DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Mehmet AYAZ
Mehmet AYAZ
Giriş Tarihi : 12-06-2021 07:59

GÜNDELİK HAYAT VE DİNSELLİK - 2

Schutz, başkalarının davranışlarını tipleştirmenin ve yine, bizi saran dünyayı anlamak için kullandığımız bilgi birikiminin, bağlamdan bağlama değiştiğini iddia etmektedir: Biz bir çoğul gerçeklikler dünyasında yaşamaktayız. Bunların hepsi sınırlı anlam alanlarına göre tanımlanır. Toplumsal eylemde bulunan kişi, günlük hayatın akışında bu anlam bölgeleri arasında gider gelir. Birey, çalışma dünyasından ev veya eğlence hayatına ya da dini tecrübe dünyasına kaydığında, farklı temel kurallarla yüz yüze gelir. Bir alandan diğerine geçmek, davranışta bulunan kişinin normal kabiliyeti içinde olsa bile, ayrı dünyalar arasındaki farklılıkların üstesinden gelebilmesi için onun bir de bilinç atlamasını gerçekleştirmesi gerekir. Etnometodolojist sosyoloğun görevi, işte bu toplumsal dünyayı, içinde yaşamakta olanların bakış açılarını da dikkate alarak günlük hayatın yaygın yorumu açısından anlaşılabilir inşalar ve açıklamalar kullanarak çözümlemektir (Burrell, Morgan, 1999: 52-53).

Gündelik hayat, yorumlanmış bir gerçeklik alanı olarak kendini sunar ve bu sunum çok kere insanlar için anlamlı ve tutarlı bir bütünlük şeklinde görünür. Onun dünyası, toplumun sıradan üyelerince, hayatlarının sübjektif bir şekilde anlamlı hareketi içinde kabul edilen bir gerçeklik olarak görülmekle kalmaz, ayrıca bu, onların düşünce ve eylemlerine kök salmış bir dünya olarak da dikkat çeker. Çünkü hayat, ancak bunlarla gerçek bir şekilde korunup sürdürülebilir. Bu nedenle gündelik hayat formlarına dikkatli bir bakış, toplumsalın derin havsalasına ve bilgi envanterine ulaşabilmeyi sosyolog için mümkün kılar. Eğer modern toplumun bütün gerilimlerinin yaşandığı gündelik hayat, bir araştırma nesnesi haline getirilirse, hem her türden iktidarın baskı tekniklerine, hem de özgürleşme olanaklarına artık başka bir gözle bakmak mümkün olabilecektir. Sözgelimi dilin toplumsal baskıyı örtmekteki işlevi, tüketim ideolojisinin yarattığı yanılsamalar ve hatta iktidar aygıtları tarafından uygulanan terör bile, ancak gündelik hayat içinden bakılarak anlaşılabilecektir (Lefebvre, 1998). Çünkü çeşitli biçimlerde adlandırılan ekonomik terimlerle, statü gruplarının hareketlilikleriyle, kendi çıkarını gözeten birey anlayışıyla incelediğimiz toplum, bu kavramları yetersiz kılacak kadar karmaşıklaşmıştır.

Gündelik hayat, toplumun temel değerlerinin farklı toplumsal konumlardaki kişilerce paylaşıldığı, öğrenildiği ve haklılaştırıldığı bir alandır (Oskay, 1989: 7). Gündelik hayatın bilinci, bireye alelade olaylar arasında yolunu bulma ve yaşamını, diğer bireylerin arasında sürdürme olanağı veren bir anlamlar ağı sağlamaktadır. Bu ağların tümü, -ki birey bunları diğer bireylerle paylaşmaktadır- özel bir sosyal yaşam dünyası inşa etmektedir (Berger, Berger, Keller, 1985: 23). Aslında katı bir biçimde bölümlere ayrılmayıp tümüyle kaynaşmış olmasa bile, öğeleri birbiriyle bağlantılı bir bütün oluşturduğundan dolayı, toplum hayatının bir alanındaki kültür öğeleri diğer alanındakilerle bağlantılıdır ve onları karşılıklı olarak etkilemektedir (Turan, 1993: 39). Öte yandan gündelik hayat sadece bir planı, bir tasarımı ve bir hayali yansıtmamaktadır. Ortaya çıkan görüntüler hepten bir belirsizlik evreninde üretilmiş fotoğraflar da değildir. Kuşkusuz hayat bir talep işidir ve gündelik hayat da bir değişim, dönüşüm ve direnç sayesinde bir beklentiler toplamına dönüşerek kendini gerçekleştirmektedir. Nasıl her düzen kendi durumuna özgü düzensiz güçler tarafından kendini yok etme tehdidine karşı tekrar tekrar inşa edilmekteyse (Berger, 1993: 95), aynı şekilde gündelik hayat da kendi anlamlarını yeniden üretmek ve kurmak durumunda kalmaktadır.

Toplumsal hayat ekonomik, politik ve ideolojik olayların tamamından soyutlandığında da, geriye kalan yine sadece gündelik hayattır. Ne var ki bu hayat, toplumsal görünümün öteki yanlarından ya da düzeylerinden ancak zihinsel bir biçimde ayrıştırılabilir, çünkü o düzeylerle kopmaz bir şekilde iç içedir. Ancak onlar karşısında görece bir özerkliği de vardır ve o düzeylerden her hangi birine ya da tümüne indirgenmesi mümkün değildir (Belge, ty.: 836). Gündelik hayat, toplumun, zaman ve mekan değişkenlerine bağlı olarak kendi iç bünyesinde geliştirdiği dinsel, kültürel ve ekonomik pratiklerin, birbirleriyle örtüşerek belli bir tarih kesitinde somutlaşmasıdır. Bu iki değişkenden bağımsız bir toplumsal organizasyon varolamayacağı gibi, konusu gündelik hayatın kültürel tabakalaşmasını çözümlemekle sınırlı olan bağımsız bir yöntemden de söz edilemez. Burada zaman öğesi, en genel anlamda gündelik hayat pratiklerinin bir süreç içinde çözülme ya da bütünleşme doğrultusunda gösterdikleri farklılaşmaları ifade ederken, buna karşılık mekan öğesi de, söz konusu farklılaşmaların gündelik hayat içinde işlevselleşebildikleri sınırları yansıtmaktadır (Işın, 1985: 538). Gündelik hayatın dönüşümü, bu bağlamda zaman ve mekana bağlı unsur ve temaların sosyal hayatta değişime uğramasıdır. Sosyal hareketliliğin gündelik hayatı da etkilemesi kaçınılmazdır. Ne var ki, hegemonyatik anlamda devlet toplum ayrımlaşmasının kendini açıkça hissettirdiği bir evrende, gündelik hayatın, bu kopuşmalar içinde, yeni bir tarzı üretmesinden de söz edilebilir. Tabiri caizse gündelik hayatın dönüşümü, günlük siyasi-politik, uluslararası ve medyatik değişim komplekslerinin parçası olarak, hızla farklılaşan bir süreç içinde gerçekleşmektedir.

Bu değişimin, özellikle din bağlamındaki serüvenini izlemek gerekir. Bu bağlamda gündelik hayatın form ve işleyişini dikkate alan bir karşılaştırma, geleneksel olanla modern olan arasındaki karşılıklı dönüşümün yapısal yönlerini ortaya koyacak niteliktedir. Ancak bu dönüşümün izlerini sürebilmek için, modern ve modern öncesi dönemlerin güven ve risk alanlarını ele almak gerekecektir.

Genel olarak kapitalizm öncesi toplumlarda geleneğin etkisi daha güçlü görünmektedir. Geleneksel yapılarda hastalık, ölüm ve kuşakların birbirini izlemesi gibi, kişilerin hayatında sık sık görülebilen zorunlu değişiklikler de dahil olmak üzere halkın çoğunluğu için, günlük yaşamla gelenek arasında ahlaki sayılabilecek bir bağlantı söz konusudur. Bu tür sorunlarla yüz yüze gelmek ya da baş edebilmek zorunda kalındığında, geleneksel olarak yerleşmiş adetlerle uyum içinde bazı çareler sunan ve genellikle din içinde kök salmış kurallara başvurulmaktadır. Bu çerçevede gelenek dinden farklı olarak, belli bir inanç ve uygulama gövdesini değil, bu inanç ve uygulamaların, özellikle zamanla ilişkili olarak düzenlenme biçimine işaret etmektedir. Bu anlamda geleneksel yaşam biçimi rutindir. Ancak, yalnızca öylesine sürdürülen boş bir alışkanlık olmasından çok, asli olarak anlamlı olan bir rutindir. Yukarıda da belirtildiği gibi burada zaman ve mekan, modernliğin gelişmesiyle içeriksizleşen boyutlar gibi değildirler; bunlar, yaşanan etkinliklerin doğası içinde bir bağlam olarak yer almaktadırlar. Böylelikle gelenek, geçmiş, şimdi ve geleceğin sürekliliği içinde güveni sürdürdüğü ve bu tür bir inancı, rutinleşmiş toplumsal uygulamalara bağladığı sürece, ontolojik açıdan ihtiyaç duyulan güvenliğe temel bir biçimde katkıda bulunmuş olmaktadır (Giddens, 1993: 96, 113).

Geleneksel toplumlarda gündelik hayatın yavaş işleyişi, yaşanılan dünyayı kışkırtacak, ciddi dönüşümlere her an açık bir sosyal gerçeklik dünyasından söz etmenin neredeyse imkansız olmasından kaynaklanmaktadır. Hiyerarşik biçimde örgütlenmeyi sağlamış olan toplumsal alan, bir yandan din ve gelenekle, bir yandan da sınırlandırılmış bir dünya talebi içinde hayatın akışıyla tamamlanma çabası içindedir. Bu toplumsal modelin gerek siyasetin temsilcileri olarak yöneticiler ve gerekse gündelik dinselliğin kontrolünü üstlenen dini seçkinler tarafından sürekli olarak pekiştirildiği görülmektedir. Çünkü geleneksel toplumlarda din, bir kitle fenomeni olarak somutlaştırılmıştır ve artık esas işlevini bu çerçevede sürdürmektedir.

Modern öncesi dönemlerde güven ortamı, bölgeselleşmiş güvenin baskın rolüne bağlıdır. Zaman ve mekan içindeki toplumsal bağları istikrarlı kılmada, düzenleyici araç olarak akrabalık ilişkilerinden, tanıdık bir ortam sağlayan inanç ve ritüel tarzları olarak dinsel kozmolojilerden ve bugün ile bağlantılandırılma yolu olarak da gelenekten yararlanılmaktaydı. Modern dönemde ise toplumsal bağları istikrarlı kılma aracı olarak dostluk ya da cinsel yakınlıklarla ilgili kişisel ilişkiler belirleyicidir ve belirsiz zaman-mekan aralıklarındaki ilişkileri istikrarlı kılma yolu olarak, soyut kurgular etkili olmaktadır. Geçmiş ile geleceği bağlantılandırma tarzı olarak da geleceğe yönelik düşünceler belirleyici olmaktadır. Modern dönemde güven ortamı, böylelikle yerinden çıkarılmış soyut sistemlere yönelik ilişkiler içinde meşruiyet kazanmaktadır.

Risk ortamları açısından bakıldığında ise modern öncesi dönemlerde örneğin bulaşıcı hastalıkların yaygınlığı, iklimin güvenilmezliği, sel baskınları ya da diğer doğal felaketler gibi doğadan kaynaklanan tehdit ve tehlikeler, yağmacı ordular, yerel beyler, haydut ve hırsızlardan kaynaklanan şiddet tehditleri ve dinsel kayradan yoksun kalma ya da kötü bir büyünün etkisine girme gibi riskler ön plana çıkmaktadır. Buna karşın başta modernliğin düşünümselliğinden doğan tehdit ve tehlikeler olmak üzere, savaşın endüstrileşmesinden kaynaklanan insan şiddetleri ve modernliğin düşünümselliğinin benliğe uygulanmasından beslenen kişisel anlamsızlık tehditleri de modern dönemde yaygın olan risk ortamları arasında sayılmaktadır.

Gelenekselden modern olana geçişin tipik göstergeleri arasında yer alan yeni bilgi biçimleri, metalaşmış zaman-uzay ilişkilerinin değişimi, sonsuz terapi ve gerçek bolluğu gibi unsurlar, gündelik hayatın işleyişinde, rasyonalizasyon kapsamında tanımlanan bir dizi değişmeye yol açmıştır. Modern tarihin en önemli unsuru olarak rasyonalizasyon karsısında toplumların geleneksel yapıları bir bir dönüşüme uğramakta, böylece gelenek ve adetler de yerlerini, amaçlarla araçların mantıksal tutarlılık içinde birbirine bağlı olduğu davranış örgü ve kalıplarına bırakmaktadırlar (Berger, 1999: 100). Bu süreçte yeni adem-i merkezileştirme çabaları ekonomik, siyasal ve dinsel kurumları yerle bir ettikçe, zaman, nedensellik ve uzay gibi kavramların dönüşümüne bağlı olarak dinsel düşünce de, ya önemsiz bir role indirgenmekte ya da daha çok kült ve başka terapi biçimlerine dönüştürülerek gündelik hayattaki yerleri daraltılmaktadır (Frankel, 1991: 208-209). Toplumun genellikle ekonomik ve teknolojik alanlarında yoğunlaşan bu değişme, gündelik hayatın yapısını bütünüyle altüst etmektedir. Kısaca modern çağ, cismani olanın kutsal olana, aklın tutkuya, normların kendiliğindenliğe, yapının karşı-yapıya, toplumsallaşmanın toplumsallığa karşı amansız saldırısıyla tasvir edilmektedir (Bauman, 1998: 166).

Modernlik öncesi geleneksel toplumların en belirgin özelliklerinden biri, sembolik bütünleşmelerin din yoluyla gerçekleştirilmesidir. Modernizasyonun gerçekleşmesiyle birlikte bu bütünlük, önemli ölçüde birtakım tehlikelere maruz kalmış, çoğu zaman bu durum daha belirgin ve dramatik biçimlerde kendini hissettirmiştir. Modern toplumsal yaşamdaki yapıların çoğunda din, günlük yaşam üzerinde yaygın bir etki sağlamasına izin verilmeyecek şekilde, açık bir uyumsuzlukla karşı karşıya gelmektedir.

Modernlikle birlikte gündelik hayatın yapısını altüst ederek değiştiren etmenlerin başında kapitalistleşme temayülü ve kültürü gelmektedir. Gündelik hayatın nihai sonucu, metalaşma şeklinde tebarüz etmektedir. Endüstriyel kapitalizmin yayılmasıyla birlikte ortaya çıkan günübirlik hayatın karakteristik biçimleri, geleneksel toplum tiplerinde rastlanılanlardan oldukça farklıdır. Meta kapitalizminin bütün çelişkileri ve bunları dönüştürmeye yönelik ütopyacı arzular modernleşme sürecinde ortaya çıkmakta (Willis, 1993: 6), eşya, çevre ve zaman ölçüleri etrafında değişen bir hayat kavrayışı gündeme gelmektedir (Ülgener, 1981: 57). Öte yandan teknoloji de gündelik hayatın yapılarını etkileyen ve bu bağlamda nüfuzu giderek genişleyen bir bağımlılığın ideolojikleşen sembolü olarak ağırlık taşımaktadır. Illich, Şenlikli Toplum adlı çalışmasında seri üretim teknolojilerinin, insanları bürokrasinin ve makinelerin aksesuarları haline nasıl getirdiğini göstererek, modern sanayi toplumlarını sorgulamaktadır. Sorgulama derinleştirildiğinde, toplumsal ve bireysel bilincin, imge ve nesneler üzerinden teknolojiyi yansıttığı fark edilmektedir (Lefebvre, 1998: 54).

Tüketim, kapitalizmde toplumsal bir grup pratiğidir ve buna bağlı bir egemenlik, toplumda dinsel kurumlar dahil hemen her yapı üzerinde etkisini göstermekte yanı sıra üretilen hizmetlerin içeriği bile piyasa mantığına göre şekillenmektedir. Her şeyin son kertede mutlaka pazarlanabilir oluşu, kapitalizmin üretken sisteminde fiziksel çevreyi karmakarışık etmekte (Sarıbay, 1994: 82; Giddens, 1993: 106), bu anlayış içinde gündelik hayatın yapıları da yeniden kurularak değiştirilmektedir.

Gündelik hayatın dönüşümünde modern kitle iletişim araçlarının etkisi de yadsınamaz. İnsan dehasının bilgiyi yaygınlaştırmak ve toplumu aydınlatmak üzere ürettiği medya, modern gündelik hayat organizasyonunda tam karşıt bir oluşuma yani bir körleştirmeye hizmet edebileceğini hissettirmeye başlamıştır (Uğur, 1991: 168). Nihayet diğer kültürel ürünler de sonunda gündelik hayatın bütün aktörlerini kendine çekmeyi başarmaktadır. Artık burada, şiirselliğinden kopmuş ve katı bir tekdüzelik niteliği kazanmış apayrı bir “gündelik hayat”ın ortaya çıkışından söz etmek mümkün hale gelmiştir.

Bireyin konumu da bu etkilerden payını almakta ve konumu hızla sarsılmaktadır. Zijderveld’in Soyut Toplum (1985)’unda vurguladığı gibi çağdaş sosyolojik teorilerin çoğunda, insan sosyal sistemin taleplerine itaat eden, önceden tanımlanmış olan rolleri oynayan bir oyuncu sıfatıyla yer almakta; eşit olmayan gelir düzeyleri, farklı sağlık olanakları, statü ve güç ortamlarında modern birey, kendisinin gerçek yerinin ne olduğunu merak etmektedir. Çünkü her şeye rağmen dünya, ona bulanık bir şekilde gözükmektedir. Hatta modernizasyon süreci esnasında yalnızca toplumun yapıları değil aynı zamanda insanın bilinci de bölünme olayına maruz kalmaktadır. Bugün modern insanın gündelik hayat içinde karşılaştığı sorunlar, onun sosyal ve özel dünyalarının temel olarak anlamsız hale gelmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Sonuçta modern insan, mutlak anlam, özgürlük ve realiteyi kendi sübjektifliğinin duygusal aleminde aramayarak gündelik hayata katılmaktadır.

Modern bir toplumda bireylerin tipik durumları çok farklıdır. Günlük yaşamlarının değişik bölümleri, onları son derece farklı ve sık sık acımasızlık derecesinde zıtlaşan anlam ve deneyim dünyaları ile karşı karşıya getirmektedir. Modern yaşam ileri derecede kısımlara ayrılmıştır ve bu bölünmenin sadece gözlenebilir sosyal ilişkilerde değil bilinç düzeyinde de önemli tezahürlerinin olduğu fark edilmeye başlanmıştır (Berger, Berger, Keller, 1985: 76; Wagner, 1996: 16; Ülgener, 1981: 39). Genelleşmiş bir akılcılık tarafından üstleri örülmüş olan korkular günümüzde yatıştırılmış gibi görünse de aslında bugün, bunların yerini yenileri almıştır. Nükleer savaş tehlikesi ve ekonomik kriz tehditleri karşısında duyulan dehşet, doğanın dehşetini değil, ideolojik ve pratik akılcılığa geçilmesine rağmen varolan toplum terörünü yansıtmaktadır. Terör, korkuların üstüne eklenmektedir. Öte yandan günlük hayattaki küçük batıl inançlar da ortadan kalkmamış, bunların yerlerini, akılcılığın bir başka ürünü olan ideolojik kurgular almıştır. Ne var ki bu durum güvende olma, ahlakçılık ve ahlaki düzen gereksinimini engellememekte, bilakis körüklemektedir. Hatta güvenlik kaygısı, belli bir dönemden sonra da kurumsal bir hal almaktadır (Lefebvre, 1998: 50). Bu bağlamda ontolojik güven ile ilgili olarak yaşanan risk ve tehlikeler de toplumsal yaşamın diğer pek çok yönüyle birlikte dünyevileşmiş bulunmaktadır. Asıl olarak insanlık tarafından üretilen risklerle yapılandırılan bir dünyada, artık Tanrısal etkilere ya da kozmik güç ya da ruhların büyüyle yatıştırılmasına yer olmayacağı tasarlanmıştır (Giddens, 1994: 101). İnsan hayatını, biri harici diğeri de dahili olmak üzere iki kutup arasında düşünmek mümkünken, modern birey tek boyutlu insan haline getirilmiştir. Aklın taleplerinin geleneğinkilerin yerine geçmesiyle birlikte, bu taleplerle, önceki inançların sağladığından çok daha fazla bir kesinlik duygusu sunuyormuş gibi modern insan ikna edilmek istenmiştir. Burada dikkat çeken asıl husus, din ve geleneğin ortaklaşa bir şekilde tamamladıkları bir ontolojik güvenlik strüktürünün, modern dönemde de meşru bir dayanak olarak kullanılmasıdır. Ontolojik güvenlik çoğu insanın kendi öz kimliğinin sürekliliğine ve çevredeki toplumsal ve nesnel eylem ortamlarının sabitliğine duydukları ihmale işaret etmektedir (Giddens, 1994: 41, 85).

KAYNAK: www.necdetsubasi.com/

DR. NECDET SUBAŞI

NELER SÖYLENDİ?
@
Mehmet AYAZ

Mehmet AYAZ

DİĞER YAZILARI GÜNDELİK HAYAT VE DİNSELLİK - 3 19-06-2021 08:29 GÜNDELİK HAYAT VE DİNSELLİK - 2 12-06-2021 07:59 GÜNDELİK HAYAT VE DİNSELLİK 05-06-2021 08:30 SABIR 29-05-2021 00:09 DİN KARDEŞLİĞİ MES’ÛLİYETİ 22-05-2021 08:45 RAMAZAN’DA PAYLAŞMAK 08-05-2021 08:04 İHLASLI OLMAK 01-05-2021 08:27 RAMAZAN FAZİLET AYI 24-04-2021 09:16 RAMAZAN VE İBADET 17-04-2021 08:43 HAYAT VE GERÇEK 10-04-2021 08:56 İSRAF ETMEMEK 03-04-2021 08:38 SORUN ORTADA VE DEVAM EDİYOR 27-03-2021 07:43 DOSTLUK VE ZAMAN 22-03-2021 11:16 TÜKENMİŞLİK SENDROMU 13-03-2021 08:01 VEFALI OLMALIYIZ 06-03-2021 08:26 KİTAP OKUMAK 27-02-2021 00:01 ÖNCE İNSAN OLALIM 20-02-2021 10:52 İSRAF ETMİYELİM 13-02-2021 08:50 OKUMA ALIŞKANLIĞI 06-02-2021 11:03 ZAMANA İSYAN 23-01-2021 10:14 CEMAATTEN CEMİYETE 16-01-2021 10:05 EĞİTİMİ SİYASET Mİ YOKSA BİLİM Mİ GELİŞTİRECEK? 09-01-2021 10:23 BETERİN BETERİ VAR YIL 536 02-01-2021 10:10 BAHARLA BAŞLAYAN HİBRİT SAVAŞI 26-12-2020 10:18 ABD YAPTIRIMLARININ YAŞATTIĞI DEJAVU 19-12-2020 12:11 PARADOKSUN ADI:  AB - TÜRKİYE 12-12-2020 08:35 ENGELLENEN HAYATLAR 05-12-2020 09:39 BİR İDEAL UĞRUNA NE GÜNEŞLER BATMIŞ 28-11-2020 09:35 HEM DAHİ, HEM KAHİN, HEM YARDIMSEVER(!) 21-11-2020 10:23 BAKIN BURASI ÇOK ÖNEMLİ 14-11-2020 09:01 SURVIVOR ABD 2020 07-11-2020 09:36 HZ. PEYGAMBERİN LİDERLİK ANLAYIŞI 31-10-2020 08:32 DİRENİŞTEN İSYANA GİDEN BİR HALK 24-10-2020 08:35 BEN HUKUKÇU DEĞİLİM AMA… 17-10-2020 08:21 DİNİME DAHLEDEN BARİ MÜSELMAN OLSA 10-10-2020 08:54 PİYON DEVLETÇİKLER ÜZERİNDEN JEOPOLİTİK OYUNLAR 03-10-2020 09:26 MİLLİ VE YERLİ BİR BAŞARI HİKAYESİ 26-09-2020 09:34 İZOLASYON-ENTEGRASYON-ASİMİLASYON VE İSRAİL 19-09-2020 10:04 BU YOL, YOL DEĞİL 12-09-2020 09:05 ÜÇ TARAFI SULARLA DÖRT TARAFI SORUNLARLA ÇEVRİLİ ÜLKEM! 05-09-2020 08:12 DİKTATÖRLERİN ‘APTAL TUZAĞI’ 29-08-2020 08:48 THE ECONOMİST’TEN ŞAŞIRTAN YAZI 22-08-2020 09:06 TÜRKİYE’NİN AKDENİZDE HAK ARAYIŞI 15-08-2020 08:28 TÜRKİYE VE DÜNYA EKONOMİSİ ENTÜBE DURUMUNDA 08-08-2020 09:26 FETÖ’DEN İHANET İTİRAFLARI 25-07-2020 09:13 ‘BİZİM ÇOCUKLAR’ VE 15 TEMMUZ 18-07-2020 09:10 OTORİTENİN GÜDÜMÜNDEKİ ULEMA  (2) 11-07-2020 08:43 OTORİTENİN GÜDÜMÜNDEKİ ULEMA  (1) 04-07-2020 09:42 İLKESİZLİĞİN 3Y’Sİ 27-06-2020 09:10 MESCİD-İ AKSA – KURTUBA CAMİ – AYASOFYA 20-06-2020 11:03 DÜNYANIN YENİ PANDEMİSİ 13-06-2020 00:14 ERKEN SEÇİM VE MURPHY KANUNLARI 06-06-2020 12:21 İSLAM COĞRAFYASINDA BAYRAM 30-05-2020 08:55 EVDE BAYRAM VAR 23-05-2020 09:49 NAMÜTENAHİ DARBE DİSKURU 16-05-2020 10:10 TÜRK BASININDA BİR NOSTALJİ 09-05-2020 09:50 MASKESİZ KALDIK GERÇEK YÜZLER GÖRÜNDÜ 02-05-2020 10:39 KORONA VİRÜSLÜ GÜNLERDE ORUÇ 25-04-2020 10:50 KORONA VİRÜS KİME YARADI 18-04-2020 11:46 DÜNYANIN EFENDİLERİ, UŞAKLARI, KÖLELERİ (2) 11-04-2020 13:26 DÜNYANIN EFENDİLERİ, UŞAKLARI, KÖLELERİ 04-04-2020 12:24 KELEBEK ETKİSİ OLARAK KAOS VİRÜSÜ 27-03-2020 12:30 DÜNYANIN YENİ 11 EYLÜLÜ: KORONAVİRÜSÜ MÜ? 22-03-2020 10:52 DÜNYAYI HASTA EDEN VİRÜS 14-03-2020 22:52 DEĞERLİ YALNIZLIK  (!) 08-03-2020 08:22 DEPREM MAĞDURİYETİNDEN MAĞRURİYET ÇIKARMAK 18-02-2020 23:04 ELAZIĞ POZİTİF AYRIMCILIĞI HAKETMİYOR MU? 08-02-2020 00:07 DEPREMİN KAZANANLARI VE KAYBEDENLERİ 02-02-2020 11:29 ….. ERGENEKON – FETÖ – SİYASİ AYAK 28-01-2020 14:21 İŞİNİ YAPMAYA ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ 19-01-2020 09:19 ABD – İRAN ASALET SAVAŞI VE SONRASI 11-01-2020 23:53 TÜRKİYE - LİBYA (MEB) ANLAŞMASI 04-01-2020 00:09 YERLİ MİLLİ ARABAMIZ 30-12-2019 00:05 2019 AKILDA KALANLAR 29-12-2019 09:34 KADIN HAKLARI – İNSAN HAKLARI VE CENGİZ HAN 14-12-2019 08:57 İNTİFADA 07-12-2019 08:37 ŞEHİR TURİZMİNE BİR KATKIDA KANYONLARDAN 30-11-2019 08:46 MUALLİMLİKTEN ÖĞRETMENLİĞE 24 KASIM 23-11-2019 10:20 ŞEREFEİ DEVE SIRTINDA OLANLAR 09-11-2019 09:04 KİTAP FUARI 03-11-2019 09:48 BİR ATEŞKES ANTLAŞMASI VE SONUÇLARI 27-10-2019 10:46 ELAZIĞ VE TURİZM 20-10-2019 09:15 KIZLARIMIZ 13-10-2019 10:26 FİKİR KONDİSYONU SIFIR OLANLAR 28-09-2019 00:04 HOŞGÖRÜ 22-09-2019 09:46 EN ZENGİN MUTFAĞA SAHİBİZ 15-09-2019 09:57 KARŞIMIZDAKİ BEYAZ ÖNLÜKLÜLER DE İNSAN 07-09-2019 09:22 SURİYE VE SURİYELİNİN SORUNLARI 24-08-2019 09:11 ÜTOPYADAN GERÇEĞE AK PARTİ 21-08-2019 09:53 PİŞMAN DEĞİLLER VE OLMAYACAKLAR -2- 10-08-2019 08:33 PİŞMAN DEĞİLLER VE OLMAYACAKLAR -1- 03-08-2019 08:16 TARİH TEKERRÜRDEN İBARETMİŞ 25-07-2019 09:48 AK PARTİ'NİN YAPAMADIĞI YARATICI-YIKIM 13-07-2019 09:07 EKONOMİNİN GÖSTERGELERİ 22-06-2019 23:21 MESELE S-400'LER Mİ? 15-06-2019 08:39 ÖLÜME DAİR 09-06-2019 09:16 MAVİ MARMARA 02-06-2019 09:56 ÜLKELERİN İSLAMİLİK GÖSTERGESİ 25-05-2019 03:30 ORTADOĞU DENKLEMİNDE TÜRKİYE 18-05-2019 10:21 NECAŞİ'NİN ÜLKESİ 11-05-2019 10:44 AK PARTİ – DAVA – SİYASAL İSLAM 03-05-2019 09:03 İLKELER MANİFESTOSU 28-04-2019 09:27 SİYASET SATRANCINDA PİYON VEZİR MÜCADELESİ 21-04-2019 08:28 ELAZIĞ BELEDİYESİ'NDE YENİ DÖNEM 12-04-2019 09:18 2019 ELAZIĞ SEÇİM SONUÇLARI 06-04-2019 10:12 BELEDİYE SEÇİMLERİNDE SEÇECEKLER VE SEÇİLECEKLER İÇİN ÖNEMLİ BİR HATIRLATMA 29-03-2019 09:30 YENİ ZELANDA SALDIRISININ ANA UNSURLARI 22-03-2019 09:20 MESNEVİ'DEN İBRETLİK HİKAYE 16-03-2019 00:17 KADINLAR GÜNÜ ÜZERİNDEN KADIN İSTİSMARI 09-03-2019 08:15 SPESİFİK BİR DARBE 01-03-2019 09:32 İNSANLIĞIN ÇELİŞKİSİ 21-02-2019 09:16 KESNİZANİ – FETÖ- GUADİO 15-02-2019 09:23 MEDENİYET YOLUNDA KİTAP 07-02-2019 10:21 TOPLUMSAL DEPRESYON 01-02-2019 08:55 JEOTERMALİN KALKINMAYA ETKİSİ 24-01-2019 09:04 NİTELİKLİ İNSANLARDAN GERİYE KALANLAR 18-01-2019 09:49 BAŞKA BİR AÇIDAN NAYLON POŞET 10-01-2019 09:45 YENİ BİR YILA GİRERKEN 03-01-2019 09:19 FETÖ'DEN 2. SIZINTI HAREKÂTI 18-12-2018 09:37 31 MART BELEDİYE SEÇİMLERİ ÖNCESİ VE SONRASI ELAZIĞ (2) 11-12-2018 11:00 31 MART BELEDİYE SEÇİMLERİ ÖNCESİ VE SONRASI ELAZIĞ 04-12-2018 09:30 8 KÖŞE ŞAPKAYA YAKIŞMADI 26-11-2018 09:13 OSMANLI FESİNDEN BAŞKANLIK SİSTEMİNE 17-11-2018 22:44 10 KASIM (BİZİM GÜNEŞİMİZ) 12-11-2018 09:28 ULUL EMRE İTAAT FARZ MI? 04-11-2018 09:57 CUMHURİYET 29-10-2018 09:25 İTİBAR MI, PARA MI? 21-10-2018 09:55 İBNİ HALDUN'DAN KISSADAN HİSSE 14-10-2018 08:56 BİR TAVSİYE 06-10-2018 00:12 DİKTATÖRLEŞEN DEMOKRASİ 29-09-2018 12:22 SENTETİK DİNİN SPESİFİK TARİKATI 23-09-2018 08:22 FIRSATSEVERLİK 17-09-2018 09:50 KAOS 09-09-2018 09:58 TİTANİK 1912 - 2018 TÜRKİYE 02-09-2018 09:24 OLMASI GEREKENLER 30-08-2018 09:29 STRATEJİK ÇÖKÜŞ 26-08-2018 09:46 AKIL YOLU ENFEKSİYONU 16-08-2018 10:36 İNSANİ MİRAS 11-08-2018 09:15
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Spor Toto Süper LigOP
  • 1Adana Demirspor00
  • 2Aytemiz Alanyaspor00
  • 3Altay00
  • 4Fraport-TAV Antalyaspor00
  • 5Medipol Başakşehir00
  • 6Beşiktaş00
  • 7Çaykur Rizespor00
  • 8Fatih Karagümrük00
  • 9Fenerbahçe00
  • 10Galatasaray00
  • 11Gaziantep Futbol Kulübü00
  • 12Giresunspor00
  • 13Göztepe00
  • 14Atakaş Hatayspor00
  • 15Kasımpaşa00
  • 16Yukatel Kayserispor00
  • 17İttifak Holding Konyaspor00
  • 18Demir Grup Sivasspor00
  • 19Trabzonspor00
  • 20Helenex Yeni Malatyaspor00
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA