da ilginç açılımlar sunmaktadır. Türkiye’nin modernleşme tarihi içindeki sosyolojik görüntüsü dikkate alındığında, esaslı bir dönüşümün kendini en çok gündelik hayatın yapılarında ortaya koyduğu görülmektedir. Bu durum, problematik düzeyde ilgi çekicidir ve bunun özellikle dinselliğin yansımaları açısından belirleyici ana temalara sahip olduğu düşünülebilir.

Sosyoloji, öncelikli olarak toplumsal yapı ve davranışların kendini teşhir eden biçimlerini ele almaktadır. Gündelik hayat ister bir kurgunun, isterse sıradan bir gerçekliğin ürünü olsun sonuçta bir teşhirdir ve akıp giden zaman içinde, çoğu zaman yorumlanmasında güçlük çekilen birtakım görüntüleri içermektedir. Bu nedenle gündelik hayatın görünürdeki yoksulluğuna takılmadan, aslında onun gizli olan zenginliğini ortaya çıkarmak gerekir. Bu çaba, kalabalığın altındaki derinliği açığa çıkarmak kadar, olağanlığın olağanüstülüğüne ulaşmak için de gerekli bir faaliyettir (Lefebvre, 1998: 16).

Gündelik hayatı tanımlarken, içinde yaşadığımız toplumun gündelikliğini ve modernliği doğuran özelliklerini dikkatle gözlemek gerekir. Yanı sıra görünüşte anlamsız gibi duran olgular arasından esas olanı yakalamak, olguları düzene sokarak, toplumun değişim perspektiflerini dikkatle izlemek zorunludur. Bunu gerçekleştirirken de gündelik olanı küreselliğin, devletin, teknoloji ve kültürün veya kültür çözülmesinin, v.s. içine yerleştirmek gerekir (Lefebvre, 1998: 35; Featherstone, 1996: 141; Chaney, 1999: 14). Gündelik hayat, toplumsal arenada her sosyal gerçeğin, bir bilinç bileşenine sahip olduğunu hatırlatacak şekilde, kendini tebarüz ettiren farklı değişkenlerin yarattığı gerçeklik dünyalarını yansıtmaktadır. Bu da özellikle bireylerin yüz yüze bulunduğu kurumlar dünyasının oluşturduğu, kişinin dışındaki gerçeklerle (objektif), onun kendi bilincinde denemekle, yaşamakla ve zaman içinde oluşan gerçekler arasında karşılıklı etkileşim sonucu oluşan diyalektik süreçler (sübjektif) arasında devam etmektedir (Berger, Berger, Keller, 1985: 23).

Gündelik hayat, tarihsel olanla temas edilen bir alan olmasına rağmen bugün genellikle önemsiz sayılarak göz ardı edilmekte, parçalanmakta ya da meta düzeyine indirgenerek fetişleştirilmektedir. Oysa gündelik hayat üzerine eleştirel olarak düşünmek, son tahlilde sosyal gerçeklik dünyasında varlığını sürdüren çelişkileri kavramak için yeterli bir imkan sağlayabilir. Hatta gündelik hayatı kendi iç gerginlikleri ve çatışmaları içinde kavramak ve bu şekilde beliren toplumsal anlamlara ulaşmak, verili kültürün dönüştürülmesini de mümkün kılabilir (Willis, 1993: 184). Esasen içinde her şeyin öğrenilerek içselleştirildiği gündelik hayat dönüştürülmeden, hiçbir talep ve hayalin gerçekleşmesi mümkün değildir. Buna rağmen yine de popüler ilgiler, günlük hayatın bilincine yönelik sorunlarla ilgilenmek yerine teorik bilincin analizine ilişkin sorunlarla ilgilenmeyi daha çekici kılmaktadır (Berger, Berger, Keller, 1985: 24).

Toplumsal yaşamdaki işaret, sembol, eylem ve niyetler doğal bir süreklilik içinde kendilerini yansıtmakta ve ancak gündelik hayat içinde anlamlandırılmaktadırlar. Toplumsalın çözümüne ilişkin bir dizi faaliyet, gündelik hayatın parçaları arasında yer alan eylem kalıpları ve davranış kodları, ayrıştıkları sürece ortak anlamlarını yitirecekleri yeni birtakım yapıları ortaya çıkarmaktadır. Kendisini oluşturan nesneler, mekanlar ve simgesel anlamlar siyasetten bağımsız gibi gözükse de, gündelik hayat, toplumsal yapının temel aldığı değerleri sürekli olarak yeniden düzenlemektedir. O, bize deneylerimiz ve ampirik algılamalarımız çerçevesinde yaşadığımız gerçekliği, olabilecek tek toplumsal hayat biçimi olarak gösterirken, yanı sıra kendisini de, herkesi mutluluğa eriştirmekte özgür bıraktığını iddia eden bir hayat tarzı olarak takdim etmektedir. Bu ise, yarışmacı bir etik çerçevesinde yaşayan insanların birbirlerinden kopmalarına, atomlaşmalarına, verili toplum düzeni karşısında kendi yalnızlıkları içinde kalmalarına yol açmaktadır. Doğal olarak da bu durum, toplumsal sistemin insanlar üzerindeki egemenliğini kolaylaştırmasına ve artırmasına imkan hazırlamaktadır (Oskay, 1989: 7-9).

Gündelik hayat bir toplumsal metin olarak da ele alınabilir. Çünkü o açıkçası bilimler tarafından saptanan, teknikler tarafından hakim olunan, zorlamalar eşliğinde sabitleşen bir sonuç görünümündedir. Burada daha derinlerde gezinen anlam yapıları başta olmak üzere, gündelik hayatın düzenlenmesi, bölümlere ayrılması, zaman kullanımının kontrolü ve titiz bir şekilde örgütlenmesi gibi konular bir metin olarak okunabilir şekilde yer almaktadır (Lefebvre, 1998: 64). Örneğin bu bağlam içinde yer alan kültür, insanların gündelik hayat karşısında geliştirdikleri ve tarihsel olarak semboller şeklinde tevarüs etmiş oldukları bir anlamlar bütünüdür. Anlamlar örüntüsünün tarihsel aktarımına işaret eden bu semboller, insanların gündelik hayata ilişkin bilgi ve tutumlarını ilettikleri, devam ettirdikleri araçlarda ve tevarüs ettikleri kavramlarda ifadesini bulmaktadırlar. Böylelikle kültür, diğer bütün faaliyetleri devam ettirdiği var sayılan bir “kurucu ruh” olmaktan daha çok, bir anlamlandırma sistemi olarak dikkat çekmektedir. Anlamlandırma sistemi, bir yandan gömülü olduğu semboller dünyası aracılığıyla sosyal hayatı inşa ederken, bir yandan da bunu, o evrenin üyelerine gerçeklik olarak dayatmaktadır. Böylece belirli bir hayat tarzı ile gerçeklik arasındaki ilişkileri dengeleyen kültür, (Sarıbay, 1994: 65, 94-95), sembol oluşturma süreçlerinden doğan ve özgül biçim ve yansımaların toplamı olarak ortaya çıkan gelenekler aracılığıyla da varlığını devam ettirmektedir (Brown, 1989: 65). Kültürün gündelik hayat fenomeninin temel bir parçası olarak gündeme gelmesi böylece söz konusu olmaktadır.

Literatürde Avrupa’nın, kitle kültürünün gelişimine verdiği tepki içinde doğan ve köklerini şehir yaşantısında bulan temelleriyle ilişkilendirilen gündelik hayat, bir özgürleşme alanı olarak tasvir edilmektedir. Artık gündelik hayat, yaygın biçimde modernliğin bir toplumsal kategorisi olarak değerlendirilmektedir. Gerçi geleneksel toplumlarda da bir gündelik hayat stilinden söz etmek mümkündür. Ne var ki bu stil, modernlik evreni içinde üretilen bir yaklaşımın ürünü olarak yeniden keşfedilmektedir ve bu yönüyle de günümüzdeki hakim yaklaşımların etkilerine açık bir bakışın ürünü olmaya mahkum olmaktadır. Modern dönemde gündelik hayat, daha çok bir karmaşıklığı, altüst oluşları ve hatta toplumsal bir öznelliği yansıtırken tarihsel olan bu kategori içinde biçimlendirilerek yeniden tasvir edilmektedir. Bu nedenle günümüzdeki toplumsal değişmelerin temel yönelimlerini olduğu kadar gelenekteki unsurlarını da tespit edebilmek ancak gündelik hayatın modern tasavvurlarından hareketle mümkün olabilmektedir.

Gündelik hayat özel ve kamusal karşıtlığını aşan bir toplumsal tecrübenin ürünüdür. Kapitalizm sonrası çağdaş toplum, işbölümü ve birçok etmenden dolayı kaçınılmaz olarak kamusal ve özel ayrımı yarattığı için, çeşitli kurumsal etkinlikler dışında kişinin bir de özel hayatı olduğu görüşü, modern ideolojilerin önemli bir öğesi haline gelmiştir. Yine aynı yaklaşımlar içinde toplum, rolleri belirlenmiş bireylerin toplumca saptanmış ilişkiler içinde yürüttükleri pratikler olarak değil de, bireylerin ayrı ayrı kendi talep ve kararları uyarınca girdikleri eğilimlerin toplamı olarak görüldüğü için, kamusal-özel ayrımı bugün önemli bir rol oynamaktadır. Öyle ki artık özel hayat alanına belli bir kutsallık tanınmakta ve çoğu zaman bu durum hukuk aracılığıyla da pekiştirilmeye çalışılmaktadır (Belge, ty.: 836).

Gündelik hayatın tasviri ve çözümlenişine ilişkin sosyolojik çalışmalar günümüzde etnometodoloji başlığı altında ele alınmaktadır. Etno, bireylerin erişebileceği ortak bilgi birikimine, metodoloji ise, aktörün toplumsal dünyayı anlamasına ve bu anlamı iletmesini sağlayan stratejilere işaret etmektedir (Swingewood, 1998: 320). Etnometodoloji, insanların toplumsal dünyalarında ve günlük hayatlarında karşılaştıkları deneyimleri nasıl anlamlandırdıklarını ampirik olarak incelemektedir. İnsanların günlük yaşamdaki etkinlikleriyle, özellikle de toplumsal etkileşimin olduğu gibi kabul gören yönlerinin incelenmesiyle ilgilenen etnometodoloji, hem öznel ifadelerin hem de gündelik hayatın örgütlenmiş edinimleri gibi diğer pratik eylemlerin incelenmesine yönelmektedir (Poloma, 1993: 241-244). Genelde günlük/sıradan davranışların, meydana geldikleri evrende, bir düzene sokulduğu ve rasyonel olarak açıklanabilir olduğu düşünülür. Böylece toplumsal durumlar da, kendilerine katılanların gayretleriyle devam ettirilen anlamlı davranış süreçleri olarak görülür. Katılanların, gündelik hayatın gidişatına niteliğini veren her zamanki pratik kabul ve yargılarını devam ettirmek için deneyimlerini düzenlemeye çalıştıkları kabul edilir. Böylece o, büyük ölçüde Garfinkel, Husserl, Schutz ve Parsons’a kadar uzanan bir entelektüel miras içinde toplumun, gündelik faaliyetlerini hangi tarzda düzenleyerek anlamlı kıldığını veya bunları hangi tarzda başkaları için de izah edilebilir hale getirdiğini öğrenmenin bir yöntemi olarak dikkat çekmektedir (Burrell, Morgan, 1999: 54, 56). Nitekim etnometodolojistler de çalışmalarında, toplumsal durumu ve ona katılan fertlerin gündelik, mutat davranışlarına niteliğini veren, sorgulanmayan kabuller vasıtasıyla oluşturdukları eylemleri, aklî olarak açıklanabilir kılma tarzlarını tespit etme peşindedirler. Bu nedenle etnometodolojist, kendisini gündelik hayat dünyasını anlamaya adamıştır.

Bu yapıların gizilliği özellikle Alfred Schutz tarafından ele alınmıştır. Ona göre bilgi birikimimiz, zamanla tortu halinde çöken, yaşam dünyasının kültürü içinde yoğunlaşan ve dil aracılığıyla iletilen bireysel deneyimlere dayalıdır. Bu tür bilgilerin ancak küçük bir kısmı, tek bir insanın bilincinde bulunabilir. Aktörün bilgi birikimi, basitçe verilidir, pratiktir ve dünyanın nasıl işlediğiyle ilintilidir. Gündelik dünyanın, büyük ölçüde, eylemin sorgulanmayan klişeler şeklindeki otomatik alışkanlıklara indirgendiği bir yemek kitabı ya da reçete bilgisiyle birleşen, kendine özgü yapısı vardır. Schutz’un vurguladığı nokta, paylaşılan anlamların önemi, dünyanın “benim” olmaktan çok “bizim” olduğu düşüncesi ve karşılıklı semboller aracılığıyla dilsel bir topluluğun varolmasıdır. O, bireyin etrafında yükselen toplumsal dünyanın, dolayımsız, aile ve arkadaşlar gibi yakın ilişkiler içinde beliren kişisel ve tekil olandan, dolaylı ve çağdaşlara, öncekiler ve sonrakilerle ilişkiler anlamında daha anonim “onlar”a kadar uzanan bir ilişkiler ağından meydana geldiğini düşünmektedir.

Sosyoloji de başlangıç olarak, toplumsal dünyanın apaçık doğasını olduğu haliyle ele almaktadır ki bu da, aslında doğal tutum içinde kalan bireylerin karakteristik özelliğini incelemek demektir. Doğal tutum, başka bir şey olabileceği doğrultusundaki tüm şüpheleri askıya alarak, gündelik hayatın gerçekliğini kabul etmektir. Bu nedenle sosyoloğun, söz konusu dünyayı anlamak için, bireylerin hem kendi konum ve eylemlerini (aktörün niyet ve amaçlarını) tamamlayıp onlar üzerinde düşünmesi, hem de onların yapısını çözümleme yollarını açıklaması gerekir. Schutz, gündelik hayatı tam da bu noktada, kesintisiz bir deneyim ve eylem süreci olarak tanımlamaktadır. Dünya özel değildir, başkalarıyla paylaşılır. Varlıklarıyla hepimizin gelişmesini etkileyen ve birbiriyle etkileşim halinde olan çok sayıda aktör bulunmaktadır. Toplumsal gerçeklik de toplumsal dünya içindeki tüm nesnelerle olayların toplamından ibarettir. Ancak bu dünyanın, çeşitli iletişim biçimlerini gerektiren toplumsal ilişkiler etrafında kurulan bir yapısı da vardır. Yani bu, atomistik bir dünya değildir. Bir aktör, eylemin içeriğini yorumlamayı öğrenerek, başkalarının eylemlerini anlamak zorundadır. Schutz’a göre aktörün, içinde yer aldığı bu süreç üzerinde kafa yorması enderdir. Halbuki gündelik hayat özneler arasında sürmektedir. Bireyin bunu yapabilmesi için, onun, toplumsal dünyayı ideal tipler ya da tipleştirmeler gibi anlamlı dizilişlere göre yapılandırmasını sağlayan, ortak bir bilgi ve anlama birikimine sahip olması gerekecektir. Çünkü yaşantımızın en fazla kişisel olduğunu düşünebildiğimiz yanları bile, ilk bakışta hayli uzağında imiş gibi görünen olaylara biçim vermekte ve aynı zamanda bunlar tarafından da biçimlendirilmektedir (Swingewood, 1998: 316-318; Giddens, 1993: 115).

KAYNAK: www.necdetsubasi.com/

DR. NECDET SUBAŞI

NELER SÖYLENDİ?
@
Mehmet AYAZ

Mehmet AYAZ

DİĞER YAZILARI GÜNDELİK HAYAT VE DİNSELLİK - 3 19-06-2021 08:29 GÜNDELİK HAYAT VE DİNSELLİK - 2 12-06-2021 07:59 GÜNDELİK HAYAT VE DİNSELLİK 05-06-2021 08:30 SABIR 29-05-2021 00:09 DİN KARDEŞLİĞİ MES’ÛLİYETİ 22-05-2021 08:45 RAMAZAN’DA PAYLAŞMAK 08-05-2021 08:04 İHLASLI OLMAK 01-05-2021 08:27 RAMAZAN FAZİLET AYI 24-04-2021 09:16 RAMAZAN VE İBADET 17-04-2021 08:43 HAYAT VE GERÇEK 10-04-2021 08:56 İSRAF ETMEMEK 03-04-2021 08:38 SORUN ORTADA VE DEVAM EDİYOR 27-03-2021 07:43 DOSTLUK VE ZAMAN 22-03-2021 11:16 TÜKENMİŞLİK SENDROMU 13-03-2021 08:01 VEFALI OLMALIYIZ 06-03-2021 08:26 KİTAP OKUMAK 27-02-2021 00:01 ÖNCE İNSAN OLALIM 20-02-2021 10:52 İSRAF ETMİYELİM 13-02-2021 08:50 OKUMA ALIŞKANLIĞI 06-02-2021 11:03 ZAMANA İSYAN 23-01-2021 10:14 CEMAATTEN CEMİYETE 16-01-2021 10:05 EĞİTİMİ SİYASET Mİ YOKSA BİLİM Mİ GELİŞTİRECEK? 09-01-2021 10:23 BETERİN BETERİ VAR YIL 536 02-01-2021 10:10 BAHARLA BAŞLAYAN HİBRİT SAVAŞI 26-12-2020 10:18 ABD YAPTIRIMLARININ YAŞATTIĞI DEJAVU 19-12-2020 12:11 PARADOKSUN ADI:  AB - TÜRKİYE 12-12-2020 08:35 ENGELLENEN HAYATLAR 05-12-2020 09:39 BİR İDEAL UĞRUNA NE GÜNEŞLER BATMIŞ 28-11-2020 09:35 HEM DAHİ, HEM KAHİN, HEM YARDIMSEVER(!) 21-11-2020 10:23 BAKIN BURASI ÇOK ÖNEMLİ 14-11-2020 09:01 SURVIVOR ABD 2020 07-11-2020 09:36 HZ. PEYGAMBERİN LİDERLİK ANLAYIŞI 31-10-2020 08:32 DİRENİŞTEN İSYANA GİDEN BİR HALK 24-10-2020 08:35 BEN HUKUKÇU DEĞİLİM AMA… 17-10-2020 08:21 DİNİME DAHLEDEN BARİ MÜSELMAN OLSA 10-10-2020 08:54 PİYON DEVLETÇİKLER ÜZERİNDEN JEOPOLİTİK OYUNLAR 03-10-2020 09:26 MİLLİ VE YERLİ BİR BAŞARI HİKAYESİ 26-09-2020 09:34 İZOLASYON-ENTEGRASYON-ASİMİLASYON VE İSRAİL 19-09-2020 10:04 BU YOL, YOL DEĞİL 12-09-2020 09:05 ÜÇ TARAFI SULARLA DÖRT TARAFI SORUNLARLA ÇEVRİLİ ÜLKEM! 05-09-2020 08:12 DİKTATÖRLERİN ‘APTAL TUZAĞI’ 29-08-2020 08:48 THE ECONOMİST’TEN ŞAŞIRTAN YAZI 22-08-2020 09:06 TÜRKİYE’NİN AKDENİZDE HAK ARAYIŞI 15-08-2020 08:28 TÜRKİYE VE DÜNYA EKONOMİSİ ENTÜBE DURUMUNDA 08-08-2020 09:26 FETÖ’DEN İHANET İTİRAFLARI 25-07-2020 09:13 ‘BİZİM ÇOCUKLAR’ VE 15 TEMMUZ 18-07-2020 09:10 OTORİTENİN GÜDÜMÜNDEKİ ULEMA  (2) 11-07-2020 08:43 OTORİTENİN GÜDÜMÜNDEKİ ULEMA  (1) 04-07-2020 09:42 İLKESİZLİĞİN 3Y’Sİ 27-06-2020 09:10 MESCİD-İ AKSA – KURTUBA CAMİ – AYASOFYA 20-06-2020 11:03 DÜNYANIN YENİ PANDEMİSİ 13-06-2020 00:14 ERKEN SEÇİM VE MURPHY KANUNLARI 06-06-2020 12:21 İSLAM COĞRAFYASINDA BAYRAM 30-05-2020 08:55 EVDE BAYRAM VAR 23-05-2020 09:49 NAMÜTENAHİ DARBE DİSKURU 16-05-2020 10:10 TÜRK BASININDA BİR NOSTALJİ 09-05-2020 09:50 MASKESİZ KALDIK GERÇEK YÜZLER GÖRÜNDÜ 02-05-2020 10:39 KORONA VİRÜSLÜ GÜNLERDE ORUÇ 25-04-2020 10:50 KORONA VİRÜS KİME YARADI 18-04-2020 11:46 DÜNYANIN EFENDİLERİ, UŞAKLARI, KÖLELERİ (2) 11-04-2020 13:26 DÜNYANIN EFENDİLERİ, UŞAKLARI, KÖLELERİ 04-04-2020 12:24 KELEBEK ETKİSİ OLARAK KAOS VİRÜSÜ 27-03-2020 12:30 DÜNYANIN YENİ 11 EYLÜLÜ: KORONAVİRÜSÜ MÜ? 22-03-2020 10:52 DÜNYAYI HASTA EDEN VİRÜS 14-03-2020 22:52 DEĞERLİ YALNIZLIK  (!) 08-03-2020 08:22 DEPREM MAĞDURİYETİNDEN MAĞRURİYET ÇIKARMAK 18-02-2020 23:04 ELAZIĞ POZİTİF AYRIMCILIĞI HAKETMİYOR MU? 08-02-2020 00:07 DEPREMİN KAZANANLARI VE KAYBEDENLERİ 02-02-2020 11:29 ….. ERGENEKON – FETÖ – SİYASİ AYAK 28-01-2020 14:21 İŞİNİ YAPMAYA ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ 19-01-2020 09:19 ABD – İRAN ASALET SAVAŞI VE SONRASI 11-01-2020 23:53 TÜRKİYE - LİBYA (MEB) ANLAŞMASI 04-01-2020 00:09 YERLİ MİLLİ ARABAMIZ 30-12-2019 00:05 2019 AKILDA KALANLAR 29-12-2019 09:34 KADIN HAKLARI – İNSAN HAKLARI VE CENGİZ HAN 14-12-2019 08:57 İNTİFADA 07-12-2019 08:37 ŞEHİR TURİZMİNE BİR KATKIDA KANYONLARDAN 30-11-2019 08:46 MUALLİMLİKTEN ÖĞRETMENLİĞE 24 KASIM 23-11-2019 10:20 ŞEREFEİ DEVE SIRTINDA OLANLAR 09-11-2019 09:04 KİTAP FUARI 03-11-2019 09:48 BİR ATEŞKES ANTLAŞMASI VE SONUÇLARI 27-10-2019 10:46 ELAZIĞ VE TURİZM 20-10-2019 09:15 KIZLARIMIZ 13-10-2019 10:26 FİKİR KONDİSYONU SIFIR OLANLAR 28-09-2019 00:04 HOŞGÖRÜ 22-09-2019 09:46 EN ZENGİN MUTFAĞA SAHİBİZ 15-09-2019 09:57 KARŞIMIZDAKİ BEYAZ ÖNLÜKLÜLER DE İNSAN 07-09-2019 09:22 SURİYE VE SURİYELİNİN SORUNLARI 24-08-2019 09:11 ÜTOPYADAN GERÇEĞE AK PARTİ 21-08-2019 09:53 PİŞMAN DEĞİLLER VE OLMAYACAKLAR -2- 10-08-2019 08:33 PİŞMAN DEĞİLLER VE OLMAYACAKLAR -1- 03-08-2019 08:16 TARİH TEKERRÜRDEN İBARETMİŞ 25-07-2019 09:48 AK PARTİ'NİN YAPAMADIĞI YARATICI-YIKIM 13-07-2019 09:07 EKONOMİNİN GÖSTERGELERİ 22-06-2019 23:21 MESELE S-400'LER Mİ? 15-06-2019 08:39 ÖLÜME DAİR 09-06-2019 09:16 MAVİ MARMARA 02-06-2019 09:56 ÜLKELERİN İSLAMİLİK GÖSTERGESİ 25-05-2019 03:30 ORTADOĞU DENKLEMİNDE TÜRKİYE 18-05-2019 10:21 NECAŞİ'NİN ÜLKESİ 11-05-2019 10:44 AK PARTİ – DAVA – SİYASAL İSLAM 03-05-2019 09:03 İLKELER MANİFESTOSU 28-04-2019 09:27 SİYASET SATRANCINDA PİYON VEZİR MÜCADELESİ 21-04-2019 08:28 ELAZIĞ BELEDİYESİ'NDE YENİ DÖNEM 12-04-2019 09:18 2019 ELAZIĞ SEÇİM SONUÇLARI 06-04-2019 10:12 BELEDİYE SEÇİMLERİNDE SEÇECEKLER VE SEÇİLECEKLER İÇİN ÖNEMLİ BİR HATIRLATMA 29-03-2019 09:30 YENİ ZELANDA SALDIRISININ ANA UNSURLARI 22-03-2019 09:20 MESNEVİ'DEN İBRETLİK HİKAYE 16-03-2019 00:17 KADINLAR GÜNÜ ÜZERİNDEN KADIN İSTİSMARI 09-03-2019 08:15 SPESİFİK BİR DARBE 01-03-2019 09:32 İNSANLIĞIN ÇELİŞKİSİ 21-02-2019 09:16 KESNİZANİ – FETÖ- GUADİO 15-02-2019 09:23 MEDENİYET YOLUNDA KİTAP 07-02-2019 10:21 TOPLUMSAL DEPRESYON 01-02-2019 08:55 JEOTERMALİN KALKINMAYA ETKİSİ 24-01-2019 09:04 NİTELİKLİ İNSANLARDAN GERİYE KALANLAR 18-01-2019 09:49 BAŞKA BİR AÇIDAN NAYLON POŞET 10-01-2019 09:45 YENİ BİR YILA GİRERKEN 03-01-2019 09:19 FETÖ'DEN 2. SIZINTI HAREKÂTI 18-12-2018 09:37 31 MART BELEDİYE SEÇİMLERİ ÖNCESİ VE SONRASI ELAZIĞ (2) 11-12-2018 11:00 31 MART BELEDİYE SEÇİMLERİ ÖNCESİ VE SONRASI ELAZIĞ 04-12-2018 09:30 8 KÖŞE ŞAPKAYA YAKIŞMADI 26-11-2018 09:13 OSMANLI FESİNDEN BAŞKANLIK SİSTEMİNE 17-11-2018 22:44 10 KASIM (BİZİM GÜNEŞİMİZ) 12-11-2018 09:28 ULUL EMRE İTAAT FARZ MI? 04-11-2018 09:57 CUMHURİYET 29-10-2018 09:25 İTİBAR MI, PARA MI? 21-10-2018 09:55 İBNİ HALDUN'DAN KISSADAN HİSSE 14-10-2018 08:56 BİR TAVSİYE 06-10-2018 00:12 DİKTATÖRLEŞEN DEMOKRASİ 29-09-2018 12:22 SENTETİK DİNİN SPESİFİK TARİKATI 23-09-2018 08:22 FIRSATSEVERLİK 17-09-2018 09:50 KAOS 09-09-2018 09:58 TİTANİK 1912 - 2018 TÜRKİYE 02-09-2018 09:24 OLMASI GEREKENLER 30-08-2018 09:29 STRATEJİK ÇÖKÜŞ 26-08-2018 09:46 AKIL YOLU ENFEKSİYONU 16-08-2018 10:36 İNSANİ MİRAS 11-08-2018 09:15
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Spor Toto Süper LigOP
  • 1Beşiktaş4084
  • 2Galatasaray4084
  • 3Fenerbahçe4082
  • 4Trabzonspor4071
  • 5Demir Grup Sivasspor4065
  • 6Atakaş Hatayspor4061
  • 7Aytemiz Alanyaspor4060
  • 8Fatih Karagümrük4060
  • 9Gaziantep Futbol Kulübü4058
  • 10Göztepe4051
  • 11İttifak Holding Konyaspor4050
  • 12Medipol Başakşehir4048
  • 13Çaykur Rizespor4048
  • 14Kasımpaşa4046
  • 15Helenex Yeni Malatyaspor4045
  • 16Fraport-TAV Antalyaspor4044
  • 17Hes Kablo Kayserispor4041
  • 18BB Erzurumspor4040
  • 19MKE Ankaragücü4038
  • 20Gençlerbirliği4038
  • 21Denizlispor4028
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA